PALU' RA

PALU' RA
Kûy a Spî

11 Mayıs 2018

49'LAR HAREKETÎNDEN DR FAÎK SAVAŞ'IN (ŞIYAR) YAŞAM HÎKAYESÎ


         

  49'LAR HAREKETÎNDEN DR FAÎK SAVAŞ'IN (ŞIYAR) YAŞAM HÎKAYESÎ







                                                Dr. Faik Savaş ( Faik Abdullah)






Dr.Faik Savas , Kürd Ulusal mücadelesinde meşaketli  yasami , memleketinden ve ailesinden uzak tam-ı tamına yarım asır ( 50 yıl)  hasretle  sürdürmüştür.
Kürd tarihinde verdiği mücadele ve emeğinin Kürd halkı tarafindan bilinmesi için bu yazıyı kaleme alıyorum.

Çolig coğrafyasında yakın dönem Kürd Ulusal davasında Faik Savaş , kuşkusuz önemli bir şahsiyettir.
Ülkesinde (Güney Kurdistanda) ve Almanyada çoğunlukla yaşasada , memleketi Çolig/Dareheni topraklarına geri dönüşsüz uzun yolculuğa (sürgün) yarım asır önce çıkmıştı.
Hemde yola çıkarken  dönüşü belli olmayan sadece gidiş biletini kesmişti.
Fiziken memleketinden, ailesi,yakınlarından uzak, en iyi koşullarda mesleğini icra etsede
günleri acı ve özlemle geçer.
Bir dönem (1991) tıpkı Nureddin Zaza gibi oda sürgün psikolojisine dayanmayarak ülkesine/ailesinin bulunduğu alana illegal yollardan gelir.
Eski meslektaşları başta olmak üzere bürokraside yer almış eski arkadaşlarıyla ilişkiye geçerek dönüş kararında yardım talebinde bulunur.

Güvendiği ve tanıdığı bu arkadaşların çoğu kendisiyle ilişkiyi kabulenmez. Azda olsa  kabuleden arkadaşlarıda korkudan illerde başlarına geleceklerini hesaplayarak yardım etmekten imtina ederler.

Bu durum onda hayal kırıklığı  yaşamasına neden olur.
Çünkü herşey onun bildigi eski dostluk ve arkadaslıklar artık bitmişti.
Aile bireyleri bu konuda çok duyarlı oldukları, sistemle barışık olamadıkları için Dr.Faik Savaşa bir faydaları dokunmaz.
Bu umutsuzluk , yaşamının ülkede tehdit altında olduğu gibi illerde yargı ve hükümet tarafından aranmasını dikkate alarak tekrar memleketinden uzak sürgün yaşamına mecbur kalır.

Dareheni/Ülyan köyünden yaşama  başlayarak, Nusaybin,Diyarbakır
,Xarpet, Istanbul,Silvan,Güney Kurdistan,Berlin,Stuttgart ve en son Duhoq'ta nihayetlenen bir yaşamın özetinde bahs ediyorum.





FAÎK SAVAŞ HAKKINDA DERLEDÎĞÎM BÎLGÎ KAYNAKLARIM ?





Dr.Faik Savaş ile ilgili derledigim bilgilerin kaynağını öncelikle sizinle paylaşayım.
Merhum, Dr Faik Savaşı 1999-2000 yıllarında Med TV'de VATIŞ programının medatörü olarak ziyarete gitmiştim..
Iki Saitler olayının dosyasını  proğramıma almıştım.
Bu konuya vakıf davanın hem tanığı hem sanığı Dr.Faik Savaş hemşerim  ilk akla gelen isimdi.
Çünkü, Dr Faik  iki Saidin hem 49 lar davasında beraber yargılandığı arkadaşları, hemde ,1970 li yıllarında kurulan  ,KDP-T,örgütünde de beraber dava arkadaşıdırlar.
Dr Faik Savaşı programıma konuk olarak davet etmek icin Stuttgarta kendisini ziyarete gitmiştim.
Dr Faik Savaş programıma katılacağını söyledi.
Yaklaşık 1,2  ay  sonra yapacağım proğram için tekrar kendisini ziyarete gitiğimde, programın formatı başta olmak üzere proğramda konuşacağımız konular üzerinde fikir teatisinde bulundum.
Dr Faik Savaş bana bazı gerekçeler öne sürerek programıma şuanda katılmam uygun değildir,dedi. Tabi konu üzerinde bu ortamda kojüktürel durum başta olmak üzere ,bu tasfiye olayında başta aile ve muhatap olan siyasi oluşumları germek istemediğini konuşmalarından anladım.
Kısaca bildiklerini bir sır olarak sanırım vefat edinceye kadar hiç konuşmadı.

Ikinci bilgi kaynağım hi kuşkusuz en önemlisi olan aile bireylerinden kardeşi mamoste Kazım hoca sağolsun istedigim tüm bilgileri  bana aktardı.
Tabi kardeşi,  ailesi ve ağabeyi hakkında yaşamıyla ilgili bildiklerini çok detaylı sosyal medya üzerinde görsel ve şifahi olarak bana anlatı.
Abisinin siyasi ilişkileri hakkında da detaylı bilgilere sahip değildi.
Sadece Kürd basınına abisi ile ilgili yansıyanları takip etmişti,o konuda bilgi sahibiydi.

Aileden ikinci ilişki kurduğum kişi eniştesi yakın köylüm ve ağabey Ehmed Kasımoğlunun sorduğum sorulara bildigi kadarıyla bana aktardı.

Dr.Faik Savaş hakkında yine dava arkadaşı 29 Haziran 1969 da 14 kişiyle  kurdukları partiden Avukat Osman Aydın la yaptığım şifahi görüşlerden aldığım bilgilerdir.
Ankarada kurulan bu partiden bir diğer arkadaşı ve aynı zamanda aynı şehirde beraber kaldığımız ve bana yakın ikamet eden Kürd siysetçi Yılmaz Çamlıbel ile yaptığım  görüşmedir.
Yılmaz ağabey de bu toplantıya katılmış ,ama Dr.Şivan ile ortak hareket etmeyerek M.Emin Bozarslanla beraber ayrılıyorlar.
Anlatımlara göre Yilmaz ağabey 48 yıldır sır gibi sakladığı bu toplantıya katıtdığını kimseye söylememiştir.
Dr.Şivan nin belgesinde ilk defa katıldıgını itiraf ediyor.
Eşinin bana anlatımlarında ben yeni ,yeni duydumki Yilmaz bey Ankaradaki toplantıya katılmıştır.

Bir başka kaynağım Avukat Hüseyin Turhallıdır.
Dr Faik Savaşını vefat haberini ilk ben ona ilettim.
Ertesi gün Faik Savaş ile ilgili bir yazı kaleme aldı.
Tabi bana yazıda yazmadığı epey bilgilerde aktardı.

Tüm bu kaynaklarla beraber Kürd yazıılı kaynaklarınıda taradım.
Bu bilgileri derleyip,rafine ederek metodolojik bir şekilde kaleme almaya  çalışacağım.
Kısaca bilgi kaynaklarımı sizinle paylaştım.
Bu konuda eksik ve taraflı bilgiler olursa yapıcı ve eleştirisel katkı sunacaklara şimdiden teşekkür ederim.




FAÎK SAVAŞ IN ÇOCUKLUK YAŞAMI VE AİLESİ HAKKINDA DERLEDÎGIM BİLGİLER ?



                                             Dr.Faik Savaş ,yegenleriyle



Dr.Faik Savas 9 Eylül 1935 tarihinde Çolig/Dareheni-Ulyan köyünde doğmuştur.
Babasının adı Abdullah, Annesinin adı da Koçer Xatundur.
Dr.Faik Savaş ailenin en büyük çocuğu olup, sırasıyla "Ahmet,Feyzi,Kazim,Kadriye,Sıdkı,Bedri,Sami ve Semra olmak üzere toplam dokuz kardeştirler. Babası Abdullah bey KEY /Teyrun  ailesinden olup, dayı tarafı ise Key Xaç veya Key Xçi olarak tanınan Ermeni kökenli bir ailedir.
Dareheni coğrafyası 1915 öncesi Ermenilerin yaşadığı en yogun bir bölgedir.
Osmanli tarihçisi Arnavut kökenli  Şemsettin Sami nin Kamus-ul Alem eserinde 1900 lu yılarda Darheni nüfusun 3/1 Ermeni olduğunu yazar.
Annesi Koçer Xatun ise yine aynı köyden ayni kabileden KEY /IREM (Barıg) kabilesindendir.
Malumunuz Ulyan köyü Dareheni ilçesine bağli Yeğki bölgesi  sınırıları içindedir.
1925 Şeyh Said hareketinde babası Abdullah Bey 11 yaşındadır.
Babasi 1910 lu yıllarda Çanekkale savaşnıa gidip,harp zayiatı olarak aileye bildirilmiştir.
Abdullah bey yetim büyümüştür.
Annesi amcasıyla evlenidirilr.
Abdullah amcasının ticaretle meşguliyetinden dolayı hesap ve okumaya ilgi duyar.

Abdullah bey askere gider askerde cavuş statüsünde tamamlar okuma yazmasını burada da çok ilerletir.
O dönemde askerligini Çavus olarak yapanlara astsubay veya polis statüsüne alıyorlardı.
Abdullah bey müracat ederek polisliği tercih eder.
1946 yılında göreve başlar. Îlk görev yeri Nusaybindir.
Faik Savaş ilkokulun ilk sinıfına 12 yaşında gecikmeli olarak  burada başlar.
Babasının tayini  Diyarbakıra çıktığında  Süleyman Nazif ilkokulunu  okur.
Liseyi babasının Xarpete tayini çıkmasından dolayi Elazığ lisesini 1957,1958 tarihinde bitirir.
Faik savaş lisesinde çok başarılı bir ögrenciydi.
Ailesinin aktardıği bilgiye göre Îl sıralamasında bir veya ikinciydi.
Sınavlara girerek Ingilterede okumak üzere Atom Mühendisliğini kazanır.
Annesinin  yurtdışına gitmesine rıza göstermediği için bu okula gönderilmedi.
Babası Abdullah beyde oğlu Faikin 49'lardan tutuklanması başta olmak üzere 1960 darbesinden dolayi ihraç edileceğini dikkate alarak Adana da memuriyet öncesi eski hizmetlerini birleştirerek yaklaşık 15 yıllık Polis mesleğinden emekliye ayrılır.
Ve Dareheni ilçesine evini taışır.
Faik savaş ertesi yıl sınavlara tekrar girerek Istanbul Tıp fakültesini kazanır.
Kısaca ailesi ve çocuk luk dönemine ait bu bilgiler sanırım yeterlidir.



************





FAÎK SAVAŞ IN 49'LAR HAREKETÎ ,  CEZAEVÎ VE  SONRASI YAŞAMI ?





                                Sağ baştaki Dr. Faik Savaş , Üçüncü sıradaki Ömer Faruk Bilgin
                                (Şeyh Burhaneddin Bilginin oğlu, soldan üçüncü şehid Av. Şakir Elçi

                   (  Bu Fotoğraf Istanbul üniversitesi kantininde 1968,1969 çekilmiştir. Emin Coşkun'un
                               arşivinden alınmıştır.)



Dr.Faik Savaş Istanbul Tip Fakültesinde okurken Kürd tarihinde 49'lar hareketi olarak bilinen 50 Kürd gencinin tutuklaması olayında da  yer alır.
Bu dönemde Tip fakültesinin birinci sınıf ögrencisidir.
49'lar dosyasına fazla deginmiyeceğim.

 Dr Faik Savaş, 1959 yılında bu davadan dolayı tutuklu olduğu hücrede  hemşerimiz Avukat Hüseyin Turhallıya aktardığı bir anekdotu sizinle paylaşıyım.

 Sene 2002 Dr. Faik Savaş Sututgart'tan Nice'e çocuklarıyla beraber tatile gelmişti.
Muhabbetle kucaklaştık.
Günlerce birlikte Promonanede Des Anlges'de tur attık.
Sayısız anılarını anlattı.

Ve devamla,
.......

"49'lar olayında bizi hücrelere koyduklarında herkes şaşkındı.
Ne yapacağını bilmiyordu.
Gurubun en genç elemanı bendim.
 Hepimizi işkencelerden geçiriyor, lağım çukurlarına atıyorlardı.
Bir gün bir asker geldi.
"Tuvalette Cırdon bir fare ölmüş, onu bokun içinden ağzınla çıkaracaksın ve çiğ çiğ yiyeceksin" dedi. Boynumdan tutup tuvalete götürdü.
"Haydi bunu ağzınla çıkar ve ye" dedi.
O zaman tuvaletler taştan yapılıydı.
Altından sular geçiyordu.
Yani yarı açık bir tuvalet işte.

**************

Takatten düşmüş olsam da hala güçlüydüm.
Askeri tuttuğum gibi tuvalet çukuruna attım.
Ağzını bok içindeki ölü farenin üstüne dayadım.
"Ben değil, sen yiyeceksin.
Yoksa Ezrail'in ben olacağım" dedim.
Askeri bayıltıncaya kadar dövdüm ve sonra bağırdım.
"Bana bok yedirmeye çalışan Türk askerini öldürdüm.
Hepimizi öldürecekler.
Boyun eğmeyin.
Onurunuzla ölün" dedim.
Ve ondan sonra isyan başladı. Bir uğultu, bir kıyamet koptu.
Bütün arkadaşlar isyana kalkmıştı.


******************



Faik Savas bu davada 1961 li yıllarda cezevinden çıkar.
Yarim kalan eğtimini tamamlayarak 1967,68 döneminde mezun olur.
Sakıncalı ve devlet görevine alınması yasaklanan Faik Savaş 1969 yılında Diyarbakır (Farqin-Silvan) da, daha sonra Diyarbakir Melikahmete  serbest doktor olarak muayenehanesini açar.
Devlet mesleğini devam ettirmesini engeler,
Dr Faik danıştayda dava açar davayı kazanmasına rağmen devletin güvenlik güçleri polis iş yapmasını engeler ve işyerini kapatır.
Balikkesire sürgüne gönderilmesi için hazırlıklarına baslar.


Dr. Faik 1969 yılının Kasım ayında Dr.Sait Kirmizitoprağın gurubundan kısa bir süre sonra Güney Kurdistana giderek arkadaşlarının bulunduğu kampa katılır.




FAÎK SAVAŞIN KDP-T KURULUŞUNDA YER ALMASI VE GÜNEY KURDISTANA GEÇÎSÎ







                             
                           Dr. Şivan (Sait Kırmızıtoprak'ın kitabından bu fotoğraf alınmıştır.


Dr Şıvan ve küçük bir gurup arkadaşıyla Batman'da buluşuyor.
Ekim/1969 tarihinde Güney Kurdistana geçis yapıyorlar.
Amaçları Güneyde Kurdistanda kamp kurup silahlı mücadele vererek Bağımsız-birleşik Kurdistan devleti kurmaktır.
Aslında güneye geçiş için çok kalabalık bir gurupla sözleşiyorlar.
Beklenen gün geldiginde çesitli bahaneler ile birçoğu verdiği sözü yerine getirmez.
Giden ilk gurubun icinde Reşo Zilan, Çeko,Soro,Brusk,Dr Şivan,Roni yer alan isimlerdir. Dr.Faik Savaş  (Şiyar)1,2 ay sonra oda güneye geçerek guruba katılır.

Dr Şivan ın KDP.T kurulması ile ilgili bilgileri aynı zamanda partinin kurucularından olan Avukat Osman Aydına atfen aktarıyorum.

Dr Şivan Güney Kurdistanda kamp kurup, parti kurma çalısmalarının hazırlıklarına devam eder. Avukat Osman Aydın partinin kurulmasıyla ilgili şu bilgileri aktarıyor.

Dr. Şıvan'ın (Sait Kırmızıtoprak) öncülüğünde,
Partîye Demoqrata Kurdistan Li Türkiyê (Türkiyede Kürdistan Demokrat Partisi) ismiyle 29 Haziran 1970 te kurulan partinin kurucuları 14 kişidir.
(Dr. Şıvan, Hikmet Buluttekin, Hasan Yıkmış, Nazmi Balkaş, Dr. Faik Savaş, Musa Anter, Hüseyin Saltık, Ziya Acar, Mehmet Emin Bozarslan, Abdulkerim Ceyhan, Yılmaz Çamlıbel, Remzi Kartal, Hıdır Kurum, Osman Aydın) oluşur.

Kuruluş toplantısında askerde olduğu için Hasan Yıkmış ( Brusk) bulunamamıştı.

Dr.Faik Savaş 1971 li yılların sonunda partisinden ayrılır.
Avukat Osman Aydın'la yaptığım şifahi görüşmelerde Ideolojik-politik olarak hiçbir gerekçe olmadan ayrıldığını söyledi.
Partiden ayrıldıktan sonrada gerek Doktor Faik,gerekse mensup olduğu parti herhangi bir açıklama yapmadı. Kısacası demokratik ve
herhangi bir zorlama olmadan bu ayrılıktan sonrada Dr.Faik bu konuda fazla konuşmakta istemiyordu.
Iki Saidler olayında çok ketum davranıyordu.
Ve bildiklerini bir sır olarak hep saklayıp, yaşanan ideoljik-politik  ortamın germek istemedi.


FAIK SAVAŞ IN AWRUPAYA GEÇÎŞÎ ;ALMANYADA ÎHTÎSAS VE ÜLKEYE (GÜNEY KURDÎSTANA GERÎ DÖNÜŞÜ ?



Iki Saidler olayının tasfiyesi olayınada tanık olan Dr.Faik Savaş ,yaşanan bu trajedilerden dolayı partisinden ayrilarak,
 1971'li yılların sonunda Almanya'ya geçerek Ortopedi dalında uzmanlık eğtimini yapar.
Dr.Faik Savaş gerek Necmettin Büyükkayanın kaleminden,gerekse Avukat M.Ali Aslan'ın anlatımlarinda 1973,74 yıllarında Batı Berlinde görüşüyorlar.
O dönem uzmanlık eğtimini Berlinde yapar.
1970'li yılların sonunda 1980 li yılların başında Almanya Stuttgart şehrinde Oretopedi alanında meşhur olarak bilinen PAULINEN HILFE hastahanesinde Klinik şefi olarak yıllarca çalışır.

1980 li yılarda Almanya'da çok rahat bir ortamı ve imkanı olmasina rağmen , yönünü çocuklarıyla beraber ülkesi Güney Kurdistana veriyor.

Duhoq şehrinde Azadi hastahanesinde başhekimlik yapar.
1991 Saddam Hüseyin Güney Kurdistana saldırınca sınıra yüzbinlerce insan hemde kendi ülkesinde mülteci duruma düştü.
O dönem Dr.Faik Savaşta sınıra gelir.
Ailesi kayıp olan Dr Faik Savaşı o dönem Diyarbekir HEP il başkanı Hüseyin Turhallı'nın aracılığıyla sınırda buluşturulur. Dr.Faik Savaş ülkede aile bireyleri yılların hasretiyle bir araya gelir.
Aile bireylerinden kardeşi  mamoste Kazım Hoca'nın anlatımıyla memleket veya metrapol şehirlerindeki birçok arkadaş ve dostuyla görüşür.
Dr.Faik Savaş memleketinde hizmet etmek ister.
Artık Güney Kurdistan veya Almanya'ya gitmeyi istemez.

Antalya,Ankara,Istanbul,Diyarbakir,Urfa basta olmak üzere dost ,meslekteki eski arkadaşlarıyla iletişime geçip, kalması için zemin arar.
Malesef bazı dost ve arkadaşları kendisine mesafeli durup,ilişkiye geçmezler.
Ama,kendisine yardım etmek isteyip,kalmasını sağlamak isteyen arkadaşları rizikoyu , ve Dr Faik 'in siyasi kimliğinden dolayı çekinirler.
Dr.Faik ortamın olumsuzluğunu artık herşeyin eskisi gibi olmadığını bildigi için  1991,92  li yıllarda tekrar Almanya'ya geçiş yapar.



Almanya Stuttgart şehirinde Ortopedi uzmanı olarak muayenehanesini açarak yaşamını devam etirir. Almanya'da 2013 yılında Felç hastalığı geçirmişti. kol ve bacakları iyi tutmuyor,
ama konuşma ve zihinsel olarak durumu iyiydi.
Eşi ve çocukları emekli oldukları için Güney Kurdistana yerleşmek istiyordu.
Dr.Faik Savaş'ta  gitmeye çok istekli olduğu için ülkeye dönüş yapıyorlar.

Bamernili bir kurmanc/Bahdini kızıyla (Vîyan) evlenir.
Eşi ve cocukları, (oğlu Lawîn, kızları Koçer, Sosin, Şengê, Şûxê ve Zerî adlı kızları) ailece  halen Duhoq ilinde ailesi yaşamaktadır.

6 Mayıs 2018 tarihinde vefat eden Dr Faik Savaş Duhoq şehrinde defin edildi.





FAîK SAVAŞ IN ÎLE ÎLGÎLÎ BÎR ANEKDOT'UM ?




Dr Faik Savaş ile ilk karşılaştıgımda , yaptığım görüşmede epeyce sohbet ettik.

Memlekete olan hasretinden dolayı benimle Kırdki/zazaki konuşmamı istedi.

Ve devamla  bana Çolig'den epeye şahsiyeti sordu.

Sorduğu insanların başında , Kelaxsili Burhaneddin Bilgin başta olmak üzere,
Said Bingöl ve köylüsü (akraba)ve çocukluk arkadaşı Molla Sadullah SAV hafızamda ilk akla gelenlerin başında gelir.

Ben , Dr Faik Savaşa dedimki !

Doktor sen diyiyorsun ki ! Molla Sadullah Sav benim çocukluk arkadaşım ve akrabamdır.

Kaderin aci cilvesine bak ? sen ömrünü Kürd davasına adadın ve sistem sana cezaevi,sürgün, hasret yaşamatmadığı zorluk bırakmadı.
Ama senin çocukluk arkadaşın hemde din adamı sıfatıyla sistemin en sadık insanlarındandır.

Çolig'de enbüyük caminin değişmez ve dokunulmaz bir hocasıydı.
Aynı zamanda sistemin önemli kurumlarından Çolig THK (Türk Hava Kurumu) şube
 baskanlıgını yılarca yaptı.
Yılarca işi gücü Çoligde THK adına para toplamaktı.
Toplanan paralar Kürdlerden alınıp, yine Kürd coprafyasında o kirli savaşta kulanmaktı.
Ve Molla Sadullah devletin,sistemin,Valinin ve tugay komutanın gözüne girmek için herşey yapıyordu,dedim!

Dr Faik Savaş beni dikkatlice dinleyip,ve şunlari söyledi.

Evet ! doğrudur yakınlarımdan bunları bende duydum.
Doğrusu çokta üzülmedim desem yalandır.
Ama şunu iyi bil Türk devleti onu kullanıp,kullanıp değersizleştirip bir kenara bırakacağından eminim.

Ve yıllar geçip, Molla Sadullah emekliye ayrıldı.
Uzun süre babamla yakın komşulukta yaptı.
Aile ilişkilerimiz olmadığı gibi sürekli mesafeli duruyorduk.
Molla Sadullah'ın hanımı evimizi ziyaret eden komşuları hep tembihlerdi,sakın ha... sakın... Hacı Keko'nun evine gitmeyin.
Çünkü onlar terörstirler ,sözlerini duymuştu babam.
O yüzden araları limoniydi.

Molla Sadullah sistem tarafından kullanılıp, işi bittirilip artık kullanılmaz hale geldiğine ilişkin aşağıdaki anekdotu sizinle paylaşayım.

Bir oğlu Antalya/Kemere  taşınır.
Antalya kökenli biriyle iş kurarak  işletmecilik yapar.
Aralarında ticareten kaynaklı kavgalar çıkar.
Darp edilemeler yaralanmalar başta olmak üzere olayda birkişide arada  ölür.
Konu mahkemelik olur.
Bu olayda Molla Sadullahın oğluda hüküm alır.
Molla Sadullah oğluna derki !
sen merak etme benim çok dostlarım var bu memlekete çok hizmet ettim.
Çoligde, görev yapmış Vali,General ve Ağır ceza reisleri dostlarım vardır.
Ben şimdi bunları devreye koyacağım,der.
Ankara-Antalya arasında mekik dokur ve oğlunun işini çözmek için mahkeme,bürokrasi ve diğer kurumlardaki dostlarına götürür.
Molla Sadullah gitiği tüm kapılardaki dostaları ne selam verir, nede ciddiye alırlar.
Çünkü karşı taraf Antalya/Kemerdeki ortağı Türk kökenlidir.
Devlet mahkme ve bürokrasisi ,hem korur,hem sahip çıkarlar.

Molla Sadullah birşey yapamamanın üzüntüsünü yaşayarak stres ve hastalık yaşar.

Molla Sadullah hastalığı ilerleyince ziyaretine giden insanlara şunu söyler.
Ben bu devlete o kadar hizmet ettimki,
Türkleri göklere çıkarmak için elimden gelen tüm fedakarlığı yaptım.
Bu devlet yaptığım bu hizmetleri ne gördü ,nede layıktır,der.
Ve devamla ölüm döşegi öncesi yaşadığı bu olaydan dolayı ben bu devleti o kadar yüceltim,göklere çıkardım.
Şimdi de beddua ediyorum.
Inşallah bu devlet yedi kat yerin dibine batar.
Ben bilseydim bunlar başıma gelecek bu kadar kıymetsiz ve değersiz muamele göreceğim,o onursuzluğu yaparmıydım.
Ve yakınindakilere vasiyete bulunur ve derki !
 bak ben yanlış ve hatalar yaptım,milletime o hizmeti yapsaydım. inanın !
Beni şimdi görkemli bir sekilde sahip çıkacaklardı.
Yakınıdakilere şunu söyler siz siz olun benim hattama düşmeyin.
Ve Allahın huzuruna nasıl gidecegimi ,
ne yüzle gideceğimin muhasebesini yapıyorum,der.

Benim durumuma Allah kimseyi düşürmesin.




SONUÇ,


Derlediğim bilgilerde eksik ve taraflı bilgiler olabilir.
Bu konuda doğru ve ek bilgiler yanında , eksik bilgiler üzerinde katkı sunacak arkadaşlara da şimdiden teşekkür ederim.

Kürd ve Kürdistan davasının yılmaz direnişçisi Kek Faik Savaş ,  güzel insan,  ruhun şad olsun.



ORHAN ZUEXPAYIC





6 Mayıs 2018

ZAZA FEDERASYONUN SELHATTÎN DEMÎRTAŞ ÜZERÎNE HEZEYANLARI ?



   

   ZAZA FEDERASYONUN SELHATTÎN DEMÎRTAŞ ÜZERÎNE HEZEYANLARI ?






                                             Kılavuzu Karga olanın burnu pislikten kurtulmaz.

                                                                                                         Atasözü







                                           ZAZACILIK YAPAN PARAMÎLÎTER ÇETE

                             


Geçen akşam telefonum çaldı.
Bir hemşerim bana Orhan Ağabey Zaza Federasyonu denilen sözde bir oluşum internet üzerinden bir oda açmıştır.
Bu oluşumun asil amacının hernekadar Zazaca dil,kültürü üzerinde olduğunu söyleselerde, tartışmanın ekseni Kürd sorunu,ulusal mücadelesi ve Kürd değerlerine saldırı olduğunu bana aktardılar.


Ve devamla bu odada yapılan tartışmalarda Selhattin Demirtaşın , Palu'lu Cimşit Beyin torunu olduğunu,Dersim ve Erzincan bölgesinde alevi katliamı yaptıkları yönünde bir hatipin konuştuğunu ve isminin Ekrem Artuk denilen emekli bir eğtimci olduğunu aktardı.
Bu konuda lokalde olsa bölgede yaptığım araştırmalardan dolayı Selhattin Demirtaş ve ailesi hakkında benden bilgi istedi. Bende ,aile hakkında bilgimin olduğu aynı aşiret ve bölgeden olmam hesabıyla bu arkadaşı şifahi olsada bilgilendirdim.

Düşündüm, bu iftiracı güruhun bu iftıralarını yazıya dökmek daha doğru olur.

Emekli bir egtimci olan Ekrem Artuk/Modan-Binziyar köyündendir.
Agabeylerini ve babasi hakkında bilgi sahibiyim.
Bir ağabeyilede çok samimi dostluk ilişkileimde vardır.
Aynı şekilde merhum babasıda babamla çok samimi dostlukları olduğunu belirtmek isterim. Malumunuz MODAN köyü 1925 hareketinde önemli bir beldemizdir.
Dareheni valisi Modanlı Feqi Hesenin köyüdür.
Bu Kürd değeri üzerinede iki adet yazı  kaleme aldım.

Şimdi gelelim asıl konumuza , Ekrem Artuk denilen unsur Selhattin Demirtaşla ilgili bilgileri google amcadan aldığı izini takip ettim.

Bu bilgilerin  AKP ve sistemin borazanlığını yapan ve asparga haberleriyle bilinen havuz medyasının en ahlaksız gazetesi Yeni Akiti referans almıştır.
Mehtap Yilmaz ismindeki bu hanımefendi Selhattin Demirtaşın Palu'lu Cimşit beyin torunu olduğu , Dersim ve Erzincanda 1914 yılında alevi katliami yaptığını yazmış , başkaca bilgide aktarmamıştır. Bu  bölgeyi bilen biri olarak ve bahse olan konuyu açıklamak istiyorum.
Çünkü bilgi kirliligi başta olmak üzere , zazacılık yapan bu çevrelerin MÎT,AKP ve derin devletin bile cesaret edemediği, bu kirli ve saçma bilgilerini bu zazacı güruh tarafından dile getirmesi gerçek niyetlerini ortaya koyuyor.


***********

PALUDAKÎ DEMÎRTAŞ SOYADLARI  ÜZERÎNE DERLEDÎĞIM BÎLGÎLER ?


Selhattin Demirtaş ve ailesi hakkında derlediğim bilgiler.

Selhattin Demirtaş ailesinin  kökeni Palu/Guewdere aşiretine bağlı Hatek köyündendir.
Benim köyümede komşu olup, yaklaşık bir saat yayan uzaklıktadır.
Ailesinin mensup olduğu Kırdki/zazaki tabirle KEY SÎSUN kabilesindendir.
Köyde 1960 lı yıllarda yakın akrabaları Kırdki/amcazade (Dezalarıyla) çıkan bir kavgadan dolayı Selhattin Demirtas'ın dedesi ve aile efradı Diyarbakira göç ederler.
Babası Tahir Diyarbekirde yine Palu/Ekrag Kırdki Ekrage -Diyezun köyünden Saadet hanımla evlenir.
Anne tarafından köyüde Ko-Spi nin eteğinde o kadim coğrafyadan olduğunu hatırlatmak isterim.
Bu köy Şeyh Said efendinin dedesi Şeyh Ali Septi nakşibendi tarikatını yaymak için Palu'ya geldiğinde Palu'da Cimşit bey ailesi bekar olan Şeyh Ali'nin yerleşmesine müsade etmez. Şeyh Ali o dönem Şeyh Şerif in ailesinin köyü Kelaxsi ve Selhattin Demirtaş'ın annesinin köyü Ekrek köyüne sığınır. Şeyh Ali ilk evliliğinide bu köyde yapar. Evlilik yaptığı hanimefendi YIBUN kabilesinden olup, anne tarafından da Kelaxsili Şeyh Şerif in akrabasıdır.

Kelaxsi ve Ekrek Kırd/zaza köylerinin Palu'lu Cimşit Bey üzerine yaptıkları baskılar sonucu Şeyh Ali Septi  Palu'ya yerleşir. Fazla detaylara girmeden Selhattin Demirtaşın ailesi hakkında sanırım bu bilgiler yeterlidir. Benimde mensup olduğum aşireten olan Selhattin Demirtaşı ailesi hakkında çok detaylı bilgilerede sahibim.


PALUDAKÎ SOYADI DEMÎRTAŞ OLAN KARACÎMŞÎT BEYLER ?

Bu aile hakkında da çok detaylI bilgiler elimde vardır. Bu ailenin bir bireyi olan Feyzullah Demirtaş Palu MIrdasi beyleri kitabının yazarıdır. Bu şahsıyet halen Istanbulda emekli/savcı yaşamaktadır. 1959 yılında Kürd tarihinde 49'lar hareketi olarak bilinen olaydanda yargılanmıştır. Aile bölgeye Kürd orjinli olmasada Feyzullah Demirtaş bu davadan yargılanmıştır. Feyzullah Demirtaş ile defalarca görüşmemde olmuştur. Palu Mırdasi beyleri kitabındanda bana beş adet hediye de göndermiştir.

1959 yılında Mardinli hukuk öğrencisi Emin Batu ile beraber ev arkadaşı olan Feyzullah Demirtaş aslında Kürd faaliyetleri içinde değildir. Emin Batu yakalanıp Emniyete götürülünce Feyzullah Demirtaş arkadaşının akibetini sormak için eminiyete gider. Dönemin polis şefleri sen kimsin ? derler ve Feyzullah Demirtaşıda yakalarlar. Bu davadan tutuklanıp ,yargılanır. Yakalanan 50 ögrenciden Emin Batu cezaevinde ölünce bu davanın ismide Kürd tarihinde 49'lar hareketi olarak ismi tescilenir.

Palu'daki bir diger Demirtaş ta 1950 yıllarda Menderesin DP sinde mebus olan Abdullah Demirtaştır. Bu aile Palu/Sekrat köyündendir. Osmanlılar döneminde bölgenin sistem tarafından yönetilmesi için görevlendirilen bey bır ailedir. Ayrıca Feyzullah Demirtaş'ın nene tarafıda Palu Şeyhlerinden Şeyh Hasan Naki ninde torunu sayılır. Atatürk ve Inönü bu köyde karargah kurmus,bu aileyle dostluklarıda vardır. Kitabı okuduğunuzda bu bilgilerede ulaşabilirsiniz.


***************

Palu orjinli Demirtaş soyadını taşıyan iki aile ile ilgili bilgileri sizinle paylaştım.
Selhattin Demirtaş ailesi Palu/Guewdere mıntıkasında bilinen ailesini götürüp
, Palu Mırdasi beylerine bağlamak bilinçli ve kötü niyetli beyhude bir çabadır.
Türk derin devleti,MÎT,ÎT ve istihbaratinin cesaret edip gündemleştiremediğini belirtmek isterim. Ama , MÎT,AKP ve derin devletin bu kurumları malesef Çoligdeki eski ülkücü,Fetullahçı, riyakar din tücarlarını Zaza federasyonu altında örgütleyip Selhattin Demirtaşa saldırtmaktadırlar. Bu çevreleri teşir etmek gerekir.

Kürd halkına ,Kürd değerlerine saldırarak bizim derdimiz ne Türk,ne Kürd,ne Laz deyip geciştirmek aldatmacadır. Bu çevreler zaten kullanılıp, sistem tarafından en kısa sürede çop sepetine atılacaktır.Çünkü Kürd tarihi bize bu isbirlikçilerin akıbetinin sonu hüsran olduğunu öğretmiştir.  Fazla yazıyı uzatmayacağım,

Bir Kürd yurtseveri olarak Kürd değerlerine saldıran bu çevrelere vicdani sorumluluk gereği bu yazıyı kaleme aldım.


 Selam ve saygılarıma ,



Orhan Zuexpayıc












30 Nisan 2018

Arifê Mehmedê Hesenî

Wehdet Sîwanij / Nuştox

Arifê Mehmedê Hesenî

12 Sibate 2011 Şeme 20:18
Arifê Mehmedê Hesenî (Arif Mehmêd Hesên; Arif Axa) mintiqaya Sîwanî de dewa Xiraba ra yo. Serra 1962 de dewleta tirkan nameyê na dewe vurîna kerd “Kavaklı”. Wexto ke qanûnê peynameyan vecîya, peynameyê înan zî kerd “Özdemir”. Dewa Xirabaserra 1891 de Mehmedê Hesenî (bawkî Arif Axayî) beganî Palî ra herînaya. O semed ra Sîwan de tera vatîn “Xirabayê Mehmedê Hesenî”.
Kokê keyê Arif Axayî seserran verî ra mintiqaya koyê Sîyayî (çîyayê Reş) ra amey dewa Herta. Dewa Herta (bi tirkî: Karpuzlu) qezaya Pasurî (bi tirkî: Kulp) yê Dîyarbekirî ra girêdayî ya. Vatîn, verînan ra Herta de eşîra Şemsî ra yê, Herta ra ameyê Mataran, uca ra şîyê Derê Reşî, badê, bawkê Arif Axayî ke dewa Xiraba herîneno, yenî uca ronanê.
Arif Axa wextê herbê cîhanê yê yewinî de serra 1914 ra mintiqaya Sîwanî de dewleta Osmanî rê eskerî arêdaynî (reysê şubeyê eskerî bi). Wextê seferberlikî de birayanê xo ra Husê şawitbi esker. Husê şi herbê Çenaqela (bi tirkî: Çanakkale) eskerîye ra peyser nêame, uca de kişiya. Panc hebî lacê Mehmedê Hesenî estbîy: Arif Axa, Mela Hese, Mela Misfa, Elî Axa û Husê Axa bîy.
Nê birayan ra Mela Misfa tehsîldar bi, dewa Hesenan de ame kiştiş. Husê Axa şi seferberlik û peyser nêame. Arif Axa hedîseyê Şêx Seîdî de eskerê tirkan o kerd sungîyan fek a, kişt. Înan ra Elî Axa û Mela Hese tena bi emrê Homayî merdîy.
Di cinîyê Mehmedê Hesenî estbîy. Dayka Arif Axayî dewa Tinîg ra kênayê Tahir Axayî bî (aye ra vatên Eyşê Tayrûn). Arif Axa û dewa Melekanî ra Mela Xelîl xalezayê (yaykeza) yewbînan bîy. Arif Axa dewa Gazi ra Fîdê Mihê Ehmê Hendlû (Hendlû, mehlayê Gazi ya) ra zeweciyabi û aye ra hîre lacî, yanî Wisif, Mehme û Elî bîy. Yew zî kêna estbî, nameyê aye Sarya bi.
Wextê ronîyayîşê komara Tirkîya de mabênê Arif Axayî û dewleta Tirkîya hol nêbi, o semed ra ey qîyamê Şêx Seîdî de ca girewtbi û mintiqaya Sîwanî de tesîrê ey şarî ser o zaf bi.
Hela ke xebere yena vanê eskerê Şêx Seîdî Dara Hênî girewta û ha şinê Dîyarbekirî ser, Arif Axa pêroyê dewijan arêdano, xo mîyan de yew qerar gênê. Lacê xo Mehmed, birarzayê xo Misfayê Husê Axayî û dewijê xo Hesenê Ehmê Wisî, nê hîrê heminan sey qasid şawenê mintiqaya Dîyarbekirî hetê Şêx Seîdî ra. Vano, şima şinê Şêx Seidî rê selamanê mi vanê û nê qerarê ma zî ey ra vanê. Vacîn, yew meselaya arazî ser o mabênê ma û eşîranê Botîyan û Mistanî ha xerepnaye yo, seba ke yew gureyo neweş mabênê ma de nêvecîyo, eke ti zî munasib vînenî, ma destekê xo danî Şêx Şerîfî, ma şinê cebeyê Xarpêtî. Hetanî ke şima lez ma rê xebere bîyarê, ma zî tedarekê xo vînenê, merdiman (eskeran) û sîlihê xo hedre kenê.
Qasidî çek û rextê xo girêdanê û nişenê estoranê xo, Xiraba ra şinî Ardewan, Vilik, Sosin, Melekan, Nêrib, Hêni, binê Hênî de mintiqaya Têrkan ra şinî Qeşayî. Eskerê Şêx Seîdî înan benê Şêxî het. Vanê, qasidê Arifê Mehmedê Hesenî ameyê, to rê vateyê ey ardo. Şêx Seîd vano, meedelnîn, ca de bîyarîn mi het. Nê hîrê heme xo danê şinasnayîş. Şêx Seîd vano, dostê mi Arif Axa senîn o, înşallah hal û wextê ey hol o. Lacê Arif Axayî Mehmed cewab dano vano, Şêxê mi, bawkê mi to rê selamê xo şawitîy. Mesela ey rê vano. Û dima vano, eke to musade da û ma ke agêray, bawkê mi ê merdimê ke arêdayê, ma bi înan ra şinê cebheyê Xerpêtî, Şêx Şerîf het de mucadele kenê. Şêx Seîd vano, Arif Axayî rê selamanê mi berîn, o gureyê xo zano, kam cebhe de wazeno, wa uca de mucadele bikero. Vano, ewro roja roniştişî nîya, de werzîn, lez mevindîn bikewîn rayir.
Qasidî hela ke agêrenê, hetê keyî ra rayîr de rastê yew şerê eskeranê tirkan û milîsanê Şêxî yenê. Nê her hîre xortî estoranê xo ramenê hetê qowxî (şerî) ra, şinê eskerî ser, herb kenê. Vatişan gore, panc saetî ra pey milîsê Şêx Seîdî na boligê suwarîyan pêro pîya teslîm gênê. Qumandanê înan yew yuzbaşî beno, Milîsê Şêxî badî çek, sîlih û estoranê eskerî yewbînan rê bare kenê, bara nê xortan zî yew estora qadana, di hebî tifingî û yew seterê (kaput) yuzbaşî danê.
Hîrê heme xortî veciyênî rayîrî ser, rayîro ke şîyayîş de di rojî şîy, ameyîş de hîrê rojî yenê. Çunkî estora qadana sey estoranê înan nêşêna şêra, o semed ra zaf kewenê erey û hela ke yenê dewe, hem seba ereykewtişî hem zî seba estor û ê çî-mîyanê bînan, Arif Axa cigirîyeno. Debara Arif Axayî zaf hole bîy, muhtacê estor û sîlihî nêbi, coka vano, şima qey no eşya ardo, şima gerek eskeranê Şêxî rê biverdaynê.
Tabî ê hetanî ameyê dewe dewlete hewna Dara Hênî peyser girewta, Arif Axa estora qadana mîyanê gemê Xiraba de veradano û qaput û çî-mîyê bînî benê zereyê laye de mîyanê şirtî de fînenî erd, vanê wa erd de bihelisyo.
Dewlete wexto ke hedîseyê Şêx Seîdî fetesnena, milîs û îtîrafçîyan ra îstîxbarat arêdana. Yuzbaşî Elî Heyder yeno dewa Tinîg de serê “koşka” keyê Tayrûn de çadire dano pêra. Dewa Xeylanî ra “îtîrafçî” Husê Mehmedê Eyşonû, dewa Xiraba ra gereyê Arif Axayî û lacê ey Mehmed Axayî û dewa Xeylanî ra Hesê Fati (Hesê Fati axayê Mişkêxî bi) û Ehmedê Musayî (Ehmedê Musayî axayê Xeylanî bi) keno. Vano, înan Şêx Seîd het de ca girewt, Şêx Seîdî rê esker arêda û verba eskerî herb kerdo.
Leşkerî şinê dewa Xiraba Arif Axayî û lacê ey Mehmedî tepîşenê benê dewa Xeylanî. Arif Axa wazeno lacê xo bixelesno, suc gêno xo ser, vano, eleqeyê lacê mi tu gure ra çinî yo, destek mi dayo Şêxî. Naye ser o uca lacê ey veradanê û Arif Axa, Hesê Fati û Ehmedê Musayî tepîşenê benê Tinîg.
Wextê hediseyê Şêx Seîdî de merkezî Sîwanî dewa Tinîg bî. Mudirê nehya û qereqol dewa Tinîg de bîy. Yew odaya Tahirê Tayrû (Tahir Axa) kerdbi qereqol. Hela ke dewlete hedîse fetesnena, Elî Heyder yeno Tinîg, serê banê keyê Tayrû de çadire dano pêra û vernî de axayanê Sîwanî arêdano. O semed ra dayka Ehmedê Musayî, aye ra vatêne Elê Musayî, seba lacê xo yew deyire vetbî:
Elî Heyder şi Tinîg mîyono
Şîyo serê koşkay key Tayrûno
Arêdano axayûn û begûno
Leşkerî Arif Axayî, Hesê Fati û Ehmedê Musayî benê dewa Tinîg de binî çadire de kenê hepis. Elî Heyder wazeno înan hetê Pîranî ro bero Dîyarbekir mehkema. Dewa Tinîgî ra Ehmedê Delale lacê Tahirê Tayrû bi û xalizayê Arif Axayî bi. Senî ke pêhesîyeno, hem xebere dano keyê Arif Axayî hem zî xebere dano xalezayê (yaykeza) Arif Axayî Mela Xelîlê melekanijî. Vano, şima se kenî bikerî, hebê peran peyda bikerê, biyarîn ma Arif Axayî bidîn verdayîş. Eke berd Dîyarbekir, xelesnayîşê ey beno zehmet.
Keyê Arif Axayî, Mela Xelîl û Ehmedê Delale xo mîyan de yew sitlê zerdan (altin) dekenî pirr û yew qaliba ronê tezeyî danê fekê sitlî ser ke kes fêm nêkero. Mela Xelîl wexto ke sitlê Elî Heyderî ver de roneno, Elî Heyder vano:
- Mela, to ma rê rono teze ardo?
Mela Xelîl vano:
- Eke ti gîşta xo bicenî piro û bûncî, ti vînenî ke binî ronî de çina esto!
Elî Heyder gîşta xo ceneno piro û kaşkeno ke binê ronî de sitl ho pirr zerdî (altinî). Vano:
- Mela, de vaci, ti mi ra çina wazenî?
Mela Xelîl vano:
- Arif Axa, na mintiqa de wayirê soz û nameyî yo, yew axayo erjîye yo û xalezayê (yaykeza) min o.
Elî Heyder berê çadire akeno, vano:
- Arif Axa, bî teber, ti serbest î.
Arif Axa yeno teber. Arif Axa, Mela Xelîl û Ehmedê Delale verardî şinî yewbînan ra. Ê embazî veng danê Arif Axayî vanê, ti ha şinî la ma se kenî? Arif Axa ê her di xalezayanê xo ra vano, ez qumandanî ra rica kena, wa nê embazanê mi varado. Mela Xelîl vano, meşo qumandanî het, eke ti şêrî, qumandanî het, hewna to tepîşeno. Arif Axa vano, embazanê xo destê dişmenî de verdayîş û şîyayiş bi keye, yaqişmişê mi nêbeno. Nika ez şîyo keye, merdimê înan ke amey û mi ra persay, ez senî vana mi embazê xo destê dişmenî de verday û ez ameyo. Hetanî ke mîyanê şarî de milê (vileyê) mi, mi ver ro keweno, wa ez bimiro, hîna hol o.
Arif Axa vecîyeno huzurê Elî Heyderî vano:
- Qumandan, to ra ricaya mi esta ke ti embazanê mi zî serbest veradî, eke ti embazanê mi nêverdî mi zî meverde.
Elî Heyder vano:
- Kamî ricaya to kerda ke ti ricaya înan kenî? 
Eskeran ra vano, ey hewna bikerîn zereyê çadire. Leşkerî hewna destanê Arif Axayî girêdanê û dekenê binê çadire. Yew mude ra pey înan fînenê rayîr, vanê, ma şima benê mehkemaya îstîqlalî ya Dîyarbekirî.
Wexto ke yenê kişta dewa Pîrejmanî ke girêdayeya qezayê Pîranî ya. Vatîn, şiwan û gawananê pîrejmanijanî ra uca de zereyê yew dereyî de mabênê mehkuman û eskeran de yew munaqeşe (teşxele) vecîyeno. Sereyê Hesê Fati û Ehmê Musayî her yewî yew gule pananê. A heli Arif Axa vazdano la nêşêno dûrî kewo, eskerî ey tepîşenî, pey qasatoran laşê ey kenê seyê serrade û heme hîrêyan o dere de erzenê mîyanê diriki û hebê puş-palax danê ser.
Hela ke înan dewa Tinîg ra vecenê, çew tersê xo ver nêftanê înan dima şêro, pers bikero ke hela eskeran nê kamcîn het ra berdîy. Yew hewte ra pey dewa Xeylanî ra Elê Musayî dayka Ehmedê Musayî yena Xiraba, uca de lacê Arif Axayî Wisif û Mehme Axa, xizmetkarê xo Emerê Hesê Salû fînenê Elê Musayî het, vanê nê hîrê embazan dima şêrîn,  hela pê se bîy. Elê Musayî û Emerê Hesê Salû, kewnê rayîr yenê Tinîg, uca ra şinê Qerbegan, uca ra zî pê pers ra şinê dewa Pîrejmanî, ê şiwan û gawanan vînenê.
Dewijê Pîrejmanî zî înan reyde şinê cenazeyan binê ê teli û dirikan ra vecenê. Her hîrê embazan rê tirban virazenê û înan defn kenê.
Mezelê înan nika ha dewa Pîrejmanî de yê.
Elê Musayî û Emerê Hesê Salû wexto ke agêrenê dewe, qicê Arif Axayî dewe de tazîya ronanê.
Dewr û demê Arif Axayî no hawa dîyeno wera û qedîno. La na mesela mîyanê keyeyê Arif Axayî de bi vatiş hetanî ewro ameya.
No nuşte 2419 rey wanîyayo
ŞÎROVEYÎ
Sayeyê Wehdetî de
Malmîsanij
Wehdetê erjayeyî baş kerdo ke no nuşte nuşto. Mi yewna nuşteyê ey zî wendbi, o zî nuşteyêko balkêş bi.
Tîya behsê Ehmedê Musayî keno. Mi gedeyîya xo de nameyê nê camerdî zaf eşnawitbi. Pîyê mi behsê ey kerdinî. Mi deyîra Ehmedê Musê Axan zî zaf goşdarita. Dewanê ma de, dewanê Pîranî de na deyîre vajîyaynî. Yeno vîrê mi, deyîre de vatinî, "Ez kata pêrdê t... nana / Ez bişîna ez tirkan ra tekî nêverdana". Heta nika hîrê varyantê deyîra Ehmedê Musê Axan neşr bîy. Kovara Armanc (hûmare: 138 û 145) û kovara Vateyî (hûmare: 34) de.
Sayeyê nuşteyê Wehedetî de ma nika hîna weş zanî ke Ehmedê Musayî, Arif Axa û Hesê Fati kam î.
24 Sibate 2011 Panşeme 06:56
Xerepnaye
Xançukij
Nuşteyê to zaf rind o. Şarê ma tarîqê xo bizano zaf baş beno. Nuşteyê xo de ti vanî:yew meselaya arazî ser o mabênê ma û eşîranê Botîyan û Mistanî ha xerepnaye yo.'' Sinorê Botîyan,Mistan û Sîwanî tu cêke de nêreseno yewbînan ko meselaya arazî ser o beyntareyê înan bixerepîyo.
18 Sibate 2011 Îne 22:35
Xeylan
Ehmedê Dirihî
Hetê ma de di heb dewê Xeylan estî.
Yew vakurê royê Miradî de maneno. Tira vanî Xeylanê Palî, a bîn başurê royê Miradî de manena, Xeylanê Sîwanî. Tiya de Wehdet herhal Xeylanê Sîwanî ra behs keno.
13 Sibate 2011 Yewşeme 23:20

11 Mart 2018

SARICANLI SEYDA MOLLA MEHMED ÎN YAŞAM HÎKAYESÎ ?

21 EKİM 2017 CUMARTESİ


                       (  ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME )


 SARICANLI SEYDA MOLLA MEHMED ÎN YAŞAM HÎKAYESÎ ?






                                         
                                                      SARICANLI SEYDA MOLLA MEHMED





Sarıcanlı Molla Mehmed ile ilgili bilgi kaynaklarım,  

Çolig,Palu ve Dep çevresindep Palu/ Gözyerekli Seyda Molla  Mehmed ismiyle anılmaktadır.
Oysaki ! kendisi köken olarak Sarıcan/Beldesindendir..
Yaşam hikayesini uzun süredir kaleme almayı düşünüyordum.
Çünkü bölgede müderris olarak ders verdiği medreselerde önemli Seydalar yetiştirmiştir.
Sarıcanlı Molla Muhammed üzerine Çan Şeyhlerinden Sabahaddin Korkutata'nın Arap alfabesiyle yayınladığı kitabında portresi ile ilgili kısada olsa ilk yazılı kaynağımdır. 

Ayrıca internet sitesinde kim olduğunu tesbit edemediğim Eren Çicek in Seyda Molla Mehmed ve oğluyla beraber çektiği fotoğraf, mezarının bulunduğu türbe ve eski Sarıcan camisinin yıkık ve harabe olan camisinin fotosunu yayınladığı bilgilere ulaştım.
Bu görseler dışında çocukluğu,medrese eğtimi ve öğrencisi Seyda Molla Bahri Geydmemi ve Farqin'li Seyda Hüseyin Küçük'ün kısada olsa Molla Mehmed ile ilgili mesajları çok kıymetlidir.
Köylüsü ve talebesi olan Molla Ahmed'in Türkçe Seyda ile ilgili şiiride ek bilgi olarak bu çalışmamda  alıntı olarak aşağıya aktardım. 

Bilgi dağarcığımda en önemli ve detaylı kaynaklarımı Sarıcanlı Seyda Molla Nureddin Kaya'nın sosyal medyada Molla Mehmed hakkında sosyal medyada verdigi röportaj başta olmak üzere telefonla kendisiyle yaptığım şifahi görüşmelerden elde ettiğim bilgilerle zenginleştirdim.

Ummarım tüm bu  bilgileri sentezleyerek sizinle paylaşacağım.

Bu çalışmamı zevkle okursunuz. 


SEYDANIN AÎLESI ÎLE ÎLGÎLÎ KISA BÎLGÎLER ?


Seyda Molla Mehmed 1878 yılında Sarican/ belde ( köyünde)  doğmuştur.
Babasının adı Ahmetir.  Ailesi Sarıcanda Kırdki/zazaki deyimle Bekirun barığının Dırban ayağına mensuptur. Seyda , medrese tahsilini yaptığı Qavuman Şeyhlerinden Seyh Mustafa Sisi nin yardımı/refereansıyla eskiden Palu ya , yeni idare yapılanmayla Dep ilçesine bağlı Gözyerek köyünden Ali Ağa'nın kızıyla evlenir.

Gözerek köyü Qasıman aşiretine mensup ,bir köydür. 
Ali Ağa köyün sahibi ve varlıklı biriydi.
Bir kız,bir oğlu vardı.
Molla Muhammed ona damat olunca, iç güvey olarak Gözereke taşınır.
Molla Mehmed artık köyün sahiplerinden biri olur.
Bu evlilikten Molla Mehmedin  " Mehmed Şirin, Mahsun,Cami,Molla Şahap ve Şeker " isminde beş erkek ve beş kız çocuğu olur.
Evlatlarından Molla Şahap ve Molla Şeker hala hayatadırlar.
Aile bireyleri 1970 li yılların başında Gözerek köyünde başka ailelerle çıkan kavgada oğlu Mahsunun adam öldürmekten dolayı, tüm aile  Xarpete göç ederler.
Halen aile bireyleri Xarpet in Hüseynik beldesinde ikamet ederler.
Bu beldemiz 1925 hareketinde Xarpet cephesi komutanı Kelaxsili Şeyh Şerif efendiyi ağırlamıstır. Malumunuz Şeyh Şerif Xarpet istikametine doğru ilerleyince Hüseynikte konaklar.
O dönemde Hüseynikte Dersim mebusu Hasan Xeyri ikamet etmekteydi.
Hasan Xeyri ve Şeyh Şerif buradan Seyid Riza'ya harekete destek 
sunmak için telgraf çekerler.
Ayrıca eski bir Ermeni yerleşimi olan bu beldemizin bir şarkısının olduğunu "Hüseynikten çıktım seher yoluna" hatırlatmak isterim.

SEYDANIN COCUKLUK YILLARI VE MEDRESE EĞTÎMÎ ILE ÎLGÎLÎ BÎLGÎLER ?


Seyda, ilk Kuran derslerini Sarican köyünde Molla Zülküften alir.
Daha sonra ailesi tarafindan cocuk yasta Palu/maciran (Kovancılar) ilçesinin  Sekrat köyünde Îbrahim Ağa'ya ait medreseye gönderir.
Bu medresede daha evvel köylüsü Hacı Şemddin'de dini dersler almıştır. Sekrat medresesi Karacimşit beylerin kurduğu bu medresedeki Ibrahim Ağa DP Elazig milletvekilliğini 1950 lı yıllarda yapan Abdullah Demirtaş'ın babasıdır.

Seyda; Palu/ Sekrat köyünde Karacimşit medresesindeki dini eğtimiinden sonra DEP/Qawuman Şeyhlerinin medresesine annesi tarafindan yönlendirilir.
Liceli Şeyh Mustafa Sisi nin döneminde medresedeki Feqilik sürecindede ilmini daha geliştirerek yönünü Lice/Hezan Şeyhleri başta olmak üzere Farqin medreselerinde de dinin egtimini geliştirerek icazet alıp, memleketine döner.
Sırasiyla YIG,SARICAN ve Gözerek köylerinde kurduğu medreselerde cok değerli ve saygin din adamları yetiştirir.
Birkaç numune vermek gerekirse Molla Bahri Geydmemi,Molla Mustafa Ardürek (KOÇ), Guewdere Xeylanlı Molla Muhammed gibi onlarca talebe yetiştirir.
Talebelerinin anlatımlarına göre Seyda Molla Mehmed medrese dersleri yanında çok iyi duvar ustası ve rencberlikte yapıyordu.
Medrese hocalığı yanında günlük normal rutin  işlerinide aksatmadan yapan mütevazi bir yaşamı vardı.



SEYDANIN 1925 HAREKETÎNDEKÎ KONUMU ÎLE ÎLGÎLÎ DERLEDÎGÎM BÎLGÎLER ?



1925 Şeyh Said hareketinde Seyda Molla Mehmed hareketen yana tavrını koyar,
Türk devleti askerleri ve o dönemde işbirlikçi Necip AĞA OXI'nin çeteleri ile beraber Gözerek köyündeki Seyda nın evinide yakarlar.
Seyda harekete yakalanıp, Xarpete götürülür. Îstiklal mahkemsi yargılamalarından sonra Seyda Konya iline sürgüne gönderilir.
Sürgünde çileli bir yaşam sürdürür.
Konya'da yaşamını idame ettirmek için inşaatlarda duvar ustalığı yaparak yaşanmaya tutunur.
Çıkan ilk af kanunuyla Seyda köyü Gözereke tekrar döner.
Seyda bu süreçte DEP/ ilçesinin YEĞ,Sarıcan ve Gözerek köyünde kurduğu medreselerde, müderrislik yaparak  talebe/Feqi yetiştirir.

Seyda 1925 hareketi döneminde Kürd halkına karşı Türk devletinin yanında yer almış,
Dep ağalarından Şadili asiretine mensup Necip Aga OXÎ hakkında da hareket döneminde çıkardığı fetvalar vardır.
Bu fetvalarda halkına ihanet eden  işbirlikçi bu şahsın katli vacip olup,
mal ve mülkünü talan ve gasp etmek helaldir.
Çünkü Necip Ağa bu dönemde mazlum Kürd halkının hem malını,gasp etmiş, o dönemde halktan aldığı rüşvetlerle birçok insanı kurtardığı halk arasında bilinmektedir.
Aldığı rüşvet ve gasp ettigi Kürd halkının mal ve mülkünden dolayi servet sahib olmuştu.





SEYDANIN, 1925 HAREKETÎ SONRASI BÖLGEDEKI TARÎKAT FAALÎYETLERÎ ÎLE  ÎLGÎLÎ VE  ÎLIŞKILERÎ HAKKINDA DERLEDIĞÎM BÎLGÎLER ?



1925 hareketi bastIrIldIktan sonra Palu,Çolig ve Dep çevresinde o dönemlerde Kadiri ve nakşilik tarikatı bölgede faaliyetleri vardı.
Özellikle bölgede Şeyh Said ailesinin Palu kanadı bölgede irşad faliyetleri ağırlıklı kanadını oluşturuyordu. Şeyh Saidin amcasi Şeyh Hasan Efendinin ilmi dehasi ve Palu'daki medresesi en meşhur olanıydı.
Şeyh Said Efendi, Çanli Şeyh Ibrahim Efendi Çapakcur müftülüğü yapmış  yazı uzamasın diye daha birçok örnek verebilirim.
Bu medresede eğtimini almışlar.
Şeyh Hasan Efendi o dönemde Palu müftülüğü yapmış, daha sonrada oğlu Şeyh Sadi efendi ayni görevi yıllarca devam etmiştir.
Şeyh Sadi Efendi Aliriza Septioglunun babasıdır.
Seyh Hasan Efendi ile Bidlis ayaklanmasini yapan Molla Selim çok samimi iki arkadaştırlar.
Îki Kürd alimi Îttihatt-ı terrakinin ırkçi ve şoven baskılarına karşı direndikleri için Molla Selim Bidliste idam edilirken, Şeyh Hasan Efendi de yıllarca mahkum edilerek Kürd halkı tarafından Çolig ve çevresinde saklanarak korumaya alınmştır.
Bu konuda Şeyh Hasan Palewi nin yaşam hikayesini çok detaylı yazmışım merak edenler bu detaya blog sayfamda ulaşabilirler.

1925 hareketinden sonra Şeyh Said Efendi başta olmak üzere , Palu kanadındaki amcazadeleri idam ve katlıama uğradılar. ailenin saklanan ve kalan diğer bireyleri Trakya ya sürgüne gönderildiler.
Bölgede Nakşilik faaliyetlerini sekteye uğratılarak (Şeyh Halidi Şehrazori) Kürdi kimliğinden dolayı bölgedeki din adamları tarafından adetta bir mesafe konulur.
Çünkü Nakşiliğin Kurdistandaki temsilcileri Şeyh Ali Septi,Şeyh Nehri (Şeyh Abdulkadir Semzinani 1925'te Diyarbakırda idam edilen),Bidlis Hizandaki Gaws ailesi ve Barzani ailesi sömürgeci ülkeler tarafından katliam ve idamlara tabi tutulurlar.

Îste doğan bu boşluktan dolayı bölgedeki Kadiri tarikatına karşı sanki bir tölerans ortami sağlanır.
O dönemde bölgede Palu'lu Şeyh Haydar baba fazla ilmi derinliği olmayan ama sofist yaşamıyla ön-plana çıkar.
Bu dönemde bölgedeki başta Molla Mehmed Sarıcani ve talebesi ,Molla Bahri Geydmemi Şeyh Haydar Baba'ya intisap ederler.
Ve tarikat bölgede bayağı gelişir.
Sistem fazalaca Kadiri tarikatına ve medreslerine karışmaz çünkü Kürdi damarı yoktur.
Türk devleti ve sistemi için tehlike olmayan bu tarikat bölgede bayağı bir güç haline gelmistir.

Gerçi Nakşilerin ,Palu Şeyh Ali Septi ,Melekan Şeyhleri , Çan  ve Kelaxsi Şeyhleri 1925 hareketi başta olmak üzere 1980,1990 yıllarinda da sistemle barışık olmadılar.
Bu ailelerde son dönemlerde çıkarılan milletvekilleri Kürd davasına mesafeli dursalarda, geniş aile kitleleri sistem tarafından sürekli tehlikeli olarak görüldüler.

Ayrıca, Naksilerin Norşin kanadından bir kesimde devlet yönetimi tarafından dokunulmadı.
Çünkü Seyh Said hareketinde tarafsız kaldıkları için medrese ve tekkelerine dokunulmadi.
Bu kanad sanki devletle iç içe hareket ettiler.
 Norşin orjinli Haznevi ve Menzil Şeyhleri bugün sistem içinde  palazlanmış, atlarını istedikleri gibi heryerde  oynatıyorlar. Ama Palu,Melekan ve Çan Seyhlerinin idam ve sürgünleden dolayı  günümüzde ne medrese nede tekkelerinden söz etmek mümkün değildir.
Çünkü sistem onları adetta ötekileştirdi.

Seyda Molla Mehmedin 1925 hareketindeki ulusal ve Kürdi duruşu bilinmektedir.
Yine Molla Bahri Geydmemi ailesinin Şeyh Şerif Kelaxsi ile olan ilişkileri,
1925 hareketinde Geydmem köyünde yapılan zulüm ve Hor köyünde yakılanların içinde bu köyden insanların olmasını dikkate aldığımızda ,
Seyda Molla Mehmed ve talebesi Seyda Molla Bahri'nin hangi duygularla sisteme angaje olan bu tarikata bağlandıkları , bence araştırma ve incelenmeye değerdir.



SEYDANIN VEFATI




 1955 yılı kışında Seyda Molla Mehmed , Feqileri, çocukları ve koyunları ile Bahçecik’ten Sarıcan’a giderken, tipiye yakalanmış; 
şimdiki yeni köy yerleşim yerinde bulunup, Kirdki ismi "QUCE BIR " mıntıkasında donuyor.  
Köyluler tarafindan  Yusuf Polat’ın "WUS HES" in  evine götürülüp orada vefat etmiştir.
Seyda, Yusuf Polat'ın evinde yanlış tedavi ediliyor. 
Anlatımlara göre donan vucudunu sıcak su döküyorlar, tıp bilimi bu durumun yanliş bir yöntem olduğunu söylüyor. 
Seyda bu yanlış tedavi sonucunda zaten yaşlı 76 yaşında vefat eder. 

Seyda Molla Mehmedin vasiyeti üzerine yakın köylüsü ve arkadaşı Molla Şükrü tarafından yıkanır ve eski Sarıcan köyünde defin edilir. 
Ailesi ve köylüleri tarafından kendisinin türbesı yapılır. 


 Mezarı eski köyde, yukarı mahalle mezarlığındaki kubbeli mezardır.

Türbenin fotografida asagidadir. 




                                                                 
SONUÇ,


Seyda Molla Mehmed , medreselerde verdigi Kürdçe din eğtimi,
Seyh Said hareketindeki duruşu , medreselerde yetistirdiği talebeleriyle bölgede tanınanan saygın bir din alimidir.
Bu kiymetli degerimiz hakkinda derledigim bilgi,belge ve fotograflarini sizinle paylastim.

Yazılması ve anılmasi gereken bu değerimiz hakkında eksik ve yanlış bilgiler varsa, bu konuda doğru ve bilmediğimiz bilgilere katkı sunacaklara şimdiden teşekkür ederim.

Mekanı cennet olsun , Kürd ru-spisi Seyda Molla Mehmed,

selam ve saygılarımla



 Orhan Zuexpayıc






*******************************************




SEYDA MOLLA MEHMED ÎLE ÎLGÎLÎ ALINTI BÎLGÎLER 





Elazığ'ın  Karakoçan ilçesine bağlı Sarıcan köyünde doğmuştur. Küçükken Palunun maciran
köyünde okumuştur. Okumaya devam ederken babası vefat etmiştir. Okumaya bir süre ara verdikten
sonra annesi onu okuması için koman köyüne göndermiştir. Seyda molla Muhammed dayanamayıp
kaçmıştır ve evine geri gelmiştir fakat ailesi tarafından tekrar gönderilmiştir. Bu olay birkaç. defa daha tekrar etmiştir. Kaçıp eve geldiği bir gün annesi yanına bir ineğini'de alıp oğluyla beraber komanarpet  köyüne gider,şeyhin yanına varır ve şöyle der; bu ineğimi alın talebeler için kullanın , ne olur oğluma ilim öğretin okusun. Daha sonra evine geri döner.

talebe

Seyda molla Muhammed dayanamaz ve tekrar evine gitmek ister. Giderken yolda yağmura yakalanır ve ıslanmamak için bir ahırın içine girer. İçeri girdikten sonra tavandan önündeki çukuru dolduran  yağmur damlaları dikatini çeker. Kendi kendine şöyle der ; su damlaya damlaya bu çukuru doldurdu
ben neden ilimden kaçıyorum ?  her gün bir harf öğrenirsem ilmimi tamamlarım. Daha sonra pişman olur ve tefekkür eder. Okuduğu köye geri döner ve bir daha da kaçmaz. Çocukluğunda ilim öğrenmeye başlayan seyda molla Muhammedin hakkında farklı alimlerin yorumları vardır.




Silvanlı Molla Hüseyni :


Seyda molla Muhammed 18 kitap okuyup ezberledi , o kıtlık zamanında Kuran-ı Kerim gibi yüce kitabı


ezberledi . Soğuktu , kıtlıktı , sıcak olduğu için samanlıklar arasında okurdur .

demiştir.


Molla Bahri:


O büyük bir alimdi , Şafii mezhebi farz ve sünnetleri hakkında alimdi

demiştir .



Seyda Molla Muhammedin kabri Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde Sarıcan köyünde bulunmaktadır.


Talebelerinden Molla Ahmet'in Seydasının Ölümünden Sonra Yazdığı Beyt..Şiir

Havar seydam sen alimdin
ALLAH yükseltti götürdü
Kabrine misafirini
Şeyhi geylaninin devişi
Esası tarikat verdi


Yetim kaldı şirin ile cami
Şeker ile sahap kavmi
Yetim kaldı tüm palular 
Hâttâ camideki o talebeler
Kendisini dayadı sarıcan tepesine



Havar seydam sen alimdin
Esas tarikat yaptın
Şahlar şanlar ona nazar etti
Ovada onun için feryat ettiler
Allah yükseltti götürdü
Kabrine misafirini



Ey cümle küçük büyükler
Ey cemaat ey hazırlar
Onu asla unutmayın
Benim seydam zazadır



Havar seydam sen kâmildin
Sen ilimde bir alimdin
Çok üzüldü sarıcan ovası
Seydamın ilmine nam verdi
Mağlup ve maşrika dağıldı




Seydamın esnafı çoktu
Ahmet deliydi hiç anlamadı
Gittim eve seydam yoktur
Medreseye gittim medrese boştur
Kapılarda oldum divane




Bugün güler arşı ala
ALLAH ım  sen rahmet eyle
Ya Rabbim sen şefkat eyle
ALLAH ım seydamın medresesi uzundu
Bir yanı zikir bir yanı namazdı




Havar seydam sen alimdin
Sen ilimde bir alimdin
Seydamın ilmine nam verdi
Mağrip ve maşrika dağıldı

13 Ocak 2018

1925 ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE ÇAN ŞEYHLERÎNÎN YAŞADIĞI TRAJEDÎLER ?





                                                     ARAŞTIRMA VE ÎNCELEME


 
                     




Çan Şeyhleriyle ilgili yaklaşık 5,6 yıldan beri araştırma incelemeye dayalı bir çalışmam vardır. Aile bireylerinin hemen hemen her kanadından sözlü yazılı bilgiler derledim. Ancak geçen yıl aile bireylerinden medrese kökenli din bilginlerinden Sabahattin Korkutata (El-Çani) "ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU" adlı 4,5 dizi şeklinde aileyle ilgili  çok önemli ve detaylı bilgileri yerel basında yayınladı. Bu bilgilerden epeyce faydalandım. Sabahattin Korkutata ile 2, yıl evveldi telefon görüşmelerim oldu.  Çan Seyhleri ilgili neden bir kitap yayınlamiyorsun önerimde olmuştu.

Çan Şeyhlerinin 1925 hareketinde yaşadıkları trajediyle ilgili Hüsameddin Korkutata'nın Yeni Akit gazetesinde bir mülakatı olmuştu. Bu mülakatı cok taraflı yanlış ve adeta Türk tarih tezine aklarcasına bilgiler aktardı. Îstiklal mahkemesi kararları başta olmak üzere, savcısı Ahmet Süreyyanın hatıratları,Türk Tarih tezine rahmet okurcasına bilgiler aktarıyordu. Bu mülakata bundan iki yıl evvel "HÜSAMETTIN KORKUTATANIN HEZEYANLARI" başlığıyla cevap niteliginde bir yazı kaleme almıştım. Bu yazım gerek Çan Şeyhleri,gerekse Şeyh Said ailesi arasında epey tartışıldı.

Sabahattin Korkutata,  1925 hareketindeki  Çan Şeyhlerinin ödedigi bedelere  fazla değinmedi, ağırlıklı olarak ailesinin tasavvuftaki konumuna  yer verdi. Hüsamettin Korkutata ise ağırlıklı ailesinin 1925 hareketiyle ilgili eksik,yanlış ve saptırılmış bilgiler aktardı.  O yüzden ben ailenin seceresi,tasavvuftaki konumunu tekrar etmiyeceğim. 1925 hareketiyle ilgili tarihi belge ve kayıtlar olmak üzere aileden aldığım sözlü bilgileri sentezleyerek sizinle paylaşmak istiyorum.









                                                  Çanlı Şeyh Ibrahim Efendi Çapakcur müftüsü





ÇAN ŞEYHLERÎNÎN ŞEYH SAÎD AÎLESÎYLE OLAN ÎLÎŞKÎLERÎ ?


Şeyh Ahmed Çanevi  ,

 Şeyh Ali Septi ile tanışmadan evvel Kadiri tarikatına mensup olarak ilim ve irşad faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Şeyh Ali Septiyle tanıştıktan sonra Halidi-Nakşi tarikatına intisab ederler. Şeyh Said ailesiyle evlilik yoluyla aileleri iç içe olan en büyük ailedir. Birkaç numune vermek istiyorum,

Şeyh Ahmed Çanevi'ni dört kızından üçü Şeyh Ali Septinin ailesiyle evlidir.
- Amine, Şeyh Said Efendinin ilk eşidir.
- Rabia , Şeyh Saidin kardeşi ,Bahaddin ile evlidir. Şeyh Bahaddin A.Melik Fırat'ın dedesidir.
- Halime , Şeyh Said efendinin amcası Seyh Hasan Naki efendinin ikinci eşidir. Alirıza Septioğlunun
  nenesidir.

Yine Şeyh Said ailesinden Çan Şeyhleriyle evli olan kızlarindan birkaç numune vermek istiyorum.

Sıdıka hanım, Şeyh Said efendinin kız kardeşidir.  Çanlı Seyh Hasan oğlu Şeyh Arifle evlidir.
Zekiye hanım, Seyh Said efendinin kız kardeşidir. Çanli Şeyh Ibrahim ile evlidir. Şeyh Ibrahim Şeyh Halit efendinin oğludur. 1925 hareketinde istiklal mahkemesince Diyarbakırda idam edildi.

Zekiye , Şeyh Hasan Nakı Efendinin kızıdır. Çanlı Şeyh Ahmet Ef. torunu Şeyh Fahrettin ile evlidir.
Ayşe , Çanlı Şeyh Zülküf efendinin kızıdır. Şeyh Said efendinin oğlu,Seyh Alirıza ile evlidir. Ve halen hayatadır.

Bu örnekleri çogaltabiliriz. Ebubekir Septioğlu'nun düzenlemiş olduğu secere bilgilerinde iki aile arasında diyebilirimki 40,50 cıvarında örnek verebilirim. Bu listeyi uzatmak mümkündür. Örneğin Çan Şeyhleri ile ilgili  yazılı belgeleri hazırlayan Sabahattin Korkutata ve kardeşi Gıyasettin Korkutatada Şeyh Said ailesinden evlidirler.Iste Çan Şeyhleri ile Şeyh Said ailesi arasında bukadar iç içe gecmiş bir aile yakınlığı vardır.


ÇAN ŞEYHLERÎNÎN KISA SECERESÎ ÎLE ÎLGÎLÎ BAZI NOTLAR ?



Ailenin seceresiyle ilgili Sabahattin Korkutata'nın verdiği bilgiler dışında en kapsamlı çalısmayı  aileden olup, halen Ankarada yaşayan Av.Müjdat korkutata'nın yazdığı bilgilerdir.
Müjdat Korkutata bu bilgilerin kaynağınıda Prof.Dr. Battal Arvasi'nin kitabı ve şıfahı görüştüğü bilgilere dayandırıyor,fazla detaylara girmeyeceğim.
Çan Şeyhlerinin atası olan Şeyh Kasım'dan başlarsak iki oğlundan biri olan Şeyh Tahir'in Çapakcur kazasının Tüyerek köyü,masalla mıntıkasına gelmiştir.
Bir diğer oğlu olan Şeyh Ali ise Bidlis Hizanda kalmış, 1914 Bitlis ayaklanmasını yapan Kamuran Inan'in dedeleri olan ailedir.
Yani Seyyid Sibgatullah Arvasi-Hizani ,

Hatta , Kamuran Inan'ın babası Şeyh Selahattin Inan ile Çan'lı Şeyh Hasan efendinin oğlu Şeyh Sıddık Efendi ile ta....DP döneminden beri dostluk ve akrabalık ilişkisi olduğu bilgisi bana aktarıldı. Selhattin Inan DP döneminde Bitlis miletvekilidir.
O dönemde Şeyh Sıddık Korkutata'nın Bingöl de bir devlet yetkisini dövdüğü için yıllarca mahkum olur.
DP döneminde Selhattin Inan'ın büyük çabasıyla TBMM kişilere mahsus özel bir af cıkararak Şeyh Sıddık af edilir.
Seyh Sıddık bu kıyaklıktan dolayı yıllarca DP başlayarak,AP döneminde Süleyman Demirel'e vefa borcuyla sürekli yakın duran bir kişiydi.
Demirel in Bingölde ki mitinglerini çok iyi hatırlıyorum.
Şeyh Sıddık Korkutata, Demirel tarafından başkonuk olarak kürsüye çıkartarak yanıda tutuyordu.



1925 ŞEYH SAÎD HAREKETÎNDE ÇAN ŞEYHLERÎNDEN AKTÎF HAREKETE YER ALAN VE ÖN PLANA ÇIKAN BAZI ŞAHSÎYETLER ?



***********************************************************

ÎSTÎKLAL MAHKEMESÎNDE ÎDAM EDÎLENLER ?


Şeyh Hasan Efendi ,


Şeyh Ahmed Çanevi'nin dördüncü oğludur. Şeyh Hasan Efendi Ilıcalarda yedi yıl nahiye müdürlüğü yapmış olup, Hüsameddin Korkutata'nın dedesidir. Şeyh Hasan Efendi 1915 Rus işgaline karşıda Yarbay rütbesiyle milis komutanlığı yapmıştır.
1925 Şeyh Said hareketinde Kelaxsi Şeyhlerinden en yaşlı bireyi olarak Şeyh Şerif Xarpet cephesine,Şeyh Said Efendi Diyarbakır cephe komutanı olarak ilerlerken,Şeyh Hasan Efendi yeğenleri Şeyh Ali ve Celaleddin Şeyh Şerif'le beraber ortak Xarpet tarafına, Şeyh Hasan efendide Xoşkar/Kığı hatına doğru ilerlemiştir. 1925 te Diyarbakır istiklal mahkemesinde şehadet şerbetini içmiştir.


Şeyh Ibrahim Efendi,

1868 doğumlu olup, Şeyh Halit Efendinin en büyük oğludur.
Seyh Said efendinin kız kardeşi Zekiye hanımla evlidir.
1925 hareketi başladığında o dönemki ismiyle Çapakcur kazasında müftülük ve müderrislik görevini yapıyordu.
Şeyh Said efendi Çan köyü toplantısını düzenleyenlerin başında gelir.
1925 Çabakcur teslim alındığında Kaymakam olarak atanır.
Aile içinde ilmi derinliği olan bir ulemadır.
Îlmi tahsilini Haciyan köyündeki Seyda Feyzullah efendi,1 yıl Muş ta bulunan müftü medresesinde,6 yıl Hınısta Şeyh said efendi medresesi,, iki yılda Palu'da Şeyh Hasan Naki efendinin medresesinde ilim tahsili görmüş ve icazetinide Palu'da almıştır.
1925 hareketinde Diyarbakır istiklal mahkemesinde şehadet şerbetini içmiştir.


Şeyh Celaleddin efendi, 


Şeyh Halit efendinin oğlu,Şeyh Ibrahimin küçük kardeşidir.
Îstiklal mahkemesi tutanaklarında 48 yaşında olduğu, Xarpet cephesinde Şeyh Şerif efendinin yanında yer almıştır.
Şeyh Said efendinin kızı Faqide hanımla evlenmiştir.
Faqide hanımın ilk evliliğide Şeyh Hasan Naki/oglu Feyzullah efendiyle evliydi.


Şeyh Ali Efendi,

 Şeyh Halit Efendinin küçük oğlu olup, Şeyh Şerif Kelaxsile beraber Xarpet cephesinde yer almıştır. Îstiklal mahkemesi kayıtlarında 45 yaşında olduğu yazılıdır. 
Çolig in yerli ailelerinden Key Mutalyon  (Mütevellizade) ailesinden Züfer kızı Habibe hanımla evli olup, iki kız cocuğu vardır. 
Bir kızı Şeyh Ibrahim'in oğlu Şeyh Necmeddin bir kızıda Mehmet Bektaş ile evlidir.


Şeyh Abdullah Efendi ,

Şeyh Halit Efendinin oğludur. 
Îstiklal mahkemesi kayıtlarında 47 yaşında yazılıdır. 
Şeyh Abdullah efendi annesi Güllü xanım Adaklı/Dımlak köyünden olması nedeniyle kendiside Adaklı/Zermek(Yeldeğirmeni) köyünden Şeyh Yusuf Harputi ailesinden evlenmişti. 
Şeyh Yusuf ailesi nin Dımlak köyündeki medresesinde müderrislik yapıyordu. 

Şeyh Abdullah efendi amca ağabey ve kardeşlerinden ayrı yakalandığı istiklal mahkemesi ve diğer kaynaklarda yazılıdir.
Kaynaklar Nezip dağı diyiyor, bu dağın nerede olduğunu bilmiyorum. 

Ayrıca Hüsameddin Korkutatanın verdiği mülakata Şeyh Abdullah'ın,
Şeyh Abdullah Efendi, Tillo civarında irşad vazifesi yaparken yakalanıp Elazığ’a getirildi ve burada idam edildi.
 Mahkemeye çıkarma gereği bile duymadılar.
Şeyh Abdullah In şeyh Zeki ve şeyh Cemal Sinan adında iki oğlu vardır. Şeyh Cemal Sinan efendinin torunu Hüsameddin Korkutatyla evlidir. 
Ayrıca Diyarbakir Istiklal mahkemesi kayıtlarında Şeyh Abdullahın mahkeme karar ilamı Amcası Şeyh Hasan ve kardeşleri Seyh Ibrahim,Seyh Celaleddin,Seyh Ali efendiden ayridir.


Diyarbakir Istiklal mahkemesinde idam edilen Çan Şeyhleri ile ilgili mahkeme kararlarlarını aşaıiya aktarıyorum. 




Şeyh Abdullah Kığı kazasının Dımlak karyesi, Şeyh Abdullah bin Xalid , cezası idam, karar tarihi 18,06.1925 isyana katılma. Ilam no 63,Dosya no 92 (D 8/63) , 


Bu kararın özetinde Şeyh Abdullah Dımlakın suçunun kısa özeti Kurdistanın teşkili, ve devlet toprağını bölmek suçundan idam ile şehadete ulaşır. 


Şeyh Hasan efendi,Şeyh Îbrahim,Şeyh Ali,Şeyh Celaleddin efendinin dosyaları aynıdır. 
Ilam no 69, Dosya No,(9/1-9/6) ceza idam, karar tarihi 28.06.1925, suçun türü idam . 
Mahkemenin özet kararida Güya dini ve şer'i fakat herhalde müstakil bir Kurdistanin teşkil ve tesisi maksadıyla idan kararı verilir. 


Bu kararlar Mahmut Akyüreklinin cilt.1  Şark Istiktiklal mahkemesi kararları kitabının 120 ,130 sayfasından alınmıştır.



                                                          Mahmut Akyüreklinin Îstiklal mahkemesi kitabı


*******************************



ROJAVAYA SÜRGÜNE GÎDENLER ?




Şeyh Mustafa Efendi,

Ve oğlu Şeyh Niyazi ile beraber Rojavaya iltica ederler. Şeyh Hasan efendinin altinci ve küçük kardeşidir. 1925 hareketinde  direniş gösteren ve ağabeyi Şeyh Hasan efendi ile Kığı hattına doğru ilerlemiştir. 
Hareket bastırıldıktan sonra uzun süre direniş göstermiştir. 
Îhbar,ihanet ve çetelerin baskıları sonucunda Suriye /Rojava kurdistanında sürgün hayatı yaşamıştır. Yaklaşık 23 yıl sürgün yaşamından sonra çıkarılan af yasasıyla ülkeye geri dönmüştür. 
1950 yılların sonunda vefat etmiş, türbesi Çolig/Hacıçayır köyünün tepesindedir. 
Şeyh Mustafa nın yaşam hikayesini bundan 5,6 yıl evvel kaleme almıştım. 
Merak edenler sitemde bu calışmamı okuyabilirler. 
Fazla detaylara girmeyeceğim.


ŞEYH ÎBRAHÎM'ÎN AÎLE EFRADI ?


Şeyh Ibrahim efendinın aılesı tıpkı damadı olduğu Şeyh Said Efendinin ailesi gibi sürgüne gönderildi.
Torununun bana verdigi bilgilerde Çocuklarından (Şeyh Mücahid,Şeyh Nizameddin,Şeyh Necmeddin ve Şeyh Selhaddin) Kütahya ya sürgüne gönderilir.
Büyük oğlu Şeyh Aleveddin ise hastalığından dolayı annesi Güllü hanımla beraber Çolig'de kalmışlar.

Çan Seyhlerinden sürgüne gönderilen bir başka ailede ,

Şeyh Ahmedin ikinci büyük oğlu Şeyh Mahmud efendinin oğlu Şeyh Hamza'da Alanya 'ya sürgüne gönderilir.

Sürgün cezaları kalkınca Alanyalılar toplanır memleketine gitmemesi için ricada bulunurlar.

Şeyh Hamza derki sürgünde kalmam benim icin hergün azaptır,der.

Şeyh Hamza Tüyerek köyündeki Şeyh Ibrahimin babasıdır.

Seyh Îbrahim iyi bir Kürd yurtseveri olup, T-KDP siyasetine yakin bir şahsiyeti.

Şeyh Hamza,Alanya'da yüksek bir tepe varmış,haftada mutlaka 1,2 defa akşam üstü tepeye gider,güneşin batışını seyreder ve memlekete olan özlemini şu cümlelerle Kırdki/zazaca ifade eder,

AAX Mergmir, AAX Mergmir,

Tı quena mı vir,

Ina hal gawun nahırun ver-i Quemun ma,

Veng muerdayış davar quen mı vir,


deyip, göz yaşı dökermiş.




**************************




ÇAN ŞEYHLERÎNDEN ÎDAM EDÎLENLER DIŞINDA ÇATIŞMA VE PUSULARDA ŞEHÎD OLAN ŞAHSÎYETLER ? 


1925 hareketi bastırıldıktan sonra aile bireylerinin çoğu yıllarca  aileleriyle beraber dağlarda yaşam savaşı verdiler. 
Bu detaylara girmek istemiyorum. 
Örneğin idam edilen Şeyh Hasan Efendi ile Şeyh Ibrahim ve kardeşlerinin eş ve cocukları  yöre halkı tarafından korunmuşlardır. 
Özellikle ençok Xormek aşireti ileri gelenleri onları korumuştur. 
1925 hareketine katılmaslarda Çan Seyhleriyle olan komşuluk hukunu çok iyi yerine getirmişlerdir. Bu konuda Çan Şeyhleri ile Xormekli aileler ararsında yasanan çok güzel anekdotlar vardır. 
Yazı uzamasın diye özel yazmayı düşünüyorum.

Çan Şeyhlerinin  aile bireyleri ile Türk asker ve işbirlikçi çeteler arasında yörede çatısmalar da çıkar. Bu catısmalardan Seyh Hasan Efendinin oğlu  Şeyh Atik Efendi ,yani en küçük oğulları Fahran'da bazı söylemlere göre Belzerde şehadete ulaşır.

Bu catısmanın kısa hikayeside şöyledir.
Türk devleti Çan Şeyhlerinin eş ve çocuklarını esir alırlar.
Şeyh Mustafa nın çocukları Şeyh Niyazi , Nusreddin ile Şeyh Hasan efendinin oglu Atik ,Yado ve Ekrağlı Ömere Zerr in içinde bulunduğu direnisşçi gurup, kadın ve çocukları kurtarir.
Bu çatısmada Şeyh Atik şehadete ulaşır,Ekrege Diyezun köyüden Ömer e (Aga) Zerr şehid olur.
Yado ile Seyh Niyazi yaralanır.
Şeyh Niyazi boynundan aldığı o darbeyle Rojava Kurdistanda sürgünde şehid olur.

Çan Şeyhlerinin bir başka şehidide, Şeyh Mustafa efendinin oğlu Seyh Nusreddin'de hareket bastırıldıktan sonra Tekman/Şuşar'da şehid olur.

Çan Şeyhlerinin ikinci büyük oğlu Şeyh Mahmud Efendinin oğlu Şeyh Abdulakadir'in torunlarının  anlatımlara göre ;
Amcası Şeyh Mustafa ile beraber Murad nehrinin karşı tarafina geçmek için hazırlık yaparlar.

Yine yerli isbirlikçiler ( aile tarafından bilinen) ihbar ederler.
Şeyh Mustafa olayı sezer yeğenine nehirin karşısina geşmemesini tembihler.
Ama Şeyh Abdulkadir duygusal davranarak karşıya geçer.
Olayın yaşandığı bölge DDY 8.köprünün yakınlarında Türk askerlerinin baskınları sonucunda şehadete ulaşır.
Bu olaydan sonra evi talan edilip,yakılır.
Bu olayda oğlu Şeyh Ahmed Efendi daha çocuk, annesi tarafından ateşin içinden kurtarır.
Şeyh Ahmed bende çok iyi hatırlıyorum sade ve abdal bır insandı Xıraba köyünde ikamet ediyordu. Sağ yanağındakı yanık izleri vardı, o yanık izleri 1925 te evleri yakıldığı dönemden kalmaydı.








*******************





                      Îstiklal mahkemesinin savcısı Ahmet Süreyyanın, Şeyh Said isyanı ve hatıratları



Sonuç olarak,


Çan Şeyhlerinden,
Sabahattin Korkutata ailenin tasavvufi,secere ve ailenin önemli şahsiyetlerinden bazı örnekler vererek bir yazı dizisi ile önemli bilgileri belge haline getirdi.

Hüsameddin Korkutata ise, Yeni Akiteki mülakatında Çan Şeyhlerinin ağırlıklı Şeyh Said hareketiyle ilgili yaşananlara değindi.
Bu mülakata çok eksik ve yanlış bilgiler aktarmıştır.
Devletin belgelerine rahmet okurcasına bir degerlendirme yapmıstır.
Sanki devleti aklamaya çalışan bir çabası vardır.
Oysaki devletin arşivindeki mahkeme kararları başta olmak üzere Îstiklal mahkemesinin savcısı Ahmet Öngören nin hatıratlarında ,
1925 hareketinin Ulusal karekterli olduğunu açık ve net ortaya koyuyor.
Bu bilgiler Hüsamettin Korkutata'yı yalanlıyor.

Bu iki çalışmaya ek olarak bende aileden enaz 5,6 kişiden derlediğim bilgilerle , ailenin yaşadığı trajediler ağırlıklı bilgiler aktarıyorum.
Bunun yanında ailenin seceresı ,ve Şeyh Said hareketinde Çan Şeyhlerinin ödediği bedeleri ağırlıklı olarak kaleme aldım.

Bu bilgiler eksik ve taraflıda olabilir.
Bu konuda gerekli düzeltmelere katkı sunanlara şimdiden teşekkür ederim.

Selamlarımla,



                                                                                                                                                                   Orhan Zuexpayıc



Kaynaklar :

1- Sabahattin Korkutatanin Çan Şeyhleri yazılı bilgileri.
2- Hüsameddin Korkutatanın Yeni Akit gazetesindeki mülakatı.
3- Mahmut Akyüreklinin istiklal mahkemesi kararları kitabı.
4- Istiklal mahkemesi savcısının hatıratları.
5- Çan Şeyhlerinin aile bireylerinden (5) kişiden sosyal medya
    üzerinden aldığım bilgiler.
6- Avukat Müjdat Korkutatanın secere bilgileri.
7- Ebubekir Septioğlu Şeyh Ali Septi ailesinin secere belgeleri.