Kûy a Spî

17 Kasım 2011

KÜRD RUSPÎ'SÎ ABDULMELİK FIRAT'IN ANISINA?

Köklerini bu toprakların çok derinlerine salmış olmanın soyluluğu, medrese kültüründen süzülüp gelen bilgeliğiyle küçük hesapların ve küçük adamların çok uzağında bir yerdedir Abdülmelik Fırat.
Gülay Göktürk

- Kadim toprakların diyarıdır Mezopotamya.
-Nice gündüzler ve gecelerden oluşan tarih gibidir.
-Bir güneşin sıcak ışınlarıyla ısınır, ayın kutsal ışığı altında yıldızlara bakar;

Mezopotamya sürgününü Abdulmelik Firat'in bugün vefat haberini ögrendim. Abdulmelik Firat Seyh Said'in torunlarindan olup, Bingöl'deki Çan Şeyhlerinin'de yegenidir.

Abdulmelik Fırat'ı ilkdefa 1979 yılında Palu'da Şeyh Said'in vefat eden oğlu Selhattin Fırat'ın cenaze töreninde gördüm. Şeyh Selhaddin vefat etmeden evvel vasiyeti üzerine kendi imkanlarıyla yaptırdığı cami kompleti içinde; kendi mezar yerinide önceden hazırlamıştı. Şeyh Selhaddin'nin cenaze törenine Bingöl'den çok kalabalık bir kitlede gitmiştik. Cenazesi defin edilirken daha 18 yaşında bir genç olarak benimde mezar çalışmasında harcım vardır. Şeyh Selhaddin'nin cenazesindeki o muhteşem kalabalık,o izdiham o ağıtlar hala hafizamda tazeliğini koruyor.Piran'dan ,Karebağan'dan,Çewlikten'ten,Hınıs'a kısaca Kurdistanın dört bir yanından on binlerce kişi gelmişti. Şeyh Selhaddine gönülden bağlı olup, cezbe düşen kişilerin söylediği "de rabım,de rabım seroke Kurdan de rabım" sözünü hiç unutmam. Şeyh Selhaddin'nin cenazesini Hınıs Kolhisardan getiren ve cenazeyi organize eden'de Abdulmelik Firatı. Çevre ilerden gelen taziyeleri Abdulmelik Fırat kabul ediyordu.

Şeyh Selhaddin 1925 sürgününde cok genç daha 15,16 yaşlarindayken Bağdat'a askeri akademide eğitim görmüş bunun yanında medrese kültürüde en doruk noktasındaydı. Kurmanci dili yanında Zazaca dilinede hakimdi. 1933 afindan sonra Türkiye'ye gelip,sürgün ve hapislerden kurtulamayan mücadeleci bir insandi. soyadı kanunu çıktıgında Saidoğlu soyadını almak istemiş,bu talebi red edilmiştir. Şeyh Selhattin 1960 darbesinde 55 Kürd ağa'nın sürgünleri içinde de abisi Şeyh Ali Rıza'la ilk saflardadır. Melik Fırat'a 2004 yılı'nin Şubat ayında misafirim olduğu gece sorduğum bir soru şuydu ? Şeyh Selhaddin'nin her yıl Piran,Karbegan,Darahını,Palu,ÇewlikGuewdere,Lice,Diyarbakır seferlerinin espirisi neydi? Şeyh Said hareketin direniş havzası burasıydı. Bu havza'yı sürekli diri tutmak istiyordu.

Abdulmelik Fırat'ı ikinci defa karşılaşmamız'da Çan Şeyhlerinden vefat eden Şeyh Nizameddin Korkutata'nın taziyesinde gördüm.Melik Fırat'ın dayıları başta olmak üzere yaşca ondan büyük, çevrede saygın başka insanlarda taziyede vardı. Çan köyündeki o yaşlı insanların ,çoğu medrese eğitimli din adamları'nın Melik Fırat'a olan saygısı dikkatimi çekti. Çünkü onun bilgeligi,medrese eğitimi,dünya görüşü ve kültürünün yanında sürgün,hapis ve baskılara karşı dik duruşu bence ona o saygınlığı kazandırmıştı.
- - -

BÎR ANEKDOT
     
Yıl 1992 veya 1993 olabilir. Abdulmelik Fırat dayılarından Mehmet Korkutat'nın Hizbullahçılar tarafından Bingöl'de şehid edilmişti. Abdulmelik Fırat ve Alirıza Septioğlu o dönemde DYP mebuslarıydı. Her iki Şeyh'te anne tarafından Şan Şeyhlerinin yegeni olmasından dolayı taziye'ye gelmişlerdi. Dayılarını öldüren Hizbullah örgütü'de Çan köyünün "Teyrek" köklü mezrasını zorla boşaltıp kamp yapmışlardı. Bu köyü JITEM'le beraber boşaltmışlardı. Köy Ilicalar karakoluna çok yakın olmakla beraber Bingöl-Karlıova ana-yol güzergahı üzerindeydi.Bu köyün Hizbullahın elinde olduğunu bilmeyen Bingöllü yoktu. Ama herkes sindirilmiş,sus pus olmuştu.

Mehmet Korkutata'nın mezarının defn edildiği ikinci gündü. Bir Kürd yurtseveri Nesih Anşin "Hasan" cenaze törenini organize edenlerdendi. Hizbullah tarafından takip edilerek şehir dışında canlı tutularak Teyrek mezrasına Hizbullah kampına götürülür. Nesih Anşin'nin orada olduğunu bilen ailesi çaresiz ve tevekkül içinde çocuklarının ölümünü bekliyorlardı.

Îşte o günlerde iktidarda DYP mebusları olan Melik-Fırat ve Ali -Rıza Septioğlu Bingöl'e gelmişlerdi. Nesih Anşin'nin ailesi durumu Melik-Fırat'a anlatınca direk Emniyet Müdülüğüne giderler. Hizbullahın kamp olayı ve Nesih Anşin'nin kampta tutulduğunu müdüre anlatırlar. Melik-Fırat Emniyet Müdürlüğü üzerinde amcası Septioğluyla beraber Ankaradan gerekli baskı'yıda sağlarlar. Müdür Kemal Iskender, Jandarma yani JITEM bölgesi olmasına rağmen sınırı ihlal ederek kampı basarlar. Nesih Anşin çuval'in içinde hala öldürülmemiş bir vaziyete sag kurtarılır. Daha sonra JITEM ve Emniyet güçleri arasında görev ihlalinden dolayı birbirilerin girerler. Nesih Anşin'nin kurtarılmasını Melik Fırat ve Septioğlu beraber sağlarlar.

Nesih Anşin olayı çok uzun olduğu için anlatmayacağım. Bingöl'de yaşam şansı bulmaz ve Awrupa macerası başlar. Gerillaya giden Nesih Anşin 1999 yılında Çewlik Aşağıköy "Dewa Cerin"de şehid düşer.

- - - - -

- Melik-Fırat işte bu dönemde Refah Partisi mebusu Hüsamettin Korkutata "Dayısı"la beraber Bingöl Valisini ziyarete giderler.
- DYP iktidarda Refah Muhalefete olduğu dönemlerdi.
-Valilik makamuna çıkarken, Hüsamettin Vali'ye Melik-Fırat'ı Erzurum mebusu ve Şeyh Said'in torunu olarak taktim eder.
-Vali hemen derki ? o hain Şeyh Said'mi ? MelikFirat lafın altında kalırmı hiç, ve derki ? terbiyesiz ve konuşmasını bilmeyen ukala.
-Senin gibi devşirme ve dönmeler haindir.
-Valilik makaminda hiç oturmadan kalkarlar.
- Vali Feyzi Yılmaz tabiki kızarır ve bozulur.
-Şok terapi yaşayan Vali cevabın altından kalkamaz kısaca şamar oğlanı durumuna düşer.

Valilikte hiç oturmadan telefon açıp,Bingöl Belediye Başkanı Selhaddin Kaya'nın misafiri olarak makama geldiler. Bende o dönemde Belediyede kamu görevlisiydim. Belediyenin restorantında ağırlanan MelikFırat ile Vali arasında yaşaanları burada duydum.

MelikFırat HAK-PAR insiyatifinde, partileşmeden evvel Selhaddin Kaya'yı sözcü etmişti. Ikili arasında çok samimi aile geleneğinden gelen bir dostluk vardır. HAK-PAR partileşmesini yapttığında ilk çıkarmasını'da Bingöl'e yapmıştır.

MelikFırat 2004 yılındaki yerel seçimlerde Diyarbakır Belediye reisliğine bağımsız aday olmuştu. Almanya'yı seçimlerden 2,3 hafta evvel ziyarete gelmişti. Almanya Wuppertal'de bir gece bana misafir olmuştu. Gece geç saatlere kadar kalabalık misafir topluluğuyla sohbet ettik. Melik-Fırat'a olan saygımdan dolayı oğlumun isminide Melik Fırat taktım.

Sonuç olarak,MelikFırat ve ailesinin Kürd ulusal bilinçlenmesinde ödediği bedellerle tarihte anılacaktır. Kürd intelgenistasu,siyasetçisi ve filologu ve bilge kimliğiyle Türk profesörlerinin korkulu rüyasıydı. Bilgi küpü veya kütüphanesimi derseniz? zeka taşkını veya şaşkınımı derseniz ? bence tüm bu söylemlerin bileşkesidir Melik-Fırat. Ruhun şad olsun. Saygılarımla,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder