Kûy a Spî

16 Kasım 2011

TRT Şeş Ve Şıwan

Kürdler'in acılarını ve duygularını çığlıklarıyla dile getiren gerçek müzisyen, stranbej, dengbejleri ile sahte kopyacı ve sanatı halkı için değil de şahsı çıkarları için yapan kesimleri iyi tanıyıp, tasnif etmek gerekir.

Hazin olan ve beni düşündüren gerçek sanatçı kategorisine koyduğum ! Şıwan Perwer,  Nizamettin Arıç, gibi değerlerimiz gerek Türk sistemi,gerekse revaçta olan Kürd parti ve organizasyonu tarafından yıllarca kendi televizyon kurumlarında ambargo konulmasıdır. Buna rağmen Kürd halkı nın gönlünde bu sanatçılar taht kurmuşlardır.
İşte bu sanatçıların büyüklüğü,yarttıkları sanat çalışmaları, onurlu duruşları ve Kurdistani ruh ve heycan içinde olmasından kaynaklıdır. Acaba bu sanatçılarda ya sisteme yada bir parti ve örgütün sanatçıları olsaydılar , Kürd müziğinin bulunduğu konum , bir facia olmazmıydı?
Bugün biz bu konuları tartışırmıydık?
Yaşam'ın her alanında bilimde olsun sanata olsun özgür ortamda ancak bilim üretilir, sanat üretilir. Baskıcı ve resmi-ideolojinin dayatıldığı sistem olsun totaliter örgütlenme ortamlarında sanat ve bilimden bahs edilemez.
Türk-resmi ideolojisinin 85 yıldır Kürd politikası,  red ve inkar üzerinedir. Bu politika'nın son 15 yılında söylemlerde bazı değişiklikler oldu. Bu söylemler ilk defa yetkili bir ağızdan, Turgut Özal tarafından ortaya atılması çok önemli bir gelişmedir. Turgut Özal Kürd sorunu vardır, çözümü için federasyon dahi tartışılmalıdır. Biraz daha ileri giderek bende de "Kürd kan'ı var",diyerek yıllarca çekindiği ve söylemediği kimliğini de ortaya koydu. Hala'sının Türkçe bilmediğini, Kürtçe konuştuğunu söyledi. Bu söylemlerini söyledikten sonra şaibeli ölümüne tanık olduk. Yine, Demirel'in Kürd realitesi vardır, sözü ile bu tartışma devam etti. Bu sözlerin arkasını getirmedi.Ve hiç bir ortamda da bırakın savunmayı, yemin edercesine ağzına bile almadı.

Mesut Yılmaz ve Tayyip Erdogan'nın iktidarları döneminde Diyarbakıra giderek Türk-kamuoyu ve dünya'ya verdiği mesajlar çok önemlidir. Mesut Yılmaz Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır dan geçer, Tayyip Erdogan'da Kürdlere yıllarca yanlış politikalar uygulandığını, kabul ettiğini söyledi. Kürd sorunu benim sorunum olduğunu açıklamasını yaptı. Bu söylemlerin iyi niyetli olduğunu gören liberal kesim başta olmak üzere statükonun değişmesinden yana olankesimler tarafından desteklendi. Tüm bu söylemlerin Kürdleri kandırmaya, aldatmaya yönelik manevra olduğunu uygulamada gördük. Son
dönemlerde özellikle Kürd coğrafyasında en çok oyu alan Tayyip Erdoğan, önümüzdeki aylarda yapılacak yerel seçimlerdeki politikası yine Kürdler üzerıne olduğu için, bu defa eski söylemlerinden vazgeçerek mevcut statükonun devamından yana demeçler veriyor. Bu demeçlere hepimiz tanık oluyoruz.

Şemdinli olayında sistem ve derin güçlerle anlaşıp, sus-pus olan Tayyip Erdoğan önüne gelen tarihi firsatı kaçırıp,  adetta şahinleşti. Dikkat ederseniz son süreçte, tek millet,tek devlet,tek bayrak,tek vatan gibi ırkçı ve şoven söylemleri hala hafızamızdadır. Hatta metrapollerde Kürdlere yönelik linç kampanyalarına , talihsiz açıklamalarındaki ırkçı ve şoven söylemlerinin dozajını daha da artırdı. Bu söylemler özellikle liberal yazarlar başta olmak üzere toplumda statüko karşıtı kesimler tarafından şok etkisi yarattı. Tayyip Erdoğan bu olumsuz çıkışlarını meclis kürsüsünde olsun, Diyarbakır, Van ve
diğer Kürd illerine yaptıği gezilerde verdiği mesajlarda devam etti. Kürd coğrafyasında kendisine rakip olan DTP'nin elindeki Belediyeleri seçimlerde geri almak için tahrik edici açiklamaları hafızalardadır.
İşte tam bu gergin ortamda TRT-6'nın Kürdçe yayına başlamasıyla bu defa Kürd kamuoyunda bu televizyonun kuruluş amacıyla ilgili farklı spekülasyonlar tartışılmaya başlandı.TRT-6 Kürdçe kanal'nın Mart'ta yapılan yerel seçimlere yatırım olduğunu söyleyenler vardır. Asıl yaygara TV-6 kanalında proğram yapan sanatçı ve program ekibi başta olmak üzere Şivan Perwer şahsında tartışmalar yoğunlaşmıştır. Kürd sanatçısı Şivan Perwer ekseninde yapılan bu tartışmalara taraf olan kesimlere tanık oluyoruz. Kürd aydın, siyasetçi, kurumları ve partileri birbirilerine karşı çok ağır ve hakarete varan ön yargılı yazılar, makaleler, demeçlere tanık oluyoruz. Bu taraflar tıpkı bir spor maçında nasılki bir taraftar kitlesi oluşmuş, fanatik ve ölçüsüzce birbirilerine saldırıyorsa, ortamı biraz öyle sisli, puslu görüyorum. Şivan Perwer hala açıklama yapmadan bazı çevreler, sanki onun ağzından çıkan sözlermiş gibi Kürd kamuoyuna yanlış ve taraflı açıklamalar yapmaya başladılar.
Şıwan Perwer sanatıyla kişiliğiyle bir Kürd çığlığı, bir sürgün çiçeğidir. İtiraf etmeliyimki Şıwan Perwer'in stranları ile İsmail Beşikçi'nin Kürdler üzerine bilimsel calışmaları ve tezleri bizim kuşaktaki Kürd insanları'nın ruhsal şekillenmesinde etkisi yadsınmaz. İsmail Beşikçi Hoca'nın Kürdler için siyasetin bulanık, hile ve entrikaların olduğu koşullarda konuyla ilgili yazdığı bilimsel değerlendirmeleri "Sosyolojik analizleri" birer reçete ve yol gösterici olarak görüyorum. Yine Şiwan Perver'in sanatı, kişiliğiyle duruşu ve Kürdlere vermiş olduğu mesajları çok iyi biliyoruz. Şivan perwer eğer bir gurubun veya bir örgütün sanatçısı olsaydı, acaba Şiwan olurmuydu?

Şiwan eğer sürgün veya yasaklı olmasaydı ? Bugün Kürdlere bıraktığı , ulusal-ruh ve heycanla verdiği eserleri "stranları "acaba olurmuydu ? Naçizane görüşüm hayır diyebilirim. Şıwan Perwer'in Avrupada sanatsal çalışma ve etkinliklerini protesto eden kesimleri hepimiz biliyoruz. Bugün Şiwan'nın TRT 6'ya gitmesi yönündeki spekülasyonlara en çok tepki gösteren bu kesimdir. Şivan Perwerin konser ve etkinliklerinde sazını kırıp, hakaret edenlere asla teslim olmadı. Kendi değerlerimizi nasıl tar u mar ettiğimizi Şivan şahsında çok iyi görenlerdenim. Şivan Perwer gibi Kürd ulusal ruhuyla yoğrulmuş,stranlarıyla halkına o heycanı veren bir değeri yönlendirmeye çalışan, iradesi olmayan kesimlere şunu söylemek istiyorum .Şivan'a inaniyorumki ne yapacağını çok  iyi bilenlerden olup, Kürd halkının çıkar ve değerlerine uygun hareket edecektir. Size tavsiyem "Kürd değerlerine"Şeyh Said", Kürd dostlarına "İsmail Beşikçi" saldıran helak getiren anlayışa tavsiyelerde bulunun, tepki gösterin. Bunu yaparsanız, Şıwan üzerine temenni ve eleştirileriniz ciddiye alınır."
Şıwan Perwer 34 yıldır sürgünde yaşıyor.
Suçu nedir?
Kürdçe stran söylemekten başka ne yapmıştır?
Suç sayılabilecek hiç bir eylemi olmamıştır.
Bu kategoriye Nizamettin Arıç'ı da koyabiliriz.
Yıllarca bu iki sanatçıya ambargolar konulduğu, saldırıların hedefi haline geldiklerini biliyoruz. Kürd gazete, televizyonlarında Kurdistani ruh ve heycandan uzak hatta karşı olan ne idigü belirsiz "kim oldukları belirsiz" bazı sanatçılar cirit atıyorlar.Bu kurumları şahsi rantları için kullanan, kurumlardan beslenen asalakları biliyoruz. Roj TV, MedTV sürecinden beri ekranlarda gördüğümüz bırakın sanat üretmeyi, Kürdçe stranlarındaki sözlerinde dahi yalakalık, yaparak yaşamlarını idame ettiren kesimler vardır. Bu kesimler stranlarında söyledikleri sözlerden bazı kesitler vermek istiyorum. Örneğin Diyarbakır meydanına Mazlum ve Hayri' nin büstünü dikenler, Kürdlere değil, başka şahıslara söz verip, bu yolda öleceklerini, baş koyacaklarını söyleyen sanatçılar vardır. Bu cenahı takip edin, düğünlerde, özel günlerde bu halkın iyi duygularını istismar ederek beslenen sanatçıları biliyoruz. Türkiye'ye gidiş gelişlerinde bir problemleri yoktur.

Bazı Kürd aydın ve yazarlarının 85 yıllık Cumhuriyet tarihi ve öncesi Osmanlı tarihine dayanarak Kürdler üzerine yürütülen politika ve entrikaları Şivan'a hatırlatarak TRT 6'ya gitmememsi yönünde samimi ve iyi niyetlerini de anlıyorum. Bu kesimin kaygıları'nın yakın dönemde sistemin hala yaşadığı Kürd fobisinden haklı olarak bazı örnekler veriyorlar. Örneğin, yakın dönemde Kürdçe marş söyledikleri için Bingöl'de tutuklanan 4 Kürd genci, Kürdçe isim yasaklamaları, Welat isminde küçük bir çocuğun havalimanından içeri alınmaması, Meclis tutanaklarında Hasip Kaplan'nın konuşmasında Kürdçe'nin bilinmiyen dil olarak tutanağa girmesi, Kürd dilinde olup, Türkçede olmayan ve bundan dolayı yasak Q,X,W harfleri , Leyla Zana'nın Kürdçe konuşmaları, verdiği siyasi mesajlardan dolayı ceza alması yakın dönemde yaşanan , Kürdler için olumsuz gelişmelerdir.

Sonuç olarak, önümüzdeki günlerde Şivan Perwer hayli tartışılacaktır. Tüm bu gelişmelerden hareketle şunu söyliyebilirim. "Kürdçe yayını inandırıcı hale getirmek için sistem gerçek Kürd sanatçılarla temasa geçip, ilk adımı atmak istiyor.  Türk devleti çok iyi biliyorki inandırıcı olabilmesi için yıllarca yasaklı olan Şivan Perwer gidilmesi gereken ilk adrestir." Bakalım ve görelim devletin önümüzdeki günlerde Kürtçe TV politikası için başkaca hangi tavizler veya açılımlar yapacaktır. Şıwan Perwere haksızlık yapmıyalım, saldırmıyalım, küçük düşürücü hakaretlerde bulunmayalım.
Kürd halkı tıpkı İsmail Beşikçi'ye "dil uzatan kesimlere, aydın, yazar ve siyasetçisiyle nasıl sahip çıkmışsa", bunu biliniz-ki sanatçısı Şivan Perwere'de sahip çıkacaktır. Şıwan Perwer Kürd halkının bağrından çıkmış, uzaydan gelmemiştir.
Şıwan dik duruşuyla, ürettikleriyle, verdiği mesajlarıyla, Kurdistani ruhuyla, müziğiyle, sanatıyla, sesiyle halkı'nın gönlünde taht kurmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder