Kûy a Spî

13 Mayıs 2012

FAİK ( BEY ) ERTUĞRUL

               (ANILARDA YER TUTMUŞ BİR ŞAHSİYET VE BİR ANEKDOT)












Faik Ertuğrul Bey, Çolig belediye başkanlığını 1963-1973 yılları arasında aralıksız üç dönem yapmış, renkli bir şahsiyettir.
Çolig'in yerli ailelerinden Şükrü Bey'in oğludur. Şex Said hareketi bastırıldıktan sonra babası Şükrü Bey Elazığ Istiklal mahkemesinde idam edilerek şehadette ulaşır.


Faik bey'in kızı Avukat Neslişah Ertuğrul dedesi Şükrü Bey ve babasının doğum tarihi'le ilgili yapttığı yorumu aşağıya aktarıyorum.

 Babamın gerçek doğum tarihi 1925 yılıdır. Dedem Şükrü Bey,Şeyh Sait isyanındaki tutuklamalar esnasında bir kaç arkadaşı ile birlikte Suriye'ye kaçmak isterken ihbar edilerek yakalanmış ve Elazığ'da İstiklal Mahkemeleri tarafından yargılanarak idama mahkum edilmiştir. Henüz idam kararı infaz edilmeden babam dünyaya gelmiş ve bu dedeme haber verilmiş; dedem de artık ben onu göremem ki demiş ve çok kısa bir süre sonra da asılmıştır.

 

Faik Bey de kürd hareketinin yetim çocuğu olarak büyür.


Faik Bey, Çolig'de renkli kişiliğiyle bilinen biri olarak son derece güçlü hitabet yeteneğine ve çekici bir ses tonuna sahipti.
Sayın Ertuğrul'un deyim yerinde ise davudi bir ses tonu vardı.
Şık giyinmesini bilen, rugan ayakabıları, kostümü, kravatı ve göğüs cebinde kostümüne uygun mendili ile her zaman şıklık abidesi olan renkli bir şahsiyetti.

Ayrıca, burma bıyıkları, asil yürüyüşü, dik ve heybetli duruşu ile şövalye ruhlu olduğunu hissettirirdi.

Faik Bey'in, Çolig çarşısında gezinmelerine ilişkin yöre halkının zazaca bir deyimi vardı; "Faiq Beg ço vun de sey hekke ho rahara şın."


Faik Bey, biraz da mensup olduğu sınıfin karekteristik özelliklerinden dolayı vakur olmakla beraber, sağlam bir kişilikti, onurluydu ve bir o kadarda gururluydu.

Faik Bey, hoş sohbet, hiciv yapmaktan haz duyan nüktedan bir kişilige sahipti.
Karşısındaki rakibi kim olursa olsun kesinlikle sözünün altında kalmazdı, onun hazır cevap tarzını bilmeyen Çoligli yoktur.

*****

Faik Bey 10 yıllık reisliği boyunca memleketine hizmet aşkıyla ailesini bile ihmal ederek Ankara'nın yollarını arşınlamış, cömert yaşam tarzı ve sosyal ilişkilerinden dolayı maaşı ancak kendisine yetebilmiştir.
Belediye başkanlığı döneminde başkaları ondan dolayı zengin olurken, kendisi bir ev sahibi bile olamadı.
Faik Bey, bu beyaz sayfaya eklenecek ender siyasetçilerden biridir.

Maddi çıkara kesinlikle tenezzül etmeyen, parası olmadığı zamanda kimseye parasız olduğunu hissettirmeyen bir özelliği vardı.
Bu mert duruşu ve beyefendiliği ile memlektimizde çok sevilen ve saygı uyandıran bir şahsiyetti.
1973 seçimlerinde belediye başkanlığını halefi olan Sait Aymaz'a kaptırır. 
1977 seçimlerinde de yine rakip olurlar.
Faik Bey, halefi olan Sait Aymaz'ın 4 yıllık reisliği boyunca Ankara'da bir veya iki daire aldığını duyar. Sait Aymaz, bu daireleri ailesinin Çolig ovasındaki arazilerini satarak aldığını söyler. Faik Bey bütün bunları duyar ve seçimde malzeme olarakta kullanır.
Seçim öncesi düzenlediği mitingde rakibi Sait Aymaz'a yüklenirken, kullandığı o meşhur;

 "QAZÎ, QAZÎ NEREDE BU ARAZÎ?" deyimi hala Çoliglilerin belleklerindedir.

*****

Faik Bey'in önemli bir özelliği de Çolig seçimlerinde en çok aday olan kişi olmasıdır. 
Çolig'in nerdeyse tüm seçimlerinde onun adaylığını görmek mümkündü. 
Sadece Belediye seçimlerinde değil iki dönem de milletvekilliği seçimlerinde aday olmuştu.
En son 1986 yılında Ecevit'in DSP 'sinden milletvekili adayı olmuştu.
Kürd coğrafyasında DSP esamesi olamayan bir tabela partisi iken Faik Bey bu partiden aday olur.
Dost ve arkadaş çevresi Faik Bey'e "Kürdler Ecevit'e oy vermez, kazanma şansınız yok gibi, neden DSP den aday oldunuz?" diye sorarlar.
Faik Beg sözün altında kalırmı hiç, verdiği cevap cok enteresandır; "Ne yapalım geleneğimizde cenaze yerde bırakılmaz" der. 

Tabi bu sözleri DSP ve CHP'nin Kurdistandaki durumunun özetiydi.
Çolig halkı kendisine hep 'Reis Beg' olarak hitab ederdi. 

Tabi bu hitap halkın kendisine olan sevgi ve sempatisinin en güzel örneğiydi.
Kısaca Faik Bey'i anlatmak uzun bir hikayedir.

FAİK BEY VE BİR ANEKDOT


- Faik Ertuğrul Belediye Başkanı olduğu dönemlerde başkent Ankara'ya en çok gidenlerden biriydi. Ankara'ya gidişlerinde özellikle Çoligli bürokratların ve üniversite öğrencilerinin hafta sonu uğradıkları mekanları ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi.
- Çoligli gençlerin Ankara Kızılay'daki toplandıkları kahvelere sık sık uğrayan sosyal bir kişiliğe sahipti. Bu sohbetlerinde kesinlikle masrafların başkası tarafından ödenmesine müsaade etmezdi .
Ankara'ya reisliğinin son döneminde yaptığı bir ziyaretinde, o dönem Dışişleri Bakanlığında uzman olarak çalışan Selahattin Kaya başta olmak üzere Çoligli üniversite öğrencileriyle kahvehanede buluşur.
Faik Bey tabi Çoligli gençlerle sohbet ederken , Selahattin Kaya'ya döner ve derki; 

"Selahattin Bey artık yeter devlet memurluğunu bırakın, memleketiniz Çolig'e gelin, siyasete girin ve halkımıza hizmet edin. Çolig halkının sizin gibi okumuş bürokratlara ve gençlere ihtiyacı vardır. Belediye reisliği, mebusluk sizi bekliyor ve sizin hakkınızdır. Görüyorsunuz, biz artık yaşlanıyoruz. Sizin gibi gençler gelip, bu görevi ve yükü sırtımızdan alsınlar istiyorum. Bu sözüm sadece sana degil,  oğlum Arife de söylüyorum" der. Arif Bey de o dönemde hukuk fakültesinde okuyordu.


*****

- Aradan yıllar geçer "Gel zaman git zaman" Faik Bey'le Selahattin Kaya'nin yolları 1989 yılındaki yerel seçimlerde kesişir.
Selahattin Kaya SHP'den, hafızam beni yanıltmıyorsa Faik Bey'de bağımsız aday olurlar. Her iki aday da seçim çalışmalarını şehir merkezinde yoğun bir şekilde sürdürürler.

Çolig şehir merkezi belediye sokağında o dönem mobilyacı olan Haydar Yurtsever'in dükanının önünde Faik Bey'le, Selhattin Kaya  tesaddüfen karşılaşırlar. 

Faik Bey, Selhattin Kaya'dan epeyce yaşlıydı. İki aday birbirlerini sorarlar, Selahattin Kaya saygısını gösterir ve aralarında ayak üstü kısa bir sohbet olur.


Selahattin Kaya derki;

 "Faik Bey Abi, Belediye reisi ken Ankara'daki karşılaşmamızda biz gençlere bir sözünüz vardı hatırladınız mı?"

Faik Bey derki;

 "Hayırdır Selahattin Bey?"

Selahattin Kaya derki;  

"Ankara'da bana sen ve oğlum Arif okumuş gençlersiniz, tahsiliniz var, aydınsınız gelin artık siyaset yapın, bu reislik yükünü ve görevini size devretmeye hazırım" demiştiniz.

Faik Bey sözün altında kalırmı hiç, yine o nüktedan üslubuyla;

- Selahattin Bey düşünmedim değil, senle oğlum Arif hala gençsiniz tıpkı bir acemi şöföre benziyorsunuz. 

Araba'nın direksiyonunu şimdi size teslim edemem der. 

Arabayı size teslim edersem fren yerine gaza basar götürüp bir yere toslarsınız. 

İkinizi de bu göreve henüz hazır göremiyorum. Çolig halkının hala benim tecrübelerime ihtiyacı var der.

*****


- Son söz olarak ,

Faik Bey'in yaşamında 27 Kasım tarihleri oldukça ilginçtir. 27 Kasım 1963'te reis olur, 27 Kasım 1999'da vefat eder.

- Mezarı vasiyeti üzerine Hacı Çayır köyünde, Şex Said hareketinin isyan sürgünü Çan'lı Şex Mustafa Efendi'nin türbesinin yanında defin edilir.

Çolig'in renkli siması merhum Faik Ertuğrul'u kısa da olsa size anlatmaya çalıştım, ruhu şad olsun.

Selam ve saygılarımla,

Orhan Zuexpayıj




 Not : Ahmet Bulmuş kitabında  27 Kasım 1927 tarihi'ni Faik Ertuğrul'un doğum günü olarak yazmıştır. Bu bilgiyi Faik Bey'in kızı Avukat Neslişah bakin aşağıdaki yorumunda şöyle açıklıyor. 


 Babamın gerçek doğum tarihi 1925 yılıdır. Dedem Şükrü Bey,Şeyh Sait isyanındaki tutuklamalar esnasında bir kaç arkadaşı ile birlikte Suriye'ye kaçmak isterken ihbar edilerek yakalanmış ve Elazığ'da İstiklal Mahkemeleri tarafından yargılanarak idama mahkum edilmiştir. Henüz idam kararı infaz edilmeden babam dünyaya gelmiş ve bu dedeme haber verilmiş; dedem de artık ben onu göremem ki demiş ve çok kısa bir süre sonra da asılmıştır. 

 Yine Kek Ehmed Kasimoglu bu yaziyi yazdigimda , Ahmet Bulmus'un yapmis oldugu bu hattayi fark ederek yaptigi Kirdki/zazaki yorumu asagiya aktariyorum. 

  Hemşerim ve ağabeyim Ahmet Kasımoğlu'nun yorumu,

Orhan Bıra

Babî Faîq Beg, Şukrî Beg pa lajanê Derdê Mîran 14.01.1926 de pê qerarê Mehkemaya Îstîklalî Xarpêt de darde bîyo. 27.11.1927 re ver ameyo dinya.

Bu yorumlardan cikan sonuclara göre Faik Bey'in ogum tarihi 1925 oldugunu, düzelttim.

 

 


 FAÎK ERTUĞRUL'UN BABASI ŞÜKRÜ BEY'ÎN ÎDAM KARARIYLA ILGILI BELGEDIR



11 Mart 1926 tarihine kadar, Çapakçur’lu Şükrü Efendi, Ali oğlu Said, Ali oğlu Faik, Ali oğlu Ibrahim, Mehmet oğlu Selim, Ömer oğlu Ahmed, Safa oğlu Osman, Mehmed oğlu Abdülkerim, Ibrahim oğlu Ali, Molla Hacı Yusuf, Cündioğlu Feyzullah, Hasan oğlu Osman, Halil oğlu Mustafa, Silo Ahmed, Yaşar oğlu Ömer, Davud Efendi, Veysel ve ayrıca Tiran aşiretinden 10 kişi daha idam edildiler.[11]

 [11] Hakimiyet-i Milliye, 11 Mart 1926.




 ********************************


YORUMLAR


Fuat Brusk

"Faiq Beg ço vun de sey hekke ho rahara şın."

Orhan nedense bu deyimi açıklama gereği duymamış ama ben zahmetine katlanıp size açıklayayım. :-)))

"Hekke" / "Haake" : Kuş cinsinin erkek olanına Kürtçede(Kırdki) "Haake" denir.

Haake iy Zarejon, Haake iy mirçikon, Haake iy boronon, felan...
Haakeler (yani kuş cinsinin erkeği yürürken dişilere oranla daha bir yaylanarak yürür ve yürüyüşüyle aynı zamanda dişilerine kur da yaparlar.
İşte bu 'Haake' yürüyüşünü andırır şekilde Parmaklarının üstünde yaylanarak yürüyen, çevik yürüyüşlü er kişilere de Kürtçede bu 'Haake' tabiri yakıştırılır.

Tabiri şöyle de kullanabiliriz.
"Radayiş Faiq beg'y monen uw zê haakon"
(Faik beğin yürüyüşü hakkelere benziyor)





  • 1 paylaşım

    • Tuncay Unsal Sevgili Faik amca , cok onurlu ve de asil bir insandi.Babam'la da yakin dost olduklari icin,yakindan tanima firsatim olmustu.Bazen bu guzel insanlari dusunuyorum da Bingol ne sansli bir yermis.Kendimi hep sansli hissettim boyle insanlari tanidigim ve de cocuklariyla iyi dost oldugum icin.Sevgili Orhan arkadas da obur yazilari gibi harika bir is yapmis.Onun da eline ve de yuregine saglik.


.
14 Mayıs, 23:18 · · 1














  • Neslişah Ertuğrul Doğan Babamla ilgili bu yazıyı okurken onun gibi bir şahsiyetin kızı olduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Cerrahpaşa'da hasta yatağında ölümünden çok kısa bir süre önce " size bir şey bırakamadım" dedi. Ben de " bize onurlu bir hayat bıraktın, bundan daha biüyük bir miras olur mu baba " demiştim ve gözleri dolmuştu. Rahmetli Şex AbdulMelik Fırat'la bi r Newroz gecesinde karşı,laşıp sohbet etmiştik, babam için" dünyada tanıdığım en onurlu insandı" demişti, bunu Şex AbdulmelikMelik Fırat gibi önemli bir şahsiyetten duymak beni hem çok onurlandırdı hem de çok hüzünlendirmişti, her ikisinin de ruhu şad olsun, onlar bu toprakların yetiştirdiği nadide insanlardı,
    Salı, 15:05 · · 4

  • Neslişah Ertuğrul Doğan Orhan abi,bu güzel yazı için sonsuz teşekkürler...
    Salı, 15:07 · · 1

  • Sedat Karatay hakikatten öyle neslisah baban büyük bir degerdir .. bence dünyada esi benzeri olmayan bir politikacidir calmayan caldirmayan ruhu sad olsun
    Salı, 15:27 · · 1

  • Helin Ipek yazı cok etkıleyıcı,cok guzel alınmış kaleme..tedekkurler...ozle

  • mle anıyorum.
    Salı, 17:43 ·














  • Orhan Kaya Neslixan , yorumunuz okudum cokta duygulandim. Dogrudur Faik amca anlatilmasi gereken ve anilarda kalmasi gereken bir sahsiyettir. Bu sahsiyetleri elimden geldigince yeni kusaklarin tanimasi icin yazmaya calisacagim. Faik amcayi yazimda dedigim gibi anlatmak uzun bir hikaye, senin yorumunda belirtigin gibi Melik Firatla olan diyalogun aynisini bende Faik amcayla yasadim. Cok iyi hatirliyorum yil 1992 yili olsa gerek, Faik amca Faqide teyzeyi sormaya gelmisti.Faiqide teyzeyle kapi komsuyduk, Faik amcanin geldigini duydugum icin kendisini hem ziyaret edip,hemde sohbetini dinlemek geregini duymustum. Bu gibi sahsiyetlerin sohbetlerini hic kacirmam. O gece sohbetimizin agirlikli konusu Abdulmelik Firat gibi bir Kürd ru Spi si meclisin yemin törenindeki o tarihi cikisi basta olmak üzere, Demirel'e anlasamayarak DYP den istifa etmesini tartismistik. Faik Amca o gece Melik Firat'la olan anilarini ve dostluklarini anlatmisti bize. Hatta cok duygulanirken su sözünü hic unutmam Sex Said hareketinin iki magduruyuz. Sözü hala hafizamdadir. Faik amca devamla biz ayni bahcenin evlatlariyiz,demisti. Hatta bende dedimki Faik amca siz toplumun kanat önderlerisiniz,Coligi birak disaridada taninan bir insansiniz. Sizinde Melik Firat gibi Kürd meselesi üzerine vereceginiz demecler toplum trarafindan dikkat cekici olur. Bu tür cikislarinizi artik ne zaman yapacaksiniz. O gece epey sohbetlerimizde olmustu o tartismalar bende sakli kalsin, sonuc ne olursa olsun faik amca kürd sorununda duyarli biriydi. Seyde Cigerxununun sohbetine katildigi,feyiz aldigi,saygi duydugu isyan sürgünü Can'li Seyh Mustafa'nin Haci Cayir köyündeki türbesinin yaninda vasiyeti üzerine defin edilen Faik amca'nin ruhu sad olsun, selam ve saygilarimla
    2 saniye önce ·


  • #1 Ehmedê Dirihî 18-05-2012 12:17
    Orhan Bira
    Babî Faîq Beg, Şukrî Beg pa lajanê Derdê Mîran 14.01.1926 de pê qerarê Mehkemaya Îstîklalî Xarpêt de darde bîyo. 27.11.1927 re ver ameyo dinya.




    • Neslişah Ertuğrul Doğan
      Babamın gerçek doğum tarihi 1925 yılıdır. Dedem Şükrü Bey,Şeyh Sait isyanındaki tutuklamalar esnasında bir kaç arkadaşı ile birlikte Suriye'ye kaçmak isterken ihbar edilerek yakalanmış ve Elazığ'da İstiklal Mahkemeleri tarafından yargılanarak idama mahkum edilmiştir. Henüz idam kararı infaz edilmeden babam dünyaya gelmiş ve bu dedeme haber verilmiş; dedem de artık ben onu göremem ki demiş ve çok kısa bir süre sonra da asılmıştır.
      Derde miran diye bahsettiğiniz Hanım da babamın amcasının kızıdır. Onun da üç evladı İstiklal Mahkemelerinde sözde! yargılanarak idam edilmiştir. İlginç bir anekdot anlatmıştı annem bu konuda; üç çocuğu asılmadan bir gün önce komutan, Derde Miran yani çocukların annesini çağırır ve" üç çocuğundan birini affedeceğiz, hangisini affetmemizi istersin sen seç" demiştir. Anne her üçüne de bakmış ve yeni evlenen daha elleri kınalı olan oğlunu gözüne kestirmiştir. Ancak diğer çocuklarının ona bakışlarını görünce kararını açıklayamamıştır. Bunun üzerine komutan sen şimdi git madem karar veremiyorsun biz yarın sabah birinin canını sana bağışlayacağız der. Ancak ertesi sabah olduğunda anne, tekrar gider ve üç çocuğunun da darağacında sallanan cesetlerini görür, onları kendi elleriyle yıkar.Böyle yaşanan yüzlerce olay annem sayesinde hala hafızalarımızda can yakıcı bir şekilde canlı ne yazık ki.
      tekrar görüşmek dileği ile, selamlar..

      2 saat önce · · 1

    • Neslişah Ertuğrul Doğan Derde Miran babamın değil dedemin amcasının kızıdır, düzeltiyorum!
    11 Mart 1926 tarihine kadar, Çapakçur’lu Şükrü Efendi, Ali oğlu Said, Ali oğlu Faik, Ali oğlu Ibrahim, Mehmet oğlu Selim, Ömer oğlu Ahmed, Safa oğlu Osman, Mehmed oğlu Abdülkerim, Ibrahim oğlu Ali, Molla Hacı Yusuf, Cündioğlu Feyzullah, Hasan oğlu Osman, Halil oğlu Mustafa, Silo Ahmed, Yaşar oğlu Ömer, Davud Efendi, Veysel ve ayrıca Tiran aşiretinden 10 kişi daha idam edildiler.[11]
     [11] Hakimiyet-i Milliye, 11 Mart 1926.



    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder