Kûy a Spî

13 Ocak 2013

DR. M.HATÎP DEMÎRALP'IN ANISINA

DR. M.HATÎP DEMÎRALP'IN ANISINA

altOrhan Zuexpayıj
/DR. M.HATÎP DEMÎRALP'IN ANISINA


   “Söz özgürlükten, söz sevdadan ve kavgadan açılınca, söz direnmekten, söz işkencede,hücrede, isyan bayrağını göklere çıkarmaktan açılınca…” hatırlanması gereken insanlarımızdan biridir, Dr. M.Hatip Demiralp

                                                                                                                               Orhan KOTAN

           - - - -
     Kürd ulusal mücadelesinde yakinen tanıdığım Dr Hatip Demiralp'ın yaşam öyküsünü Kurdistan Aktüel okuyucularıyla paylaşmak istiyorum. Benden evvel Dr Hatip Demiralp'ın yaşam öyküsünü Peyama-Azadi sitesinde tarih üzerine araştırma yapan Tahsin Sever'in yazısından epey faydalandığımı belirtmek isterim. Tahsin Sever  Dr Hatip'le aynı aşireten "Cibranlı" ve yakın akraba olmalarından dolayı önemli bilgiler aktarmıştır. Özellikle Dr Hatip'in rahmetli babası Kasım Demiralp'ın Şeyh Said hareketi ile  ilgili yayınlanmamış bilgi ve belgelerinin olduğunu söyleyen  mamoste Tahsin Sever'in bu bilgileri Kürd kamuoyu'la biran evvel paylaşması, Kürd tarihı "ulusal" bilinci açısından çok önemlidir. Tahsin Sever dost ve arkadaşlığımız 30 yıl öncesine dayanıyor. Ummarım bu mesajla ilgi alanına giren bu bilgileri Kürd kamuoyu ile paylaşır.

     Dr Hatip Demiralp'in yaşam öyküsünü yazan Tahsin Sever'in verdiği bilgiler dışında, Bingöl'deki Lise süreci başta olmak üzere ailesi hakkında,babası başta olmak üzere bazı anekdotlarıda ekleyerek Dr Hatip'i daha iyi anlatmaya çalışacağım. Dr Hatip Bingöl lisesinde son sınıfa giderken bende o dönem Lise'nin ortaokul bölümüne  gidiyordum. Dr Hatip'in bulunduğu siyasi ve arkadaş cevresi banada çevre ve ailece yakın olan kişilerden oluşmaktaydı. Kim yoktu-ki ?
Dr Hatip'in arkadaş çevresi içinde, şehit Cihat Elçi, Ahmet Aytimur, Hişar Ağaoğlu,Ahmet Kasımoğlu ve halen Isveç'te siyasi mülteci olarak yaşayan Ferhat Aydın ilk akla gelenlerdir.

 Dr Hatip Demiralp'ın en yakın arkadaşı Ferhat Aydın o dönemlerde Lise'de okurken Bingöl'de bizim evde kalıyordu. Ferhat Aydın'la sürekli olan beraberlikleri ve siyasi birlikteliklerinden dolayı Dr Hatip'i daha yakından tanıma firsatım oldu. Bu ilişkilerimiz aile dostluğuna kadar devam etti.Babasi Kasım bey de babamla çok samimi iki dostular.Rahmetli Dr Hatip'in babası 1993,94'lü yıllarda ülkedeyken köyden şehire her geldiğinde mutlaka ziyaretine giderdim. Kasım amca Kürd ulusal bilinçlenmesinde derin tarih bilgisine sahiptti. Hafızam beni yanıltmıyorsa dava vekiliği yapan bu Kürd intelgenistası cemıyet toplantılarında nüktedan kişiliğiyle ayni zamanda çevrede saygınlığı olan bir kanaat önderiydi.

   Dr Hatip  T-KDP davasından dolayı 1985 yılında gözetim altına alınmıştı. O dönemlerde aynı davadan dolayı bir ihbar sonucu babamın dostu,çocukluk arkadaşı olan Ağa Çelik ve yeğeni Adana'dan Diyarbakıra getirilmiştti. Babam,Kasım amca ve tanıdık bazı dostlar Diyarbakırda birkaç gün kalıp,davayı takip ettiler.

     Kasım amca Bingöl'e geldigini duydugumda mutlaka ziyaret ederdim. Kasım amca'nın bilgi birikimi,mütevaziliği ve olayları anlatmadaki akıcılığı,Kürd meselesinde sanki özel eğitim almış o dehası ile bir şövalye ruhunu andırıyordu. Bir defasında çalıştığım kuruma 1993 yılı olsa gerek, ziyaretime gelmişti.Kasım amca bana sizi bu defa iş yerinizde ziyaret etmek istedim. Sohbetimizin ağırlık noktası Kürd sorunu ve tarihi üzerineydi. Benim avrupaya .çıkışımdan kısa bir süre sonra vefat haberini aldım. Bu Kürd değerini'de rahmetle anıyorum.

     Hatip Demiralp Kürd ulusal mücadelesinde hiç zikzak çizmedi. T-KDP bakur hareketinin içinde ölünceye kadar çizgisini sürdürdü. Bingöl'de T-KDP çizgisi tarihten gelen bir miras olarak sürekli canlılığını korudu. Şeyh Said hareketinin gücü ve ağırlığından kaynaklanan bu miras ,Barzani hareketinin sıcaklığı ve ruhuyla bütünleşmişti. T-KDP nin Bingöl'de sürekli bir ağırlıgı vardi. Şeyh Said hareketinde bedel ödeyen özellikle yaşlı kesimler,Seydalar,Şeyhler,Bey kimliğinde olan ailelerin çocuklarınin T-KDP içinde ağırlığını hissedilirdi. Bu ailelerin ileri gelenleri Şeyh Said hareketinde bedel ödeyen ailelerin çocuk ve torunlarıdır. Örneğin Melekan Şeyhleri,Çan Şeyhleri,Kelaxsi Şeyhleri'nin gençleri ve bazı yaşlıları T-KDP kökenlidirler.

     Hatip Demiralp'te işte bu sınıftan gelen bir ailenin çocuğudur. Qergapazarlı Kasım Bey'in oğlu Cibran aşiretine mensuptur. Ailesi,aşireti Şeyh Said hareketininde öncü kadroları içinde yerlerini almışlardı. Hatip Demiralp T-KDP Bakur'un 1989-1992 dönemlerinde sekreterliğini'de yapmıştır. T-KDP bakur'un Bingöl'deki ağırlığını yazmıştım. Sait Elçi, Sıraç Bilgin, Ferhat Aydın ve en son Hatip Demiralp Bingöl kökenli siyasetçiler olup, dönemsel olarak T-KDP'de sekreterlik görevini yürütmüşlerdir. Bu isimleride hatırlatmadan geçemeyecegim.

     Hatip Demiralp'la Lise öğreniminden sonra Diyarbakır Tıp Fakültesini kazandı. Siyasetle iç içe olmasından dolayı sürekli Bingöldeydi.Yanılmıyorsam 1980 yılının Haziran veya Temmuz ayıydi,Sonradan eşi olacak bayanla kaçarak Kelaxsi köyünde Burhaneddin Bilgin'nin evine sığınmışlardı. Bende o gün köye yakın aile ilişkilerimizden dolayı misafirliğe gitmiştim. Kelaxsi'de bir iki gün Dr Hatip, şehid Sıddık Bilgin'le sohbetimiz oldu.

   Yakın dönemdeki mücadele içindede aile bireylerinden bir hayli katılım olmustur.Qargapazar Şeyh Said hareketinede destek veren çoğunluğu Cibran aşiretine mensup bir yerleşimdir. Hatip'in dedesi akrabaları Cibranlı Xalit beg, Baba beg,Kamil beg,Azizanlı Sadi'ye Telho ve Mehemde Xelil-ê Xeto,Resit'ê Xeto yani Dr Hatip'in dedeleri tarihe mal olmuş önemli kahramanlardan bazılarıdır. Bu kahramanlar farklı köylerde ikamet etselerde aşiret ve köken olarak "Suvaroğulları"Cibranlıdırlar. Yakın dönemde'de başta Dr Hatip olmak üzere babası Kasım bey,diğer kardeşleri sürekli Kürd mücadelesiyle iç içe yaşamışlardır. Hatip'in bir kız kardeşi "Mesil Demiralp"PKK davasından dolayı yaklasik 10 yıl'dır cezaevinde bulunmaktadır.

     Qergepazar köyü Karlıova'nın doğusunda Varto'ya sınır olan büyük bir köydür. Bu köy sürekli devletin baskısı altındadır. Açık bir ifadeyle devletin kırmızı çizgileri içinde bulunuyor. Seçimlerde olsun,legal örgütlemelerde olsun,tarihten gelen mirasla başta Demiralp ve Özmen aileleri olmak üzere diğer ailelerin ulusal duruşlari çok nettir. Kürd siyasetinde bölgede etkinliği olan bir köydür.

    Dr. Hatip Demiralp, vefatından evvel 1992 Ocak veya Şubat ay'ı olsa gerek. Bingöl/Dışbudak  "Vinyerin" köyünde Ferhat Aydın'ın babası Kürd direnişçisi ve "Bin Xet" Suriye kurdistan'ın sürgünlerinden Hacı Enver Baynun'un vefatı nedeniyle köye 3,4 arkadaşıyla taziye'ye gelmişti. Yamaç köyündeki karakol subayı Dr Hatip Demiralap ve arkadaşlarını gözetim altına almıştı. O dönemde hatırı sayılan kişilerin devreye girmesiyle bırakılmıştı. Dr Hatip Demiralp'le o dönemde en son görüşmemiz olmuştu. Diyarbakıra gittiğimde'de ziyaret ettiğim kişilerden biriydi.

      Bu bölümde Dr Hatip'i yakından tanıdığımdan dolayı kısaca kendisi ve ailesi hakkında genel bir profil çizdim. Dr Hatip'in  siyasi mücadelesi,biyografisi hakkında detaylı bilgileride ikinci bölümde yazacağım.
Selamlar,
(devam edecek)
Orhan Zuexpayıj

++++++++++++++++++




DR M.HATIP DEMIRALPIN ANISINA

 altOrhan Zuexpayij / DR M.HATIP DEMIRALPIN ANISINA (2) BÖLÜM
" Dıl bı xunu dıl bı bırinım,
   Dıtırsım bımırım ez nebinım
   Hun Kurdistanê dı bın destan derinin
 Çum Amedê çum Amedê"



      Yukarıdaki dizeler Dr Hatip Demiral'e aittir. Bu sözlerini tahminen 1977 yılında Diyarbakır Tıp Fakültesini kazanması üzerine,yaşadığı Bingöl'den Diyarbakır'a yerleşmişti. Bu yıllarda kaleme aldığı dizelerde ,bir "korkusunu" dile getirmişti. Korkusu özgürlüğü görmeden ölmekti. Ne yazık ki bu öngörüsü gerçekleşmiş,ölüm 15 Mart 1993 günü onu aramızdan ayırmıtı,diyiyor mamoste Tahsin Sever.

      Îlk bölümde Dr Hatip Demiralp'ın yaşamından ziyade babası ve ailesi hakkında bilgiler sundum. Bu bilgiler Dr Hatip'in yaşadığı çevre ve mensup olduğu ailesi'nin kendi siyasi yaşamında üstlenmiş olduğu misyonu gösteriyordu. Dr Hatip Kürd ulusal mücadelesinden  süzülerek gelen ,ailesinin mirasının  yakın dönemdeki bence sembolü ve temsilcisiydi.

     Dr Hatip Demiralp sakin, mütevazi ve  siyasi çizgisinde zik zak çizmeyen kararlı bir Kürd ulusalcısıydı. Rahmetli babası Kasım Bey oğluna taktığı isimle zaten büyük bir sorumluluk vermiştir. Bu isim Şeyh Said hareketinin direnişçi ve renkli siması Mêhemede Xelile Xeto'dur. Mehemede Xelil merhum Dr .Mehmet Hatip'in dedesidir. Xeto "Hatip" de Mehemede Xelil'in dedesiydi. Işte bu isimler Dr Mehmet Hatip Demiralp'e takılmış,babası Kasım Bey bu iki Kürd şahsiyetinin meziyetlerini oğlunda görmek istiyordu.

    **********************

   Dr Hatip Demiralp 12.7.1955 yılında Karlıova'nın 'Kanıreş' Qergepazar köyünde doğdu. Bingöl lisesinde okurken o dönemi yakinen bildiğim için kendisini yurtsever bir çevrenin içinde buldu. Dr Hatip Cibran "Suvaroğlu"aşiretinden gelen tarihi mirasıylada birleşince,onun siyasi mücadelesinin dönüm noktası burada başlıyor. Lisede okurken Bingöl'de özellikle faşist çetelere karşı aktif mücadele etti. Yaşamı kavga,baskı,zulüm ve sürgünlerle geçen Dr Hatip Demiralp Bingöl lisesinden bu mücadelesinden dolayı okuldan atılır. Liseyi daha sonra kaydını Palu'ya götürerek orada bitirir. 1977 yılında Diyarbakır Tıp Fakültesini kazanınca Diyarbakır'a taşınır. Tıp Fakültesinde okurken defalarca yakalanır, okulunu aksatır. Dr Hatip için mücadele her zaman ön planda ve birinci tercihidir. Okul ve öğrencilgi sürekli ikinci plandaydı.

  1975 Molla Mustafa Barzani'nin geçici yenilgisi başta olmak üzere 1980 askeri darbesi Kürd yurtsever ve devrimcilerinin yaşadığı en zor dönemlerdir. Kürd ulusal bilinçlenmesinde 1970-1980 dönemlerinde yoğun bir ideolojik-politik inşaa süreci yaşanıyordu. Anti-sömürgeci Kürd hareketleri'nin bir çoğu yönünü Moskova,Çin ve Arnavutluk siyasi eksenine dönmüştü. Kürdlük yapmak Türk solu tarafından  sosyal şovenizm,Barzanicilik ve KDP'li olmak bazı Kürd aydın ve örgütlerince ilkel milliyetçilik olarak itham ediliyordu. Dr Hatip işte bu şartlarda tavizsiz ve inançla siyasi çizgisini sürdürdü.

     12 Eylül sürecinde T-KDP davasından dolayı aranan Dr Hatip 5.5.1983 tarihinde Diyarbakırda yakalandı. Bir defasında 35 ikinci defasında 32 gün yoğun işkence seanslarından geçirildi. Sıkıyönetim mahkmesince tahliye edildi. Diyarbakırda Tıp öğrencisiyken bir aydan fazla yoğun işkence sonucunda 17.9.1985-11.02.1986 tarihleri arasında Diyarbakır zindanında kalarak tahliye edildi.

************************

     Dr Hatip Tıp Fakültesini bitirdikten sonra doktorluk yapmadı. Kendisi yaşamını Kürd mücadelesine adamıştı. Halkına hizmet etmek için serbest kalmanın daha faydalı olacağı düşüncesindeydi. Ama geçmişten çektiği acı,baski ve işkenceler sonucunda daha genç yaştayken bilinen o melun ağır hastalığa yakalnmıştı. Dr Hatip'in özlem ve umutları çok büyüktü.
Zaten Kürdçe dörtlüğünde çok güzel ifade etmiştir. Diyiyor ya " Dıtırsım bımırım ez nebinım"mücadelesi kavgası ve umutlarının nüvelerini görmek istiyordu. Ama çok genç yaşta mücadelesinin en verimli döneminde hayata veda etti.

     '"Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, herşey olurda şu kalbim birtek sensiz olamaz.'"
  Dr Hatip'in kalbi,yüreği hep Kurdistanla yanıp,tutuşuyordu.

   Sonuç, Dr Hatip Demiralp'ın kısa yaşamına çok işler sığdırdı. Bir Kürd siyasetçisi ve aktivisti olarak ulusal mücadelede  aradıği kader kuyusunu görmeden "ömrü yetmeden" vefat etti. Hatip Demiralp bir Kürd siyasetçisi olarak yıllarca mücadele verdiği T- KDP'nin etkilendiği ve mirasına sahip çıktıgı ,KDP Başur'un "Güney" bugünkü  statüsünü göremedi. Dr Hatip var olan bu statü ve kazanımların daha ileri bir aşaması olan bağımsızlık özlem ve inancı içindeydi. O kuyunun derinliklerine inmek ve o kuyunun içinden bir kuyu daha bulmak azmi içindeydi. Kürd coğrafyasında kurutulan kuyuları yani, kısaca red ve inkar edilen Kürd kimliğinin Yılmaz direnişçisiydi. Kürd ulusal mücadelesinde unutulmazlar arasında yerini almıştır. Tabi ki Kürd halkına mücadelesi'le Mezopotamya coğrafyası gibi kadim ve bir o kadarda kutsal kuyu bıraktı ! Dr Mehmet Hatip Demiralp,

   Ruhun şad olsun,

    Selamlarımla,


  Orhan Zuexpayıj


















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder