Kûy a Spî

13 Ocak 2013

Le Dilbere

Le Dilbere

altOrhan Zuexpayıj / ...Mir Dengir Fırat ve Müküs mirleri arasındaki dostluk anlaşılan
çok samimi bir ilişki içinde devam ediyor.

Bundan 5-6 ay evvel Ankara'nın siyasi
atmosferinde hakkında spekülasyonların en yüksek olduğu dönemlerde Mir Dengir Fırat,
Müküs Belediye Başkanı Naci Orhan'a bir hafta Wan ve Müküs'te misafir olmuştu. Bu
misafirlik medyaya da yansımıştı...

Müküslü Kürd Dîlberî: "Wan mebusu Gülşen Orhan"

Ey Dilberê
Hey dilberê da tu zanî ......... Sen bilirsin ey dilber
Kulîlik vebûn çiya u banî........ Dağların doruğunda çiçekler açtı.
Bılbıl pırs kır feqi kanî ............ Bülbül sordu feqi nerde.
Wêren ez malêm xırab ........... Viran oldum halim yaman.
Feqi Teyran/ Müküs Miri-Kürd şairi

altGülşen Orhan'ın dotmam stranındaki o çığlığı, atası sayılan Feqiyê Teyran'ın
çığlığıdır. Dotmam stranının sözleri vefat eden amcası oğluna olan duygularının bir
ifadesidir. http://www.youtube.com/watch?v=qC0zyosSDTU
Gülşen Orhan'ın yaşam öyküsünü bir makale olarak değilde, derlediğim bilgileri
tarih, edebiyat ve kültür boyutuyla birleştirerek paylaşmak istiyorum. İnanıyorum ki
bu öyküyle sanat, kültür ve edebiyatımızın derinliklerine gideceğiz.

T R T-ŞEŞ 2009 yılbaşında yayına başladı. Açılış programı Kürd sanatçılar Nilüfer
Akbal ve Rojîn tarafından yapıldı. Programa katılanlar arasında, bazı Kürt AKP
milletvekilleri, YÖK başkanı, bürokratlar ve televizyonda program yapacak olan bazı
tanıdık simalar dikkat çekenlerin başında geliyordu. Açılıştaki Gülşen Orhan'ın
dotmam stranı bittiğinde Diyarbakır Milletvekilli Abdurrahman Kurt'un gözyaşı
dökmesi, yine Reşvan aşiret reisi Hacı Bedir Ağa'nın torunu Adıyaman/Kahtalı Kürd
Miri, isminden de anlaşılacağı gibi Mir Dengir Fırat'ın ayakta alkışlaması dikkat
çekici ve enteresan görüntülerdi.

Mir Dengir Fırat ve Müküs mirleri arasındaki dostluk anlaşılan çok samimi bir ilişki
içinde devam ediyor. Bundan 5-6 ay evvel Ankara'nın siyasi atmosferinde hakkında
spekülasyonların en yüksek olduğu dönemlerde Mir Dengir Fırat, Müküs Belediye
Başkanı Naci Orhan'a bir hafta Wan ve Müküs'te misafir olmuştu. Bu misafirlik
medyaya da yansımıştı. Evet Mir Dengir Fırat ve Müküslü Orhan ailesini bir araya
getiren elbetteki tarih, kültür ve kimlik bağlarıdır. Coğrafyaları birbirinden uzak
bu iki ailenin bireylerinin dostluklarını perçinleştiren ana damar Kürd Mirliğidir.

T R T -6 ŞEŞ'i bende ailece ilgiyle seyrettim. Ertesi gün Kürd ve Türk medyasında
açılışla ilgili çok tartışmalar oldu. Bu tartışmanın ana ekseninde her ne kadar
Kürdçe televizyonun açılışının Türkiye’deki sosyal, siyasal ve kültürel yansımaları
konuşulduysa da, bence bu konu gündemin ikinci maddesi oldu. Gündemin birinci
maddesi Televizyon açılışında Wan vekili Gülşen Orhan'nın dotman stranındaki o duru
sesi ve dingin hareketleriydi. Anlaşılan dotmam stranını söyleyen Gülşen Orhan
Kürdlerin belleğinde yerini aldı.
Bu stranı Şivan Perwer'in seslendirdiğini herkes bilir. Ama Gülşen Orhan bu stranı
kendi tarzı ve içinden geçen duyguları ifade ederek söylüyordu. Çünkü bu stranın
öyküsü Gülşen Orhan'ın yaşamının tutanağı ve özetidir. Gülşen Orhan halen Müküs
Belediye Başkanı olan Naci Orhan'ın kızıdır. Müküs, günümüzde Türkçeleştirilmiş
ismiyle Wan ilinin Bahçesaray ilçesidir. Gülşen Orhan Lise öğrenimini Wan'da
bitirdikten sonra Üniversite sınavına girip, 2 yıllık teknikerlik bölümünü
kazanmasına rağmen babası okula göndermez ve O’nu Amcası oğlu mühendis olan
Abdulmevla Orhan'la evlendirir.
Gülşen Orhan'ın bu evliliğinden Mir Hasan adında bir oğlu olur. Eşi 1999 yılında bir
trafik kazası sonucu vefat eder. Çocuklarına taktıkları Mir Hasan ismi Müküs
tarihinde ailenin atalarından bir şahsiyetin ismidir. Mir Hasan öyküsünü Sinan
Hakan, Müküs Mirleri adlı kitabında detaylarıyla anlatmıştır.

Müküs'te geçmişte meşhur bir medrese vardı. Bu medrese Kürd tarihinde çok önemli
şahsiyetler yetiştirmiştir. Bu medresenin meşhur talebelerinden Said-i Kurd-i ve
Müküslü Hamza Efendi ilk akla gelenlerdir. Müküslü Hamza aynı zamanda Said-i
Kurdi'nin talebesidir. Müküslü Hamza 1900 lü yılların ilk çeyreğinde Kürd
örgütlenmeleri içinde yer almış bir Kürd aydını olup, Suriye Kurdistanı’nda -Bin
xetê- sürgünde kalmış ve orada vefat etmiştir. Bu yazıda ondan bahsederek rahmetle
andığımı hatırlatmak istiyorum.
Müküs, Kürd tarihinde çok önemli bir yere sahipttir. Müküs Kürd beyleri, Feqiyê
Teyran, Müküslü Hamza Efendi ilk akla gelen isimlerdir. Yazımın başlığındaki dilber
kelimesinide Feqiyê Teyran'in eseri olan "ay dilberê" şiirinden esinlenerek başlık
koydum. Dilber kelimesinin etimolojisi –kökeni- Farsçadır. Bu kelime bayanlar için
kullanıldığı için kelime anlamı kısaca ’Güzel ve alımlı’ anlamındadır. Feqiyê Teyran
da köken olarak Müküs mirlerindendir. Tesaddüfe bakın ki yaptığım araştırmada ismini
vermeyeceğim bir Kürd seydasına, Gülşen Orhan’ın Feqiyê Teyran'la aynı sülaleden
olduklarını teyyid ettirdim. Feqiyê Teyran’ın asıl ismi Muhammed olup bir şiirinde
mir kökenli olduğu için "Mîr mihe" diyor kendisine. Mirlik ünvanı Osmanlı devleti
tarafından verilir ailesine.
Feqiyê Teyran Kürdlerin en büyük ve klasik şairlerindendir. Feqi bir din bilgini ve
gezginidir ve eserlerinde Kürd edebiyatından, hadis ve tasavvuftan bahseder. Bunun
yanında eserlerinde ağırlıklı olarak aşk temasını işlemektedir. Ay Dilberê şiirini
Kürd sanatının duayenlerinden Aram Tigran’ın o güzel ve davudi sesinden dinlemek
insanı mest ediyor. Gülşen Orhan da dotmam stranını söylediği zaman insanı kendinden
geçirerek mest etmesini bildi. Çünkü Türk ve Kürd medyasında şimdiden o stranın
videolara, Youtubelere düşerek reyting yaptığını belirtmek isterim. Birçok Türk
kanalı bir hafta boyunca ana haber bültenlerinde bu stranı ve hazin öyküsünü ilk
haber olarak yayınladı.
Müküslü Gülşen Orhan'ın bu stranının ve öyküsünden yanında, bir başka dikkat çekici
nokta da Kürd edep ve terbiyesi ile mütevaziliğiydi. Tabi stranındaki o acı, hüzün
ile mütevazi duruşun birbirine ne kadar yakıştığını, birbirini ne güzel
tamamladığının inceliğini görmek gerekir. Strandaki o ses ve duygular açıkça itiraf
etmeliyim ki bir dengbeji aratmadı. Nasıl ki dengbej, sesi söyleyen, sese ruh ve
heycan veren, ahenk kazandırıp canlı hale getirendir; Diyorlar ya ! Gülşen Orhan'da
bu duyguyu ve o içtenliği görebiliyorsunuz.
Kürd edebiyat ve sanatında Gülşen Orhan örnekleri çoktur. Diyebilirizki !
dengbejlerimizin eserleri irdelenirken tümünün bir öyküsü vardır. Kürd öykülerinde
konu aşk da olsa sonu acı ve hüzünle sonuçlanan bir gelenek vardır. Bu öyküleri
kılam ve stranlarında dile getiren dengbejlerimiz aynı zamanda toplumumuzun dil,
kimlik, tarih ve belleğidirler. O haykırışları bilgi kaynağımız ve aynı zamanda
arşivimizdir.
Gülşen Orhan'ın dotmam stranı'nı dinlerken, memleketimde Cebaxçur'da benzer bir
başka öykünün dehlizlerine daldım. Bu öykü de bir film şeridi gibi müziğiyle beynime
nakşedilmedi değil. Belki sürgün psikolojisinin, ülkeye olan özlemin dışa vurumudur.
Yanlız aralarındaki fark dildeki kavramların isim değişikliğidir. Bu öyküde dil
Kurmanci değil zazacadır. Yine amca kızı olan dotmam kelimesi dezawo'dur.
Kurmanci'de stran olan kelime zazaca'da deyir –deyr- olarak anlamlaşıyor.
Dezawo deyr'i "stranı" Cebaxçur ve Palu cıvarında söylenmektedir. Bu deyr'in öyküsü
yakın tarihimizde yaşanan bir olay üzerine söylenmiştir. Öykünün kahramanı
Guewdere/Xeylan köyünden Mahmut Gültekin, yaşamını kaçakçılık yaparak idame
ettiriyor. Mahmut yapılan bir ihbar sonucu askerlerle girdiği çatışmada vurulur.
Mahmud'un eşi aynı zamanda amcazade kızıdır; yani dotmamıdır. Çevrede çok sevilen ve
değerli bu insanın anısına, eşi vurulduğu an ağzından çıkan o ağıtlar hiç unutulmadı
ve ağızdan ağıza dolaşarak Mehmud-o Dezawo -Amcaoğlu Mahmut- deyri oluştu; dilden
dile dolaşarak deyr oldu.
Fedakar o Kürd kadınına o deyrleri söyleten, tetikleyen içten gelen o duygular, aşk
ve o acılar Kürd yaşamının bir kaderi ve iz düşümüdür. Bu deyrden bir kesit sunmak
istiyorum.
* * * * *
Mehmud-o Dezawo
Ruejê dezay mı ruejo sîya wo,.. Amca oğlumun günü kara gündür.
Tıfıng Mehmud niteqawo,.. Amcaoğlum Mahmud'un tüfeği patlamadı.
Tıfing cendırmûn teqawo... Jandarmaların tüfeği patladı.
Mı zûna dezay mı kişiyawo... Ben anladım ki –bildimki- amcaoğlum vuruldu.
Dezawo dezawo lo lo dezawo... Amcaoğlu, amcaoğlu hey hey amcaoğlum
Dezay mı dezawo Mehmudo dezawo… Amcaoğlum, amcaoğlu Mahmut amcaoğlum

Sonuç olarak, Kürd stranlarında söylenen bu sözler yıllarca tahrip edilmeye ve
unutturulmaya çalışıldı. Bugün bu stranların TRT 6'te hem de Ankara'nın göbeğinde
söylenmesi bir lütuf değil, yıllarca yasaklanan ve inkar edilen Kürd kimliği, dili
ve kültürünün yasaklanmış bir hakkının iadesidir. Bu hakkın iadesi durduk yere
verilmedi. Uzun süre verilen bir mücadele ve bu uğurda verilen büyük bedellerin
sonucudur.
Şimdi o kara, kirli, red ve inkara dayalı resmi tarih geride kalmıştır. Bundan sonra
yapılması gereken coğrafyamızdaki kültür, sanat, tarih alanında geçmişte izleri olan
Kürd, Türk, Süryani, Ermeni, Asuri ve Keldani halklarının tesbih taneleri gibi sağa
sola dağılan bu kültür dokularını bir araya getirmektir. Önümüzde duran görev sistem
tarafından karşı karşıya getirilerek dumura uğratılan tüm bu değerleri tamir etme
dönemidir. Bu temelde diğer halk ve guruplarla beraber Kürdlerde klam, stran ve
deyirleri'nin kalıcı kılınması, bu seslerin daha da güçlenerek, çoğalarak kültürel
damarlarımızı ölümsüzleştirmesi dileğiyle, selamlar.

Orhan Zuexpayıj

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder