Kûy a Spî

23 Ocak 2013

1925 DİRENİŞÇİLERİNİN BIN-XET'E UZUN YÜRÜYÜŞÜNÜN HİKAYESİ


( ARAŞTIRMA VE İNCELEME )


"Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız."   Afrika Halksözü



* Kürd tarihinde bir sayfadır, Şeyh Said direnişcilerinin bu uzun yürüyüşünde önder kadrolarının çoğu pusuya düşürülerek yakalanmış ve idam edilmiş, türk zindanları tıka basa doldurulmuş, toplu katliamlar, köy yakmalar, sürgünler adeta sıradanlaştırılmış, direnişçilerin aileleri birbirinden habersiz şekilde köşe bucak saklanarak yaşama tutunmaya çalışıyorlardı.

* Çeteler, muhbirler ve o dönem milis huqmat olarak anılan modern korucular ve işbirlikçi çıkar çevreleri adeta türemeye başlarlar.


* Şeyh Said hareketinde ele geçmeyen direnişçi bazı gruplar bu işbirlikçi güruha karşı direnişlerini devam etiririler. Türk devleti ve işbirlikçi çeteler kendileri için korkulu rüya olan bu direnişçiler karşısında zaafiyet gösterince bu defa ailelerine ve yakın çevrelerine yönelirler.

* Direnişçilerin ailelerine sahip çıkmanın, evine almanın, yardım edip korumanın bedeli ya ölüm, ya cezaevi yada sürgündü.

* Kürdistan'da yaratılan güvensizlikle kardeşin kardeşe, babanın oğula kalleşlik yapabileceği bir ortam oluşturulur.

* Özet olarak her tarafta kıstırılmış, nefessiz bırakılmış, ablukaya alınarak ya imhaya ya da teslim olmaya zorlanmış bir avuç kürd direnişçisi ve ailelerinin uzun yürüyüşünden söz ediyorum.

* Kürd ulusalcı ve sosyalist çevrelerin sürekli iki uzun yürüyüşü hep hatırlatır, dururlar. Bunlardan biri Mao'nun uzun yürüyüşüdür, diğeri ise Molla Mustafa Barzani'nin uzun yürüyüşüdür. Her nedense 1925 direnişçilerinin o uzun ve meşaketli yürüyüşünden fazla bahsedilmez. Şimdi bu uzun yürüyüşün hikayesini, tarihi bilgilerini metodolojik ve kronolojik bir yöntemle anlatmaya çalışacağım.


UZUN YÜRÜYÜŞE KATILANLAR HAKKINDA YAZILI VE SÖZLÜ KAYNAKLARIM

Şeyh Said hareketinin bastırılmasından sonra halk arasında Bın-xet olarak adlandırılan Güneybatı Kurdistan'a giden direnişçi gurup ve aileleri hakkında edindiğim kaynaklar şunlardır:

* Dr. Sıraç Bilgin'in kendisine ait olan bilgin.nu sitesinde konu hakkında yazılan detaylı bilgiler,

* Vate dergisinde kırdki/zazaki yayınlanan Yado'nun yaşam öyküsü üzerine çok detaylı araştırma inceleme yapan Ehmed Dirihinin yazılı çalısmasından uzun yürüyüşle ilgili edindiğim bilgiler.

* Bu uzun yürüyüş içinde daha çocuk yaştayken babası ve kardeşiyle yer alan Şeyh Burhaneddin Bilgin'in yayınlanmamış bir röportajından edindigim bilgiler.

* Bu bilgilerin bir kısımı Vate Dergisi'nde, bir kısmı da Ehmed Dirihi'nin Yado üzerine yaptığı araştırma çalışmasında referans olarak gösterilmiştir.

* Bilgi kaynaklarımdan Şeyh Burhaneddin, Şeyh Şerif Efendi'nin kardeşi Şeyh Hüsen Efendi'nin oğlu olup, hâla hayattadır.

* Xalıd Bey'e Cıbri'nin kardeşi Ahmet Bey'in oğlu olan ve bir dönem parlementerlik yapan Dr. M. Emin Sever'den edindiğim bilgiler.

* Hesen Hişyar Serdi'nin kitabından edindiğim bilgiler.

* Şeyh Abdurrahim'in torunu Behram Bilgin'den aldığım kısa notlar.

* İlaveten internet sitelerinden elde ettiğim diğer bazı bilgileri de kaynaklarım arasında gösterebilirim.


DİRENİŞÇİ GRUPLAR HAKKINDA BİLGİLER

* Direnişçi grupların bir kısımı Bın-xet'e gitme kararı alırlar. Bu kararı almaları, kısa bir dönem de olsa rahatlama, köy yakmaların ve coğrafyada yaşanan toplu katliamların biraz hız kesmesini sağlama ve bu süre içerisinde Güneybatı Kürdistan'da örgütlü bir toparlanma yaratarak siyasi ve diplomatik ilişkiler geliştirmek amaçlıdır.

* Şeyh Said direnişçilerinin bu uzun yürüyüşü 1927 yılının sonbaharında başlar. Uzun yürüyüş içinde daha çocuk yaştayken yeralan ve hala hayatta olan Kelaxsili Şeyh Burhaneddin Bilgin, Bin-xete 10-12 gün içinde ulaşıldığını söyler.

* Zaten Xoybun Cemiyeti'nin kongresi ve Bicar Tenkil Hareketi bu döneme tekabül etmektedir.

* Direnişçi gruplardan bir kısımı da bu süreçte Bın-xet'e gitmeyerek, Kurdistan dağlarını mesken tutarak vur-kaç taktikleriyle partizan savaşına devam ederler. Örneğin Botyanlı Ömere Faro'nun grubu, Cansorlu Abdullah Haci, Gırnoslu Haci Kolos, Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Tahir'e bağlı guruplar Bın-xete gitmeyi hiç düşünmezler.


******


Bın-xet'e hiç gitmeyerek Bicar Tenkil Hareketi öncesi ve sonrası direniş gösterip şehadete ulaşan grupların en önemlileri şunlardır:

* Botiyanlı Ömere Faro'nun grubu,

* Mıstan'lı Ehmede Hüseyin grubu,

* Gırnoslu Selim Ağa, nam-ı değer Hacı Kolos'un başını çektiği grup,

* Mıstan, Murtezan bölgesinde Evde Uco, Mıstanlı Eminê Miko, Murtezanlı Hüseyin Cewahir, Musayê Mehmed Ali gibi efsanelerin oluşturduşu gruplar.

* Yine Valerli Hacı Sadık Bey ve damadı Darehenili Yusuf Beg'in grrubu Kanireş civarında.

* Cibranlı Kamil Bey ve Çoligli Arif Faris'in grubu Kanireş mıntıkasında.

* Şeyh Tahir grubu Dareheni, Lice ve Hani mıntıkasında ilk akla gelen direnişçi gruplardır.

* Palu Qarebegan mıntıkasında Kasman/Memanlı Hesen Axa gurubu.


******


Bın-xet'e giden ama çıkarılan kandırmaca afa inanmayarak tekrar Kurdistan dağlarına çekilip, direniş gösteren belli başlı gruplardan bazıları da şunlardır:

* Ehmed Begi Cibri grubu,

* Şeyh Abdurrahim'in grubu,

* Hüseyn Begon grubu,

* Şeyh Hüsen Kelaxsi grubu,

* Yado'nun grubu

Bu gruplar içinde Sadiye Telha, Hüs Wasmunu, Yib Mehun gibi efsane direnişçilerin olduğunu da hatırlatmak isterim.

* Şeyh Fahri Bukarki grubu. Bu grup; Lice, Pasur ve Hazro üçgeninde uzun süre direniş gösteren bir gruptur, hareketin en uzun süre mücadele eden gubu olmasına ilaveten eğitim amaçlı bir karargah da inşaa etmişti.

* Şeyh Fahri de Bın-xet'e gşden direnişçiler arasındadır, yaşam öyküsünü merak edenler yazdığım araştırmamı okuyabilirler.

* Şeyh Abdurrahim'in Bin-xet dönüşü grubunda yeralan Liceli Cemilê Seyda, Xalıtê Şerif, LiceMarkeli Mehemdê Xatê, Heci Tayyip, Farqinli Şeyh Misbah Bukarki, Palulu Hesen Ağa, Hilmi Beg Muş, Selheddinê Malla Seydo "Serhedî", Sılê Saliki "Merdin" ve diğer arkadaşları hepsi Bın-xet'ten şehadete uzayan yolculukta birlikte yer alan kürd şehidleridir.

* Dikkatinizi çekmek istiyorum. Şeyh Abdurrahim'in grrubunda yeralan kişilerin her biri Kurdistan'ın farklı ve birbirinden uzak şehirlerindendirler. Bu grubu bir araya getiren ortak değerler kuşkusuz kürdlük mefkûresi ve ulusal bilinçtir.

* Bın-Xet'e giden gruplar içinde yer alan şahsiyetler arasında 20 yıldan uzun süre mülteci hayatı yaşayıp geri gelenler olduğu gibi, ölünceye kadar Bın-xet'te kalarak mülteci yaşamına devam edenler de oldu.

* Bunlardan, Çanlı Şeyh Mustafa, Kelaxsili Abdulhamid Efendi, Dareheni Şemsanlı Malla Hüseyin, Palu Qasıman aşiretinden Memanli Muhiddin Beg (Seyh Abdurrahimin kayınbiraderi) ilk akla gelenlerdir.

* Uzun yürüyüş dışında, Şeyh Said Hareketi'nde yer almış sonradan ülkede yaşama şansı bulamadıkları için Bın-xet'e giderek ölünceye kadar yaşamlarını orada sürdüren Dr. Nureddin Zaza, ağabeyi Dr. Nafiz Yekbun, Madenli Dr. Abbas Arif gibi şahsiyetlere ilaveten Şair Osman Sabri, Kadri Cemil Paşa ve Ekrem Cemil Paşa yı'da bu kategoriye koyabiliriz.

* Şeyh Said Hareketi'nin devam ettiği coğrafya dışında, harekete destek olmayan veya hatta devletin yanında yer alan bazı aşiret ileri gelenleri, din adamları ve önemli şahsiyetler de sürgün olmaktan kurtulamamışlardır.

* Bu kategoriye girenlerden Mutkili Hacı Musa Bey, Kör Hüseyin Paşa, Havreki aşiret lideri Haco Ağa, Ramanlı Emine Perixane ilk akla gelenlerdir.

* Hazrolu Hatip Bey, Rişvan asiret reisi Hacı Bedir Ağa ve kardeşi Zeynel Ağa, Said-i Kurdi, Kinyas Kartal, Ardüşenli Mahmut Bey, Peçarlı Mustafa Bey gibi sahsiyetlerden bir kısımı harekete destek olmadıkları halde ve tarafsız kalmalarına rağmen türk devletinin sürgün gazabından kurtulamadılar.


DİRENİŞÇİ GRUPLARIN BIN-XET'E GİDİŞ GÜZERGAHI VE YAŞANAN ÇATIŞMALAR HAKKINDAKİ BİLGİLER


* Bin-xet' e giden bu gruplar Varto'dan başlayarak Kanireş ve Lice hattından katılımlarla Diyarbekir'ın Gêl/Eğil ilçesi'nin güneyine doğru yönelirler.

* Bu grupta yer alan önemli şahsiyetlerin içinde Cibranlı Xalit Bey'in kardeşleri Selim ve Ahmet Beyler, yakın akrabaları olan Xelil Efendi, Mehemedê Hesen, Hesenê Cafer, Sadiyê Telha başta olmak üzere sadece Cibran aşiretine mensup on kişi üzerinde katılım olur. Varto hattında Cibran aşireti dışında gruba başka katılımlar da olur.

* İkinci ve en kalabalık gurup ise Palu, Dareheni, Çolig, Qarebegan, Piran çevresindeki direnişçiler ve ailelerinden oluşur. Bu grupda Çolig'den başlayarak, Guewdere hattından Züvyer köyü, Ekrag köyü, Ko Spî(Akdağ) ve Qarebegan güzergahından Piran ilçesine ulaşılır. Piran'da Şeyh Abdurrahim ve bağlı grupta ana kola katılarak yürüyüşe devam edilir.

* Bu iki grup Eğil/Gêl cıvarında birleşirler.

* Bin-xet'e giden bu grubun sayısı hakkında kesin bir rakam vermek mümkün değildir. Eldeki verilere göre kadın ve çocuklar dahil 400-500 civarında olduğu yönündedir. Bu kalabalık grubun sayısından daha fazla tahminen 700 civarında at ve katırlarla Bin-xet'e doğru yol alırlar. Binek ve yük hayvanlarının çoğu beraberlerinde götürdükleri yük başta olmak üzere kadın ve çocukların taşımasında kullanılır.

* Şeyh Hüsen ve Şeyh Abdurrahim Efendi'nin içinde bulunduğu Çolig ve Palu ağırlıklı grup Qarebegan güzergahından geçerken türk askerlerinin takibatına alınırlar. Grupların birleştiği Eğil/Gêl ilçesini geçip Erxani güzergahındaki Deştê Gewran'a yetişmeden Çelbiran köyünde konaklanırlar.

* Çelbıran/Kırkkuyular köyü günümüzde Gêl/Eğil ilçesine bağlı bir köydür. Askerler, bu köydeki bazı işbirlikçilerin de destek ve yardımlarıyla direnişçiler ile çatışmaya girer. Bu çatısmada Qarebeganlı Melle Hesen ve iki kürd direnişçisi şehadete ulaşırken, direnişçilere ait 32 at ve katır da öldürülür.

* Direnişçi grup uzun yürüyüşün meşaketli ve zorlu olduğunun bilincinde olduğu için, bir an evvel Deştê Gewran'ı aşıp, Karacadağ'a ulaşmak asıl hedefleridir. Karacadağ'da ormanlık alan olmasa da heryanı büyük siyah taşlar ve korunaklarla kaplıdır.

* Karacadağ'ın tarihi dokusunu bilenler bilir. Evliya Çelebi Karacadağ'ın o asırlık meşe ağaçları insanları soluklandırır, diye yazıyordu. Ama o tarihi dokudan artık eser yok.

* Kürd direnişçilerinin umudu Karacadağ'da bir hüzüne dönüşse de her tarafı kaplayan simsiyah taşlara güveniyorlardı.

* Kürd direnişçileri sadece deşte Gewran ve Karacadağ'daki coğrafyanın korumasız, olumsuz zorluğunu yaşamıyorlardı. Bölgedeki geçişlerde bazı işbirlikçi aşiretler de direnişçi grubun yolunu kesip, talan ve zarar verip, devletin gözüne girmek için adeta yarışıyorlardı.

Bu konuda Yaşar Karadoğan "Burukiler ve son Buruki !" başlıklı makalesinde şunları aktarmaktadır:

* Deşte Gewran ve Karacadağ çevresinde Bucak aşiretinin bir kolu olan Osman Paşa'nın kabilesinden Sabri Gürmen 1925 direnişçi guruplarını Siverek Kaynak Köyü civarında durdurmak istemiş, çıkan çatışmalarda kendisi ‘Bişe’ adlı atının üstünde sağ omuzundan yaralanmış, ama ‘asi’ kandaşlarının da peşine düşmüş Üçkuyu köyüne kadar.

* Bucakların bu yardımına rağmen sürgün olmaktan kurtulamamşılar.

* Musa Anter hatıratında kısa da olsa Şeyh Said direnişçilerine ait kafilenin Nusaybin/Akarsu köylerine yakın geçişlerinde mağaralarda nasıl saklandıklarını ve yaşadıkları zorlukları dile getiriyor.

* Ayrıca Haco Ağa'nın Haverkiaşireti sınır boyunda direnişçi bu gruba karşı tavır alır.

* Direnişçi grubun şanssızlığımı diyelim hiç ağaç olmayan Diyarbekir, Urfa, Mardin hatlarını birbirine bağlayan stratejik Karacadağ deyip geçmeyin.

* Bu grubun orada düşürdüğü uçak kürd tarihinde bir ilktir. Karacadağ bu ilkin yaşandığı tarihi kadar coğrafyasıyla bu direnişe tanıktır.

* Karacadağ o fazla bilinmeyen ve yazılmayan Bın-xet yürüyüşünün türküsünün söylendiği yerdir. Büyüklerimizin o uzun kış gecelerinde anlattığı hikayelerde adı hep saklı ve kaçak geçerdi. Kürd dengbejlerinin o yanık seslerinde bu anlatılanlar hep saklıdır.


*****


O gün için genç ve partizan bir direnişçi olan Kelaxsili Abdulhamid Efendi'nin oğlu Dr. Sıraç Bilgin sitesinde bu uzun yürüyüşü şu cümlelerle ifade ediyor:

"Karacadağ, kürd direnişçilerini misafir etmiş, korumuş, talan edilmelerine geçit vermemiştir. Büyüklerimiz, o uzun yürüyüşün direnişçileri uçakların Deşte Gewran ve Karacadağ semalarında ses ve görüntülerinin belirlendiğini fark ederler. Grubun başında olan komutanlardan Şeyh Hüseyin uçağa karşı bir şey yapamazlarsa bu işin bir bozgunla sonuçlanabileceğini düşünmeye başlamıştı. Bu nesneyi düşürmeyi denemeliydi, ama nasıl?

Durumun dayanılmaz bir hal aldığı 5. günün akşamına doğru Şeyh Hüseyin bir arkadaşını yanına çağırdı. Önünü işaret ederek 'otur' dedi. Arkadaşı pek bir şey anlamamıştı. Kafilenin bu en tecrübeli lideri arkadaşının yönünü, uçağın her zaman belirdiği, Ruha (Urfa) tarafına çevirdi. Kendisi ayakkabılarını ve çorabını çıkararak sağ ayağını arkadaşının omuzuna koydu. Beşlisinin namlusunu ayağının baş ve ikinci parmaklarının arasından geçirdi. Beklemeye başladı. Uçak nihayet belirmişti. Şeyh Hüseyin 'an bu andır' diyerek bir besmele çekti, dikkatle nişan aldı ve tüfeği ateşledi. Tam isabet! Uçak yanarak düşmüştü. Bu bir zaferdi. Olayı gören aşiretler, büyük bir telaşa kapılarak dağıldılar. Az sonra ordu birlikleri de dağıldı. Düzenli orduya karşı o zamana kadar kazanılmış en net zaferdi bu. Yol yeniden açılmıştı. Artık Binî Xêtî ile aralarında hiç bir engel kalmamıştı. Oraya gidecek, kışı geçirecek ve bahar vakti geldiğinde hazırlıklarını tamamlamış olarak geri döneceklerdi."



*****


Düşürülen uçakla ilgili bir başka anlatımı da Ahmed Dirihi'nin Vate Dergisi'nde yayınlanan çok kapsamlı çalışmasında yer alan bilgilerden aktarıyorum:

"Çelbiran köyündeki çatısmalarının sonunda, direnişçi guruplar Gewran ovasından Karacadağ'a ulaşırlar. İki Türk uçağı Karacadağ semalarında görünmeye başlar. Direnişçi gruplar Mergmir mıntıkasında kürdçe olarak bilinen Kura Manga ile Kura Mandele denilen yerde mevzilenmişler. Yado mevzisinde sırt üstü yatar vaziyette tüfeğinin kayışını ayak parmaklarına dik gelecek şekilde tutturup, uçağa nişan alır ve ateş eder. Uçak darbe alarak Karacadağ'ın o yüksek ve taşlık alanına düşer. Karacadağ çevresindeki köyler halen de o bölgeyi Yado'nun uçak düşürdüğü yer olarak anarlar." Bu bilgiler Siwerekli Eyüp Milli'den alınmıştır.

* Ahmed Dirihi ile Dr. Sıraç Bilgin'in uçak düşürme olayında aktardıkları bilgiler farklıdır. Dr. Sıraç Bilgin olay Gewran ovasında olduğunu, uçağı Şeyh Hüsen düşürdüğünü yazarken. Ahmed Dirihi olayın Karacadağ'da bahsedilen mıntıkada meydana geldiğini ve uçağı Yado'nun düşürdüğünü yazar.


*****


* Karacadağ çatışmasından sonra bir günde Karakeçilli aşiretinin dağın eteklerindeki köylerinden Kürdçe Qeşe denilen Dırih Ağa'ya misafir olurlar. Yöredeki aşirete mensup bazı duyarlı insanlar Şeyh Hüsen Kelaxsi'ye ve grubun diğer öncülerine sırtınızı bu ağaya fazla vermeyin, güvensiz biridir ,derler. Grup Karacadağ'dan Mardin hattı üzerinden Bın-xet'e doğru yol alır. Ağa, direnişçi grubun peşine silahlı adamlarını takar. Şeyh Hüsen ve Hasenî Begon geriye dönerek; "artık geri dönün, yaptığınız iyilik için teşekkür ederiz" derler. Ağa'nın adamları geri dönmez, takip etmekte ısrar ederler. Hüsen Efendi, Hasenî Begon'a; "Öğren niye böyle yapıyorlar" der. Onlar da sizi korumak için bunu yapıyoruz, derler. Hese Began silahını bunlara doğrultur "Tellak ! geri dönmezseniz kurşunları kafanıza sıkıp, beyinlerinizi dağıtırım" der. Aşiretin silahşörleri korkudan geri dönerler. Gurup uzaklaştıktan sonra arkadan birkaç el ateş ederler. Burada rivayet odurki devlet demesinki bu savaşçılara yardım etmişler, hatta çatışmaya bile girmişler, mesajını vermek istemişler.


* Cibranlı Ahmed Bey'in oğlu Dr. M. Emin Sever'in uzun yürüyüşle ilgili aktardığı anekdotu aktarmak istiyorum.

* Kürd direnişçi gruplar Bın-xet'e yaklaştıklarında iki direnişçi kürd grubu arasında yanlışlıkla bir çatışma çıkar. Bu çatışmada Cibranlı Xalit Bey'in kardeşi amcam Selim Bey şehid olur. Bu gruplar Fransız kontrolündeki Bın-xet'e geçtikten sonra ikiye ayrılırlar. İleri gelen öncü kadroları Resulayn şehrine gönderilirken, diğer grrubu farklı yere dağıtırlar.

* Xalit Bey'in diğer kardeşi babam Ahmet Bey'in ismi Suriye'de (Bın-xet) güvenlikten dolayı değiştirilip Abdullah oluyor ki; Cigerxun da öyle bildiği için anılarında babamdan Abdullah diye bahs eder. Bunlar Xoybun'a katılıyorlar ve çoğu üye oluyor. 1928 affıyla da ülkeye dönüyorlar.

* Ahmed Bey gelince Xoybun Cemiyeti'nin amblemini taşıyan bir külahı uzun süre takıyormuş. Bu külah daha sonra kayboluyor.


*****


* Direnişçi grup Karacadağ yürüyüşünü tamalayarak sınırın yakınına ulaşırlar. Sınırın türk tarafında Haco Ağa'nın Havreki aşireti başta olmak üzere hepsi devlet yanlısı tavırları tavırları nedeniyle direnişçilere yardım etmezler.

* Musa Anter de hatıralarında direnişçilerin kendi köyünün dağlık alanlarında ve mağaralarda çektiği sefalete kısaca da olsa değinmektedir.

* Yanlız sınırı geçerken bölgede bazı Arap aşiretlerine mensup bazı çete ve talancılar direnişçi kürd gruplarını arkadan kuşatarak Kelaxsili iki kardeş (Hasan ve Yusuf Zeyn) ile Palu Şeyhpiran köyünden Ehmed ile Seraçurlu Hüseyin olmak üzere dört kişi şehid ederler.


DİRENİŞÇİ GRUPLARIN BIN-XET'TE TOPARLANMA VE SİYASİ FAALİYETLERİ

* Kuzey kürdlerinin yakın tarihimizde de hinterlandı (arka bahçesi) olan Suriye Kurdistanı o dönemlerde Fransızların kontrolündeydi.

* Kuzeyden 1925 öncesi ve sonrası giden kürd direnişçileri başta olmak üzere, hain ve türk devletine yardım edipte yaranmayan kürd aşiret reislerinin de sığınma mekanıydı.

* Xoybun Örgütü'nün kurulması 1927 yılının son aylarında oluyor. Bedirxanilerin, Haco Ağa'nın başını çektiği grupla Şeyh Said Hareketi'nin yakın çevresi arasında Xoybun içinde siyasi çekişmeler başlar.

* Bedirxanilerin başını çektiği grubun Ermeni/Taşnak Örgütü'nün ittifakı ile Şeyh Said Efendi'nin oğlu Ali Rıza Efendi, Şeyh Mehdi ve Liceli Fehmi Bilal'in başını çektiği grup arasında fikir ayrılığı yaşanır. Şeyh Said'in yakın çevresi Xoybun'dan ayrılırlar.

* Xoybun'nun Beyrut'taki ikinci kongresine Yado ve Sadiyê Telha da katılırlar.

* Celadet ve Kamuran Bedirhan kardeşlerle Yado ve Sadiyê Telha'nın beraber ulusal elbiselerle "Şal u şapıkla" çektirdikleri ve kürd kaynaklarında bulunan fotoğraf Xoybun toplantısında çekilir.

* O dönemde Şeyh Said Efendi'nin kardeşleri ve çocukları Bın-xet'e uzun yürüyüş öncesi İran üzerinden ayrı bir yürüyüşle giderler.

* Simko Ağa ve İran devletinin gazabına uğrayan bu grup, Irak Kurdistanına giriş yaparlar. İngiziler Şeyh Ali Rıza Efendi'nin Bın-xet'teki Xoybun Cemiyeti'nin toplantısına katılımını engeller. O yüzden Xoybun'un toplantısına bu grubu temsilen Liceli Fehmi Bilal ve Şeyh Mehdi Efendi katılırlar.

* Şeyh Said'in kardeşleri ve çocuklarının bulunduğu grup 1928 yılında çıkarılan af yasasıyla ülkeye dönerler. Yado, Cibranlı Ahmed Bey, Şeyh Hüsen Kelaxsi, Sadiyê Telha, Liceli Fehmi Bilal başta olmak üzere grubun büyük çoğunluğu ülkeye dönüş yaparlar.

* Şeyh Said'in kardeşi Selahaddin Fırat sürgünden dönmez. Devlet çaba harcayıp af kanunundan yararlandırma güvencesi verir. Şeyh Selahaddin ülkeye döner ve gizli cemiyet kurmaktan ( Cemiyet-e Şimal Kurdistan ) dolayı yargılanıp, tutuklanır. Cibranlı Ahmed Bey de bu davadan tutuklanıp, beraat eder. Bu davadan yanlız Sadiyê Telha 1942 de Sivas'ta idam edilir.

* Ayrıca Şeyh Abdurrahim'in torunundan edindiğim bilgilere göre dedesini Bın-xet'te siyasi çalısmalarına devam eder. Hatta Kurdistan İslam Partisi ismi altında bir örgüt kuruyor. Bu parti hakkında fazla bir şey bilinmiyor. Yakında Şeyh Abdurrahim Efendi'nin oğlu Feyzi Bilgin nin çıkarcağı kitapta babasının kurduğu bu parti hakkında detaylı bilgiler vereceğini duydum.

* Şeyh Abdurrahim de 1937 yılında Dersim Hareketi'ne destek vermek için örgütüne mensup grubuyla ülkeye giriş yapar, yapılan ihbarlar sonucunda Bismil cıvarında şehadete ulaşırlar.

* Kürd direnişçileri Bın-xet'te kaldıkları dönemlerde hiçbir zaman boş durmazlar, siyasi çalışmalarına kurmuş oldukları parti, örgüt ve cemiyet aktiviteleriyle devam ederler.


İKİ KÜRD UZUN YÜRÜYÜŞÜ ARASINDA BİR MUKAYESE

* 1925 direnişindedki uzun yürüyüşü kürdler fazla bilmediği gibi fazla bir şey de yazılmadı. Oysaki Molla Mustafa Barzani'nin uzun yürüyüşü üzerine kitaplar yazıldı.

* Şeyh Said hareketinin direnişçilerinin uzun yürüyüşüne mekan olan coğrafya hem elverişli değildi hem de yol güzergahındaki aşiretler ve bağlı köylerden destek almadılar. Aksine bu aşiretlerin ihbar, talan ve saldırılarına maruz kaldılar.

* Molla Mustafa Barzani'nin uzun yürüyüşünde ise sınırdaki zikzakların yanında kürd aşiretlerinin yardımını da alıyorlar. Yanlız Sovyet sınırına yakın Celali aşiretinden destek almazlar. Ama karşılıklı çatışmaya da girmezler.

* Şeyh Said Hareketi'nin direnişçi grubu içindeki kişilerin hem aşiretleri farklı, hem bir kısmı kurmanc, bir kısımı kırd/zaza kesimden oluşuyor. Ayrıca gurubun içindeki ailelerin, kadın ve çocukların sayısını çıkarırsak nicel olarak çok küçük bir grup kalır.

* Barzani'nin yürüyüşünde savaşçı erkekler ve hemen hemen tümü Berzan aşiretine mensup 500 kişinin üzerinde bir sayıya ulaşır. Kısaca aileler, çocuk ve kadınlar yoktur.

* Molla Mustafa Barzani'nin 1947 yılında başlattığı yürüyüşün mesafesi sınırdan Sovyetler'e kadar 400 km. uzunluktadır, oysaki Varto ve Kanireş'i uzun yürüyüşün başlangıç noktası olarak kabul edersek, arda Bin-xet'e kadar tahminen 600 km.lik bir mesafe vardır.

* Bu uzun yürüyüşün en önemli noktası da direnişçilerin Bın-xetê çok az kayıpla varmaları ve ilk türk uçağını düşürme şerefine ulaşmalarıdır. Bu kadar dezavantaja karşı bu grubun kazanımları, meşakatli yürüyüşü ve direnişi bugüne kadar ne konuşuldu ne de yazıldı. Bu durum oldukça düşündürücüdür.


SONUÇ:

* 1925 direnişçilerinin bu yürüyüşü, tıpkı Mao'nun ve Molla Mustafa Barzani'nin yürüyüşleri gibi bir hakikat arayışıdır.

* İnsan iradesi bu yürüyüşlerde defalarca sınanmış, engelleri, zorlukları aşa aşa zafere defalarca ulaşılmıştır.

* Şeyh Said hareketinde direniş gösteren ve uzun yürüyüşe katılan bu insanların yaşadığı coğrafya çok geniş, aşiretler farklı, kullandığı lehçeler kurmanci ve kirdki/zazaki olabilir.

* Ama şu bilinmelidirki direnenlerin soyağaçları bir, ebeveynleri kürd coğrafyası, direnişçi statüsü, sınıfı ister Bey, Şeyh, Ağa, isterse sıradan bir köylü olsun veya Mıstanıj, Botyanıj, Solaxi, Cibri, Zikti, Azıj, Guewdereij şeklinde farklı aşiretlerden olsunlar, hepsi kürdlük vadisinin zenginliğine, renkliliğine sahip olup, aynı ruh ve heycanla direniş göstermişlerdir.

* Şeyh Said hareketinde direniş gösteren grupların bilinmiyen bu uzun yürüyüş hikayesinde derlediğim bu bilgileri sizinle paylaştım.

* Kürd kamuoyunun taktirine bırakıyorum. Bu konuda derlediğim bilgilerde eksik ve yanlışlıklar mutlaka vardır.

* Ve bugüne kadar belki de duymadığınız bilgiler de olabilir. Bu bilgileri sözlü kaynaklardan elde ettim.

* Uzun yürüyüş üzerine katkı sunup ,yanlış ve eksikliklerimin düzeltilmesi ve doğru bilgileri bizimle paylaşacaklara şimdiden teşekkür ederim.

Son söz, kendi ulusumun tarihinde fazla bilinmiyen bir sayfayı derledigim bilgi kaynakları yeterli olmasa da sizlere anlatabildiysem, kendimi mutlu ve huzurlu sayacağım.

Selam ve saygılarımla.



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder