Kûy a Spî

9 Ocak 2013


ŞEYH SAİD HAREKETİNDEN BİR PORTRE - Tayyip Ali Mütevellizade

ŞEYH SAİD HAREKETİNDEN BİR PORTRE - Tayyip Ali Mütevellizade

Wi de mevaj dilbera mın de mevaj

Êr zerê mın vêşena qay Tayyip Eli

Zê yew derzê vaş destê avtuer

Merdim adır bınan hewa cı vıraz.

Zazaki şiir/ Yasin Bayanay

Yasin Bayanay hemşerim yukarıda Tayyip Ali üzerine yazmış olduğu, bugüne kadar yayınlanmayan zazaca o duygulu sözlerle, Tayyip Ali Mütevellizadeyi anlatmak istiyorum. Yasin Baynay hemserim Tayyip Ali'nin mensup olduğu Barmeki aşiretendir. Barmeki aşireti üzerinde Osmanlı, Türk ve Kürd kaynaklarından "Şerefname" yaralanarak araştırma ve inceleme yazıları bulunmaktadır. Tayyip Ali'nin yaşam öyküsünü yazarken Yasin Bayanay'ın Mutalyan ailesi ve aşireti hakkında bana önemli kaynaklarda yardımcı oldu. Tayyip Ali'nin yaşam öyküsü aristokrat bir aileden gelmesi,s osyal çevresinin genişliği, o günün koşullarında aldıği eğitim, bulunduğu görev "Nahiye Müdürü" çok iyi sayılırdı. Kürd ulusal mücadele yöntemlerinden olması gereken en önemli "örgüt" yapılanmaları içinde ön saflarda yer almış, bir aydındır. Tayyip Ali yaşamı Çewlik'ten başlayıp, Erzurum, Musul ve nihayetinde Diyarbekir istiklal mahkemesinde son bulan bir hayat hikayesidir. Tayyip Ali'nin yaşamıda ! Kürd halkının yıllardır yaşadığı trajedinin bir parçası, tarihin bir özetidir. Kürd kuşakları bu yaşamdan ders çıkaracaklarından kuşkum yoktur.

Tayyip Ali Mütevellizade, Şeyh Said hareketinde idam edilen 47 kişilik gurubun içinde bulunan bir Kürd aydın, siyasetçi ve yöneticisidir. Kürd kaynaklarında Nahiye Müdürü olarak ismi sıkça geçen Tayyip Ali hakkında Xarputlu, Darhinili hatta Cebaxçur'un az aşiretine mensup olduğunu yazanlar vardır. Alman Filozof Karl Ludwig Michelet'in tarih üzerine yapmış olduğu bir belirlemesi vardır. "Bir tarihçi olayları gerçek dışı kaleme alırsa, diğerleri de sonsuza kadar bunu devam ettirir." Hele sömürge bile olmayan bir ulus olan Kürdlerin tarihi söz konusuysa tam bir felaket söz konusudur. Şimdi tüm bu bilgileri rafine ederek, Tayyip Ali ve ailesi hakkında doğru ve detaylı bilgi vermeye çalışacağım. Tayyip Ali Mütevellizade "Mutalyan" ailesine mensup olup, aile bugünkü Cebaxçur "Bingöl" şehirin yerlisi olmakla beraber uzun süre özellikle Osmanlı döneminde Çewlik şehiri'nin yönetimini elinde bulundurmuştur. Şehirin yönetimini elinde bulunduran bu aile halk arasında "Key Mutalyun", Mütevellizade soyadı olarak anılmaktadır. Ailenin bir kısımı amcazadeleride "Aziz Efendi" Aydoğdu soyadını aldılar.



Aile'nin şehirin yönetimini Osmanlılar döneminde elinde bulundurmasından dolayı, yani kamu'ya mal olmuş, ya da kamu kontrölüne girmiş ekonomik mekanizmanın yönetiminin başına Osmanlılarca tayin edilmiş olmasından dolayıdır ki ; Mütevelli-(zade) "Kayyum" soyadını almıştır. Cumhuriyet döneminde şehir o dönemde bir köy görünümünde olduğu için şehirin özellikle ovasındaki sulak arazi başta olmak üzere tapusu, tapusu yoksa zilliyeti bu ailenin hakimiyetindeydi, desem yerindedir. Son dönemlere kadar şehir merkezindeki arsa ve arazilerin büyük coğunluğu'nun mülkiyetine" Kêy Mutlyan " Mutalyan ailesinin kontolünde oldugunu Cebaxçurda bilmeyen yoktur. Cebaxçur ovası abitor "Avtuor"mıntıkasında ailenin halende arazi, çeşme, harabe ve mezarlıkları bulunmaktadır.



Tayyip Ali Mütevellizade, Mutalyan ailesinden İsmail Hakkı Efendi'nin oğludur. Biraz aile hakkında bilgi vermek istiyorum. İsmail Hakkı Efendi Maruf, Zufer adında iki kardeşi daha vardır. Kürd siyasetinde yakın dönemde tanınan simalarından olup, 2005 yılında vefat eden İsmail Hakkı Mütevellizade Zufer efendi'nin torunudur. Osmanlı yönetimi döneminde Mutalyan ailesi içinde Aziz Efendi'nin şehirin en yetkili kişisi olduğu söylenir. Aziz Efendi'nin torunlarının günümüzdeki soyadları Aydoğdu'dur. Cebaxçur'lu hemşerilerime bir hatırlatma olsun diye yazıyorum. İsmet Aydoğdu yaşlı bir ağabeyimiz olan bu şahsiyet Aziz Efendi'nin torunu, İbrahim Efendi'nin oğludur.


Çolig merkez'de günümüzde"Aşağı çarşı"'nın bulunduğu alan'da Cumhuriyet'in ilk yıllarında okul açılırken Aziz Efendi şahsına ait olan saray ,Milli Maarife bağışlamış, ilkokul 3.sınıfa kadar bu sarayda eğitim veren Bingöl'ün ilk mektebiydi. Bu saraydan dolayı okulun ismi Sarayiçi ilkokulu olarak günümüzde Sarayiçi Ilk öğretim okulu olarak halen ismini taşımaktadır. Tayyip Ali'nin yaşam öyküsünü iyi anlamak için ailesi hakkında tarihi bilgileri vermek gerekir. Bu yazım'da Tayyip Ali'nin yaşam öyküsünü yazmamla ağırlıklı olarak araştırma ve inceleme şeklinde somut olgular, belgeler sözlü ve yazılı kaynaklardan bahs edeceğim.


Cebaxçurlu hemşerilerim başta olmak üzere görüştüğüm birçok değerli Kürd siyasetçi, araştırmacı ve aydın insanların bana sordukları bir soru var? Tayyip Ali'yi nezaman yazacaksın? bu soru doğrusu uzun süreden beri içimde bir ukde "sorumluluk" olmuştu.Tayyip Ali'yi yazmak için iyi bir araştırma yapmak gerekirdi. Doğrusu insanlarımız haklıdırlar. Bu şahsiyetin ismi var ama hakkında çok sınırlı bilgiler vardır. Bu bilgiler eksik ve yetersiz olmakla beraber içerik olarak irdelendiğinde yanlış olduğunu hiç yorum yapmadan somut olgularla ortaya koymaya çalışacağım. Düşünebiliyor musunuz ? öğrencilik döneminde Hevi cemiyeti, 1920'li yılların başlarında Azadi Cemiyeti'nin sekreteri olmasına rağmen hakkında fazla bir şey yazılmadı.


Tayyip Ali ve ailesi hakkında yararlandığım sözlü ve yazılı kaynakları biraz açmak istiyorum. Tayyip Ali'yi yazmayı ilk düşündüğümde ilk görüştüğüm kişiler yakinen tanıdığım aile çevresi olduğunu belirtmek isterim. Ailesinden değerli ağabeyim ve dostum, sırdaşım ve zindan arkadaşım olan I.Hakkı Mütevellizade 2005 yılında vefat etti. Bu değerli ağabeyim'den Tayyip Ali hakkında sık sık sohbetlerimiz olduğunu hatırlıyorum. Bu değerli insan ismini'de babası öz amcası olan Tayyip Ali'nin babası "I.Hakkı Efendi" atfen takılmıştır. Ayrıca isim vermek istemiyorum, ailenin diğer fertlerindende sınırlıda olsa bazı bilgiler aldım. Şunu ifade edebilirimki aile çevresinde çok değerli insanlar çıkmakla, dedeleri sayılan Tayyip Ali'nin kişiliğine ve ruhuna yakışır bir yaşamları ve duruşları vardır.


Tayyip Ali hakkında Kürd kaynaklarında Zınar Silopi Doza Kurdistan kitabında çok kısa, sınırlı ve övgüyle bahs eder. Yine Şeyh Said hareketinin tanığı, sanığı olan Hesen Hişyar Serdi anılarında Tayyip Ali ve babası hakkında detaylı bilgiler aktarmaktadır. 1925 Şeyh Said hareketi hakkında kitap yazan hemşerilerim Tahsin Eriş ve Felat Özsoy Tayyip Ali'nin mücadele içindeki konumu ve tavırları hakkında önemli detaylar sunmaktadırlar. Ayrıca Malmisanıj'ın Kürd cemiyetleri üzerine çıkardığı kitabında Hesen Hişyar Serdi'nin kitabından alıntılar yapmakla beraber, Seyh Said hareketi hakkında Dava dergisinde yıllar önce Cebaxcur/Fahran köyünden Haci Ali Varol ile yapılan bir röportajda, Şeyh Said ile Tayyip Ali arasında Çan köyünde yapılan toplantıda tartışılan konular hakkında önemli anekdotlar sunmaktadır.Kürd aydını Osman Aydın Şeyh Said hareketi üzerine yazmış olduğu kitabında Darahıni/Genç vilayetini Tayyip Ali tarafından işgal edildiğini yazmıştır. Osman Aydın'ın belirlemesindeki argümanları nedir. Tüm bu konuları içeren kaynakları açıp, yorumlamadan araştırma ve inceleme temelinde ortaya koymaya çalışacağım.


Türk kaynaklarında Tayyip Ali hakkında fazla bilgi sunumamakla beraber, ailesi hakkında bazı bilgiler aktarılmaktadır. Bu bilgileride bu yazının içinde göreceksiniz. Bu bilgilerle Tayyip Ali'nin yaşam öyküsü, ailesi hakkındaki bilgiler bütün olarak ele alındığında konu daha iyi anlaşılır. Resmi devlet kaynaklarında Mutalyan ailesinin ileri gelenleri hakkında BOA "Başbakanlık Osmanlı Arşivleri" kaynaklarında Bitlis vilayeti kayıtlarında Mutalyan ailesi hakkında önemli bilgiler sunulmaktadır. Bunun yanında son dönemlerde Kültür Bakanlığı yayınları arasında çıkarılan Bingöl Tarihi adlı kitapta, ailenin son dönemlerde ileri gelenlerinden A.Vahap Mütevellizade'nin vermiş olduğu mülakata ailesinin seceresi hakkında bazı bilgiler verirken, „Bingöl öteden beri Türk yurdudur" cümlesi bazı çevrelerce internet sitelerinde farklı yorumlara neden olmuştur.


Bu bilgilerin bazı yakınlarıyla birebir yaptığım görüşmelerde olsun, Abdulvahap Mutalyan'ın çocukları tarafından kabul görmediği, duyumlarını aldım. Ama babalarının yapmış olduğu bu mülakatı bugüne kadar tekzip edilmediğini biliyorum. Umarım aile seceresi olsun, kitapta Çewlik'in Türk yurdu belirlemesi hakkında yanlışlık yapılmışsa mutlaka bunu tekzip edip, düzeltmelidirler. Kürd tarihi üzerinde yapılan bu tür tahrifatları mutlaka deşifre edip, gerçek tarihimizi ancak böyle açığa çıkarabiliriz. Kürdlerin gerçek tarihini yine Kürdler ancak yazabilirler. Bunu yazmak içinde olayların üzerine bilimsel yöntemlerden hareketle, cesaretle gitmek gerekir. Yasin Bayanay bu tez'e şiddetle karşı çıkıyor. Barmeki ailesinin Kürd olduğu hakkında araştırma ve incelemeye dayalı argümanları vardır.


Abdulvahap Efendi'nin ailesi ve yaşadığı coğrafya hakkındaki mülakatın denk geldiği dönemi, hangi koşullarda ne amaçla yapttığı, konusu hakkında elbette en doğru bilgilerin muhatabı kuşkusuz-ki aile bireyleridir. Mülakata verilen bilgiler bazı çevreler tarafından farklı yorumlara neden olmuştur. Bu yorumlar bazı internet sitelerinde bilinçli olarak Kürd sorununda duyarlı olmayan çevreler tarafından kullanılmaktadır.


Tayyip Ali Mütevellizade hakkında bir başka kaynak, Mehmet Bayrak'ın araştırma ve incelemeye dayalı Kürd Ulusal ve demokratik halk hareketi kitabında da Şeyh Said hareketi öncesinde nahiye müdürü olarak görev yapttığı dönemlerde o dönemin Darahinı/Genç vilayetinin birinci dönem mebusu olan Hamdi Yılmaz'ın Ankara hükümetine başta Tayyip Ali olmak üzere Feqi Hesen, Seyh Said gibi Kürd değerlerini telgraflarla ihbar eden bilgi ve belgeler sunmaktadır. Hamdi Yilmaz köken olarak Darahini, Cebaxçur kökenli değildir. Tıpkı o dönemde Atatürk tarafından kendisine yakın olan işbirliği içinde olan çevreler ancak mebus olabilirlerdi. Hamdi Yılmaz'da bu iş için en uygun insandı.


Hamdi Yılmaz'ın kökeni hakkında kesin bilgiler olmamakla Siirtt'en geldiği söylenmektedir. Mebus olmadan evvel'de Darahini İlinde Adliye katipliği yapmaktaydı. Hamdi Yılmaz'ın günümüzdeki aile bireyleri'nin kullandığı soyadı "Şener" dir. TBMM 1.dönem mebusluğundan dolayı da heryıl devletin Bütçe kanunundan hayata olan çocuklarına sağ oluncaya kadar aylık bağlanmıştır. Hamdi Yılmaz'ın son dönemlere kadar hayatta olan iki kızı Azize Buzgan "Avukat Sait Buzgan'nın eşi" ve Fikriye ... adlı iki kızı maaş almaktaydılar. Tayyip Ali Şeyh Said hareketi başlamadan evvel Azadi cemiyeti içindeki çalışmalarından dolayı Hamdi Yılmaz tarafından bir muhbir gibi izlenen misyona sahipti. Bu konu hakkında kitapta çok detaylar bulunmaktadır.


Sonuç olarak tüm bu kaynaklardan alıntılar yaparak, Tayyip Ali hakkında objektif bilgilere ulaşmaya çalışacağım. Zaten yazılanlar arasında farklı görüşler olmakla beraber konsensüs oluşturmakta mümkün değildir. Bunun yanında yazıda olumlu ve olumsuz bu kaynakları iyi irdelemek gerekir. Kürdler Tayyip Ali gibi aydın ve değerlerini iyi tanımaları gerekir, düşüncesindeyim. Kürdler geçmişte Şeyh, Seyyit, Bey ve ağalarına karşı çok insafsızca eleştiriyi bir tarafa bırak, saldırdılar. Buna rağmen bu Kürd aristokrat, elit kesimleri devlet tarafından ya idam, ya sürgün olmaktan kurtulmadılar. Hem devlet, hem Kürdlerin gazabına uğrayan bu kesimlere yapılan bu haksızlıkları Kürdler ders çıkarmalıdırlar. Bu anlayış Resmi ideoloji'nin Kürdlere Türk-sol aracılığıyla dayattığı bir mantık olduğunu biliyoruz.
Tarihini tanımak isteyenler bilimsel bir metod olan "insanı tanımak'tan istifade etmek gerekir. "O yüzden Tayyip Ali gibi değerleri tanıyıp, anlamadın mı ? Azadi örgütü, Hevi cemiyeti ve Şeyh Said hareketini anlayamayız. Tayyip Ali'nin ulusal giysisi ile " Şal û Şapik" elbisesiyle çekmiş olduğu ve Doza Kurdistan kitabında fotoğraf'taki o duruşu, o bakısları tıpkı Yado,Sadi'ye Telha gibi heybetli bir duruş ve bakışı vardır. Şeyh Said hareketi'nin destanlaşan, efsanevi komutanı Yado, Tayyip Ali ailesine "akraba degil" çok yakın biridir. Rivayet odur ki Yado'nun hareket içinde aktif yer almasındaki en önemli etkenin Tayyip Ali olduğu, Çewlik'te söylenmektedir



" Tarih bir milletin hâf
ızasıdır; tarihini bilmeyen millet hâfızasını kaybetmiş
insana benzer."
Bernrad Lewis/Ingiliz tarihçi



Tayyip Ali Mütevellizade hakkında ilk bölümde yararlandığım kaynak ve kendi görüşlerimle ilgili genel bir profil çizmiştim. Bu bölümde, bu kaynaklardan alıntı yaparak araştırma ve inceleme temelinde Tayyip Ali'nin yaşam öyküsünü aktarmaya çalışacağım. Tayyip Ali Mütevellizade’nin aslen Barmeki aşiretine mensup olduğu söylenir. Barmekli olduğuna dair bilgiyi, ailenin son döneminde, ileri gelenlerinden Abdulvahap Mütevellizade'nin vermiş olduğu mülakattan öğreniyoruz. Tayyip Ali'nin amcası oğlu olan Abdulvahap efendi, ailesinin kökeni hakkında ayrıntılı bilgi sunmakla beraber, Cebaxçur'un Türk yurdu olduğunu, ailesinin de Mekke-Medine ve oradan Bağdat üzerinden farklı coğrafyalarda kaldıktan sonra en son Capakçur Abitahur, günümüzde "abitor" denilen bugünkü Bingöl ovasına gelip yerleştiğini söyler. Abitahur eski bir Ermeni yerleşim birimi olmakla beraber Osmanlı'nın son dönemlerine kadar yöredeki Ermeni kiliselerinin merkezi yani manastırının burada olduğu söylenmektedir. Mütevellizade ailesinin yakın akrabalarının bir bölümünün de Sancak/lek köyünde olduğunu ve atalarının günümüzde Çolig aşağı çarşıda adına cami bulunan Isfahan bey soyundan geldiği söylenmektedirler. (1)

Tayyip Ali Mütevellizade ailesi hakkında Bitlis Valiliği'nin "salnamesi" Evrâk-ı umûmi numarası 25, kalem numarası 516, tarih 1329 olan miladi takvime göre 1913 yılına ait bir belge bulunmaktadır. Bu belgede Bitlis Vilayetine bağlı Genç sancağıyla Kulp ve Çapakçur kazalarındaki Kürd beyleri ile Ermeni ahalisi arasında yaşanan problemler Osmanlı Devleti'nin Dahiliye vekaletine şikayet olarak bildirilmiştir. Bu yazıda mahalli memurlardan mahkeme-i şerri'ye katipleri Aziz, Zufer ve tahsildar Maruf efendilerin isimlerinden bahsedilmektedir. Bu üç şahıstan Maruf ve Zufer, Tayyip Ali'nin öz amcaları, Aziz efendi de amcazadesi olmaktadır. Bu belgedeki kanıttan anlaşılacağı gibi Mütevellizade ailesi Osmanlı'nın son döneminde Kaymakam veya Kadı gibi yönetici pozisyonundaki görevlerde değil de, tahsildar ve katiplik görevinde bulunmaktadırlar. Kürd beyleri olduğu için yönetimle ilişkileri iyi olduğu için halk arasında Cebaxçur'un yönetiminin ailenin elinde olduğu tesbiti doğru değildir. Bu konuda geçmişte ben de yanılgı içindeydim. (2)

Bitlis Vilayeti kayıtlarında bu aile için Kürd beyleri denilmiştir. Kaldı ki Mekke, Medine ve Bağdat'tan gelseler de yani Arap, Türk de olsalar bölgede Kürdleşmişlerdir. Yine son dönemlerde İskan kanunuyla Balkanlardan getirilen muhacirler Diyarbakır, Elazığ ve diğer illere yerleştirilir. İsmet İnönü 1935'te Şark seyhatine çıkarken bu muhacirlerin köyüne uğrar ve köylülere yöre halkına Türkçe'yi öğrettiniz mi ? diye sorar. Köylüler de, Paşam vallahi biz Kürdleştik! Der. Kurdistan’da bazı aşiretler bu konumdadir. Örneğin Karkeçili aşireti de Kurdleşti. Günümüzde bir çok köy ve aile kendi secerelerini bilinçli olarak Bağdat, Mekke ve Medine ve Orta Asya’ya götürerek kendilerini Türk veya Arap olarak kutsamaya çalışıyorlar. Halbuki, Mezopotamya coğrafyası uygarlık tarihine şahidlik yapmış bir yerdir. Dünyada en çok savaşın yaşandığı başka bir bölge yoktur. Tarihin hiçbir döneminde Mezopotamya önemini kaybetmemiştir.

Tayyip Ali hakkında Kadri Cemilpaşa Doza Kurdistan kitabında bakın neler söylüyor: Diyarbakır İstiklal Mahkemesinde yargılanan, Azadi Cemiyeti’nin Cebaxçur "Bingöl" başkanı kıymetli bir aydın olan Tayyip Ali, isyan hareketine katılmadığını, Cebaxçur'da bir Kürd aydınının bulunmasını hükümetin çok gördüğünü savunmasında söylemişti. Vaktiyle 1912 senesinde Erzurum'da okulda okurken Hevî'nin bir şubesini Erzurum'da açmaya teşebbüs eden bu değerli gencin hatırasını hürmetle anmak her Kürdün borcudur.(3)

Tayyip Ali hakkında araştırmacı yazar Mehmet Bayrak'ın Kürd Ulusal ve Demokratik Mücadeleler adlı kitabında çok ayrıntılı bilgiler sunulmaktadır. Tayyip Ali Nahiye Müdürü olarak görev yaptığı dönemde Darahıni/Genç mebusu Hamdi Yılmaz tarafından Ankara hükümetine telgraflarla şikayet edilir. Hamdi Yılmaz başta Tayyip Ali olmak üzere Şeyh Said, Şeyh Şerif, Feqi Hesen gibi İstiklal Mahkemesi’nde idam edilen şahsiyetleri de telgraflarla hükümete jurnallemiştir.(4)

Tayyip Ali hakkında M.Emin Bozarslan tarafından yapılan bir başka araştırmadan alıntı sunmak istiyorum. 1919 senesinde yayınlanan bir Hevî bildirisinde, Hevî mensubu bir avuç gencin bu dünyadaki tek ödüllerinin ölüm olduğu yazılmıştır. İstanbul'un izbe köşelerinde, yaşamdan yoksun bir ulusun çocukları olarak toplanmış olan bir avuç genç, yürüdükleri karanlık, çetin ve tehlikeli yolda, ellerindeki titrek meşalenin üzerinde derneğin adından da anlaşılacağı gibi ”Ümit” yazmışlardı. Ümit ve dilek bu gençlerin kılavuzları, parolaları sabır ve diren, ölüm ise bu dünyada tek ödülleri idi. Bu bildiriyi yazan kişilerden beşi "Kemal Fevzi, Tayyip Ali, Dr Fuat, Abdullah Sadi, Seyyid Abdulkadir" bu bildiriyi yayımladıktan birkaç yıl sonra Şeyh Said ayaklanmasında idam edildiler. Bu bildiriyi imzalayanlardan ve sürgünde ölenler arasında Müküslü Hamza, Ekrem Cemilpaşa’nın olduğunu da hatırlatmak istiyorum.

Tayyip Ali hakkında 1925 Kürd direnişi kitabında Tahsin Eriş-Felat Özsoy yörede yaptığı araştırmalarda bakın neler yazmışlardır: Tayyip Ali gerçekten ayaklanmaya katılmaz. Kığı'ya gitmesi istenen Tayyip Ali, Kığı cephesine gitmez ve ayaklanma sürecinde tavırsız kalır. Ayaklanma sonrasında Nahiye Müdürü olarak görevlendirilen Tayyip Ali bu görevini sürdürüken tutuklanır. Varto'dan Genç üzeri Diyarbakır'a gönderilen Şeyh Said, Tayyip Ali'nin bu durumunu görünce öfkelenerek, Tayyip Ali'nin ayaklanma öncesinde kendilerine imza verdiğini belirterek tutuklanmasını sağlar. Yine Kığı istikametine doğru Çan Şeyhlerinden Şeyh Mustafa’nın komutadan sorumlu olup, isteksiz ve tavırsız davranışlarından bahsedilmektedir. Yazılanlardan anlaşılan, gerek Şeyh Mustafa gerek Tayyip Ali bu cephede istenilen veya verilen rolü oynamamışlardır. (5)

Tayyip Ali Mütevellizade İsmail Hakkı Efendi'nin oğludur. Hêvî ve Azadî Cemiyeti yönetim kadrosu içinde yer aldığı yönünde Kürd kaynaklarında farklı söylemler vardır. Tayyip Ali hakkında en detaylı bilgileri Kürd aydını, sürgünü ve Şeyh Said hareketinin tanığı ve sanığı Hesen Hişyar Serdi'den aktarmak istiyorum.

"Tayyip Ali, Çapakçurlu İsmail Efendi Mütevelli'nin oğludur. 1.Dünya savaşı sırasında bizim köye muhacir olarak gelmişlerdi. İngilizler Irak'ı işgal ettiğinde mülazım "teğmen" idi. Musul'dan babasını görmeye geldi. 1925'te 350 kişi tutuklu olarak Hêni "Hani" camisinde bulunuyorduk. Onu da kelepçeli olarak o camiye getirdiler. Bizim aramıza koymadılar. Cami'nin arka tarfında idi. Onunla aramızda nöbetçiler vardı. Beni çağırıp kendisine ekmek ulaştırmamı istedi. Bende uzaktan ona ekmek attım. Nöbetçi beni çok dövdü. Bizi birlikte Diyarbekir’e götürdüler ve şekli bir mahkemeyle onu idam ettiler. (6)

Tayyip Ali Mütevellizade hakkında Şeyh Said hareketindeki konumu ve rolüyle ilgili Cebaxçur'un Fahran köyünden Hacı Ali Varol'un Dava dergisindeki mülakatından alıntı yapmak istiyorum. Hacı Ali Varol 1925'te Şeyh Said ve Tayyip Ali arasında bir görüşme olur. " Şeyh Said Efendi tahsis ettiğimiz eve çekildi. Bana bir liste vererek bu şahısların kendisinin kaldığı eve gelmesini söyledi. Ve liste arasında Nahiye Müdürü Tayyip Efendi'de vardı. İstişarede, Türkiye'de son zamanlarda gelişen olaylar konuşularak gereken tedbirler gözden geçiriliyordu. Nahiye Müdürü Tayyip Efendi çok kültürlü birisiydi. Sonunda oda idam edildi. Hilafetin kaldırılmasına mukabil bu kararın geri alınabilmesi için çok geniş izahatta bulundu. Ve olayın boyutunu ve muhtemel gelişmeler üzerine neler yapılabileceğini izah etmeye çalışıyordu. (7)

-- Cibranlı Halit Bey Miralay, Erzurum'da evinde gözaltında bulunduruluyordu. Dışarıya çıkması yasaklanmıştı. Halit Bey Şeyh Said'in kayın biraderiydi. Hakikaten çok yönlü ve çaplı bir insandı. Büyük bir askeri kumandan ve siyaset adamıydı. Onun için Halit Bey'in bırakılması için Şeyh Said Efendi'nin malını, servetini bütün siyasi nüfuzunu kullanması teklifinde bulunuyordu Tayyip Efendi.

--Tayyip Ali ile Şeyh Said arasında birçok konuda istişareler olur. Tayyip Ali Cibranlı Halit bey meselesini ikinci defa gündeme getirdi. "Efendi, onu dışarıya bırakmadan sakın bir teşebbüste bulunma. Onsuz hiç bir meselenin neticelenmiyeceğini bil" dedi.

Tayyip Ali ve ailesi hakkında bu yazılı kaynakları belirttikten sonra ailesi ve Cebaxçur'da siyasetle ilgilenen değerli dostlardan edindiğim sözlü bilgileri de kısaca yazmak istiyorum. Tayyip Ali İstiklal Mahkemesi’nde idam edildikten sonra babası İ.Hakkı Efendi Bodrum'a sürgüne gönderiliyor. İsmail Efendi'de Erzurum’da idadi’de eğitimi almış biriydi. Af kanunu çıkmasına rağmen İsmail Hakkı Efendi geri dönmediği bilgisini aldım. Tayyip Ali'nin annesinin adı Adile Hanım olup, babasının ölümünden sonra Adile hanımın Cebaxçur'a geri döndüğü, 100 yaşının üstünde bir yaşam sürdüğü söylenmektedir. Son dönemlere kadar Adile hanım Abitahur mıntıkasında evinde tek yaşadığı söylenmekteydi.

Tayyip Ali Kığı "Gêxi" kaymakamının kızıyla evli olduğu, bu evlilikten bir kızının olduğu söylenmektedir. Yine son dönemde rivayet edilen bir anekdotu hatırlatmak isterim. Tayyip Ali'nin eşi 12 Eylül döneminden sonra Genel Kurmay Baskanlığı yapan Necdet Uruğ'un halası olduğu, o dönemde A.Vahap Efendi'nin oğlu merhum İ.Hakkı Mütevellizade DDKD davasından tutuklanıp, Diyarbekir cezavine konulur. A.Vahap Efendi Necdet Üruğ'a bir mektup gönderip, oğlunun bırakılması için yardım talebinde bulunur. Necdet Üruğ cevap bile vermez. Bu anekdotu da sözlü kaynaklardan edindim.
* * *

Yazılı ve sözlü kaynaklardan hareketle bir değerlendirme yapmak gerekirse; Kadri Cemilpaşa'ya göre Tayyip Ali’nin 1912’de Erzurum’da okuduğunu öğreniyoruz. M.Emin Bozarslan'ın belirttiği kaynaklara göre 1919 yılında yayınlanan Hevi'nin bildirisinde de İstanbul’da kurucuları arasında Tayyip Ali de belirtilmiştir. Tayyip Ali'nin İstanbul’da kalıp kalmadığı veya okuduğu yönünde bilgi edinemedim. Hesen Hişyar Serdi ise Tayyip Ali'nin ailesinin birinci dünya savaşı sırasında Serdi köyüne muhacir olarak geldiğini, o dönemde Tayyip Ali’nin Musul şehrinde mülazım "Teğmen" rütbesiyle babasını ziyarete geldiğini belirtir.

Sonuç olarak, Bir Kürd aydını olan Tayyip Ali ve ailesi hakkında derlediğim bilgi kaynaklarını sundum. Bu kaynakları dönemin kojonktürüne göre değerlendirmek gerekir. Tayyip Ali'nin Hêvi ve Azadi cemiyeti içinde yer aldığı bilgilerini ediniyoruz. Hevi cemiyetinin Erzurum şubesinin açılış teşebbüsünde bulunuyor. Azadi cemiyeti'nin Diyarbakır-Erzurum şubesi arasındaki ilişki ağının Tayyip Ali'nin şahsında yürütüldüğü söylenmektedir. Tayyip Ali’nin Darahini mebusu tarafından Ankara hükümetine ihbar edildiği yönünde telgraflar bulunmaktadır.

Şeyh Said hareketi başladığında, aktif harekete katılmadığı yönünde farklı spekülasyonlar vardır. Şeyh Said’in, harekete başlarken Çan köyü toplantısında bilgi, deneyim ve örgüt tecrübesinden olsa gerek, görüşüne başvurduğu ilk kişinin Tayyip Ali olduğu söylenmektedir. Tayyip Ali hakkında harekete katılmadığı, rolünü oynamadığı bilgileri dahi olsa, Hevi ve Azadi cemiyeti'nin kurucusu olan bu değerli Kürd aydını idamdan kurtulamamıştır. Sadece o değil, Seyyid Abdulkadir, Bitlisli Kemal Feyzi, Dr Fuat Berxo gibi Kürd aydın ve rusipileri de tıpkı Tayyip Ali gibi aktif hareketin içinde olmadıkları halde idamdan kurtulamamışlardır.

Tayyip Ali giyim, kuşam ve endamıyla tıpkı, Yado, Sadi'ye Telha gibi namı olan şahsiyetlerdendir. Ruhları şad olsun.

Orhan Zuexpayıj
KAYNAKLAR

1) Yılmaz Akbulut Bingöl tarihi sayfa (79)
2) Bitlis salnamesi'nin 1913 tarihli yazı.
3) Kadri Cemil Paşa Doza Kurdistan kitabı sayfa (101)
4) Mehmet Bayrak Kürd ulusal mücadeleleri kitabı
5) 1925 Kürd direnişi kitabıTahsin Eriş-Felat Özsoy sayfa (157,221)
6) Malmısanıj Kürt Talebe ve Hevi cemiyeti sayfa(71,89,133)
7) Hacı Ali Varol Dava dergisi mülakatı Haziran -Temmuz 1992.


Alıntı: http://turkish.rizgari.com/



Adsız dedi ki...
Slm.Değerli çalışmanızdan dolayı sizi kutluyorum.Yazdıklarınızın yüzde seksenini bende büyüklerimden duydum harfiyen doğrudur,ancak Abdulvahap amcanın Milli eğitimde yayınlanan kitapta söyledikleri hariç. Ayrıca adı geçen Aziz efendi benim büyük dedemdir yani annemin dedesidir.Birde size Yado,Sadi Telha dedem Mehmet efendi yani babamın babası ve yanılmıyorsam adı Arif Faris olması lazım bu dördünün bir resmini atacağım şeyh Sait zamanında çekilmiş.Belki ilgibnizi çeker...Selamlar Nurettin Adem

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder