Kûy a Spî

13 Nisan 2015

EKRAGLI ÖMERE ZERR ILE IGILI BILGILER




Hasan Fehmi Kara,



 Orhan bey, yaşanmış tarihi olayları anlatan yazılarını, fırsat buldukça okuyorum. Olayların bir kısmı daha önce büyüklerimizden duymuş ve dinlemiştim.
1925 öncesi ve sonrası yaşanan trajik olaylar hakkında bildiklerimizle sana ulaşan bilgi ve belgelere dayalı anlatımlarınız örtüşüyor. Bu da sevindiricidir, bildiklerimin yenilenmesidir Bu çalışmalarınız duyarlı arkadaşlar için hazır bir ansiklopedi , sosyal ve tarihi alanda Akademik çalışma yapacaklar için de baş vurulacak önemli bir kaynak olur. Bu belgelerin bir kitap halinde okuyuculara sunulması konusunda da bir çalışma içinde olabileceğinizi ve size daha çok bilgi ve belgenin Bölgemizden ulaştırılması gerektiğini de düşünüyorum. Geçen yıl bir yakınımla 1925 dönemini konuşuyoruz; bu dönemi kesintisiz yaşamış olan Akdağın(Kospinin) efsanevi yiğit insanı Ekrek’li Ömer Ağa (Ömerê Zerre ) hakkında kimseye bilgi, belge verip vermediğini öğrenmeye çalıştığımda, aldığım yanıt, “Avrupa’ya giden bir beyefendiye bildiklerini aktardığını” gerekli notların da alındığını söyledi.
Ben de,Bilgilerin sana verilmiş olabileceğini düşündüm, Yazılarınızı izlediğim kadarıyla rastlayamadım. Kendi başına Êşir olan Ekrek köyünün bu Yiğidiyle ilgili annemden dinlediğim Ve aklımda hala canlı kalan iki anekdotu,
sana iletmeyi tarihi görev kabul ediyorum..
Annemden dinlediğimi aktaracağım. haber geldi diyor; “Ekrek’te yukarı mahalle de (mehle vılun, Ko spiye yakın) toplantı yapılacak, toplantıya Çabakçur (Bingöl)’dan Yadin Paşa ve Daraheniden (Genç) yusuf Ağa adamlarıyla yapılacak toplantıya katılacaklar.”
Gelecek misafirleri ağırlamak için Ömer Ağa’nın talimatı doğrultusunda hayvanlar kesilir, hazırlıklar yapılır, gelenler karşılanır. Toplantının gündemi Suriye’ye mi geçmek yoksa Bölge’de kalarak partizan savaşı mı yapmak olduğudur? Gündeme geçmeden önce böyle yiğit insanın Annesi Zerrê hanım merak edilir, misafirlerin talebi üzerine Ömer Ağa, annesini topluluğun huzuruna getirip oturtur. Kürt geleneği gereği Zerrê Hanıma hediye olarak etrafı altınlarla süslenir. Daha sonra ülkede kalarak partizan savaşı yapma kararı alınır. Yemeğe başlanmadan bir tatsızlık yaşanır. Yadin Paşa Ömer Ağa’ya hitaben bir SES (vukuat) çıkarmadan Ekrek’ten ayrılmayacağını söyler, Ömer Ağa’nın cevabı ;“ benim köyümde çıkaracağın sesi duymamam lazım, bunun içinde köyü hemen terk eder Murat nehrinin kuzeyine geçeceğim. Çabakçur mıntıkası sayılan……Köyden (ismini hatırlayamadımZERR.) başlar Çan’a kadar her köyde ses çıkartacağım” der. Bunun üzerine; Yusuf Ağa, Yadin paşa’ya çıkışır, otur oturduğun yerde akıllı ol. Ömer Ağa
İsterse yemek yedirmeden gönderebilir bizi burdan” der. Yusuf Ağa’nın akıllı ve yapıcı yaklaşımıyla tatsızlık giderilir.
İkinci anekdot da şöyle ;asker Ömer Ağa’nın mahallesini (Mahle Vılun) basar, Ömer Ağa’nın kendilerine teslim edilmesini mahalleliden ister aksi taktirde yakma, yıkma, hayvanlarını öldürme, eş ve çocuklarını rehin alarak götürme dahil olmak üzere her türlü işkence yapacaklarını söyler.
Köylü yalvarır yakarır, “Ömer Ağa’nın yerinin Akdağın mahalleye bakan yüzünde olduğunu bunu herkesin bildiğini, yerinin gizli olmadığını
tarafınızca da bilindiğini” söyler. Bu son açıklamaya sinirlenen komutanın talimatı doğrultusunda asker, eşiyle öküzünü önüne katarak yolla konulur.
Dürbinle köyü izleyen Ömer Ağa Az sonra yol keser, askerleri silahlarıyla beraber teslim alır, komutanlarına kızar, azarlar bu defalık af ediyorum bir daha görmeyelim sizi buralarda der.
Kospi’nın bağrında büyüyen Ekrek’in bu yiğit insanı Çabakçur’un Çan ve Fafran mıntıkasında Savaşçı güçlerin teslimi için devletçe Şeyhlerin kadın ve çocukları esir alınır. Esir alınanları kurtarma baskınlarında Ömerê Zerre (Ömer Ağa) vurulur ve hayatını kayip eder. Mezarı Bingöl’ün Fahran köyündedir. Nur içinde yatsın.

************

 Orhan Bey, ulaştığım bilgileri gönderiyorum. selamlar.Orhan Bey, sana bahsettiğim Ömer’ê Zerrê (Ömer Ağa) hakkında ulaştığım bilgileri aktarıyorum;  ölümünde  Biri kız, biri erkek iki çocuğu var. Kızın adı Xatun, oğlanın Halit’tir. Harekette öldüğü zannedilen bir  amcazedeside 1960’lı  yılların başında  ABD’de ölümüyle ortaya çıktı.  Vasiyeti doğrultusunda   bir miktar parası  Ömer Ağanın  kızı ile oğluna verilmek  üzere Palu/Ekrek köyü adresine  ulaştırıldı.  Ömer Ağa,  Çarlık dönemindeki  Rus  ordusunun  Bingöl’ün bugünkü adıyla şeref meydanına  geldiğinde  bunlara karşı savaşan  Milis kuvvetlerinden oluşan Alaya yüzbaşı rütbesiyle katılıyor  ve Alay, Rus güçlerine    ağır kayıb verdirerek geri püskürtülüyor.  Bu Alayın sevk ve idaresini Alay Komutanı olarak Kelaxsı’lı şeyh Şerif  yapıyor.     
  Ömer Ağa  akıllı  bilgili ve hümanist  biridir.  1915 Ermeni felaketi sırasında biri küçük, diğeri  yetişkin
İki kız çocuğunu kıyımdan kurtarıyor.O günün olağanüstü  koşullarında kurtardıklarına bir zarar gelmesin diye  Büyüğüyle şeklen evlenme durumunda Kalıyor. Küçük kıza da  Müslüme  adını vererek” Evladımdır “diyor. Şeklen  evlendiği  kızı , geniş bir araştırma sonunda erkek kardeşlerinin Suriye/ Halep’e sağ ulaştıklarını öğreniyor  ve   bizat kendisi götürüp kardeşlerine teslim ediyor. Böylece şeklen olan bu evlilik bitiyor. Ömer Ağa da köyüne dönüyor.Müslüme adını verdiği kızı da  kendi evinde büyütüp  Kelaxsı’lı biriyle evlendiriyor ve  eşi ile ailesini  Sıkı sıkıya tembih ediyor “kızıma en ufak bir yanlışlığınız olursa  elimden kurtulamazsınız “ diyor.
     Orhan Bey,  Ömer Ağanın iki öz  çocuğu ile Müslüme üvey  kızı yakın tarihlere kadar yaşadılar…Bunların Çocukları ve Torunları şu an Elazığ’da yaşamaktadırlar.  Selam ve sevgiler.

Not: Dr.Sıraç’ın  annesi hakkında henüz bir bilgiye ulaşamadım. Ulaşınca bildiririm.








************

Dr .Sirac bilgin nin Ömerre Zerr ile ilgili kisada olsa yazdigi cümleler.



Bu tedbirlerin de etkisiyle 1926 sonbaharı çok sert başladı. Türk Devleti, artık kadınları da toplayıp sürgüne göndermeye çalışıyordu. Sürgüne gönderilmeye çalışılan Xêylonlu bir kadın, Sarê iffetini, kendisini Murat Suyu'na atarak askerlerin elinden kurtarabilmişti. Daha geniş bir sürgün teşebbüsünü 1925 Direnişi'nde yer alan Çon Şeyhleri'nin ailelerini toplayarak başlatmak istediler. Bu aile kolay lokma olarak kabul ediliyordu. Çünkü bunların hiç bir direniş grupları yoktu. Ailenin lideri konumundaki beş kişi teslim olmuş, beşi de idam edilmişti. O aileden sadece Şeyh Eşref ve Şeyh Mustafa dışardaydı. Onlar da sağda solda saklanıyor, yeni direnişe katılmıyorlardı. ‹şte Ordunun hedef aldığı aileler bunlarındı. Şeyh Hüseyin, Yado, Hüseyn Begon ve Ekrag grubu (yazarın dayıları) harekete geçti. Fexron'da Ordu birliklerinin yolunu kesen gerillalarla askerler arasında büyük bir çatışma çıktı. Ordu birlikleri fazla direnmeden dağıldılar. Bu arada Yado yaralandı. Ekraglı Umêrî Zer adlı çok yiğit bir gerilla lideri aynı çatışmada hayatını kaybetti. Bu aileleri yedeklerine alan gerillalar doğruca Xeylan Köyü'ne (Yazarın dedesinin ve Elazığ Cephe komutanı Şeyh Şerif'in dayılarının köyü) gittiler. Diğer gruplara da haber verildi. Herkes orada birleşti. Büyük ve tarihi bir toplantı yapılacaktı. Türk Ordusu acımasızca köylere yönelmiş yakıyordu. Bu kışı bunca aile ile birlikte açıkta karşılamak, bir çok insanın baharı görmemesine yol açabilirdi. Tek çare vardı. Fransız işgalindeki Binî Xêt'ye (Binê Xetê'ye-Suriye'ye) ulaşmak.. Konuşuldu,












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder