Kûy a Spî

14 Mayıs 2015

AİLE VE AŞİRET PUTUMUZDAN BAŞLAYALIM MI? ÖMER KORKUTATA ( Alıntı yazı)









                            


                                        ŞEYH AHMED ÇANEVÎ'NÎN TÜRBESÎ

          








                       ŞEYH ABDULLAH MELEKANÎ'NIN TÜRBESÎ



       



                    ŞEYH MUSTAFA KELAXSÎ'NÎN TÜRBESÎ

     

     

     


    ************************************************************************


    ÖNCE HANGİ PUTUMUZU

    KIRACAĞIZ?

    AİLE VE AŞİRET PUTUMUZDAN BAŞLAYALIM MI?




    Sosyolojik ve Sosyal Antropolojik araştırmalar, Kürt toplumunun feodal özellikler gösteren Aşiretçi bir toplum olduklarını göstermektedir.

    Mervaniler hariç (günlerle ifade edilen Mahabad deneyimi ve Federe Kürdistan deneyimleri de var) bin yıllık tarih dilimi içerisinde Kürtler müstakil bir devlet deneyimine sahip olamamışlardır. Çoğu zaman imparatorluklar altında derebeylik ya da federatif tarzda lokal/Aşitetçi yönetimler oluşturmuşlardır. Bu Aşiretçi Yapılar Kürtlerde ulusal bilincin oluşamamasında en önemli etkenlerin başında gelmektedir. Kürtlerdeki bu yapı, kendilerini yönetenler tarafından sürekli olarak, Kürtler'in uluslaşmasının aleyhinde kullanılmıştır.

    Hamidiye Alayları, Kürt Aşiretleri arasında uluslaşma anlamında büyük kırılmalara yol açmıştır. Bunun etkilerine "Ermeni Soykırımı"nda ve Şeyh Said Kıyamında şahit olabiliyoruz.

    Şeyh Said kıyamının patlak verdiği günlerde, bir çok Kürt Aşiretinin , önceden aralarına atılmış Aşiretçilik nifakından dolayı, kıyama destek vermediklerini, hatta köstek olduklarını biliyoruz.

    Hareket çok kuvvetli dini argümanlar içeren milli bir hareket olmasına rağmen Şeyh Said Hareketi, ne tarikat sahibi şeyhlerden ve ne de birçok büyük aşiretten destek bulamamıştır.

    Bu giriş kısmını açıklamaktaki amacım, Şeyh Said Hareketine katılan Kürt ailelerinin büyük bir iş başardıklarına dikkat çekmektir.

    Diğer ailelerin harekata katkıları ve ya aleyhtarlıklarını onlara bırakıyorum. Ben sadece kendi ailem olan Çan Şeyhleri üzerine açıklamalar yapacağım.

    Büyük ve Tarihi bir kırılmanın eşiğinde olan Kürt halkının özgürleşen bireylerinin de kendi aileleri içinde bu hesaplaşmaları yaşayabileceklerini umuyorum.

    Bilindiği üzere Çan Şeyhleri, Şeyh Said Kıyamına BLOK olarak katılmış, sekiz şehit vermiş, sürgünler ve çeşitli bedeller ödeyerek günümüze gelmişlerdir.

    Sonradan, devletin sistematik uğraşıları sonucu, önceleri homojen olan ailemizin kimi küçük aileleri sistemle barışmış, çeşitli ödüller verilerek, sistem muhalifi özelliklerinden, sistem taraftarlığına çekilmişlerdir. Bu durum sadece ailem için olmayıp, Kürdistan'daki birçok aile için de geçerlidir.

    Kürdistan Coğrafyasındaki büyük kırılmanın farkına varan, devlet sistemi, "ÇEŞİTLİ" şekillerde kendi tarafına çektiği kişiler ve küçük aileler üzerinden, bu kırılmayı boşa çıkarmaya çalışmaktadır. Kişisel veya mikro düzeyde âilevî çıkarları peşinde koşan bu kimseler eliyle, Kürt Uluslaşmasında büyük dinamiklere sahip olayları tahrif etmeye ve içini boşaltmaya çalışmaktadır.

    Devlet, bir kaç yıl önce, oğulları ve torunlarından sekiz kişiyi şehit ettiği Çan'daki Şeyh Ahmet Türbesi'ni, tarafına çektiği kişilerin de yardımıyla Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağladı. Kemiklerinin dahi nerede olduğunu söylemeyen sistemin, kendisiyle savaşan kişilerin babalarını "ONORE" etmesine kuşkuyla bakmamız gerekmez mi?

    Dedelerinin kemiklerinin nerde olduğunu merak etmeyen bu kişiler, apar topar, böyle bir "UZLAŞMA"nın ortağı olmakla neyi amaçlamaktadırlar?

    25 Şeyh Said Kıyamında, dedelerinin kandırıldığını ima edecek açıklamalarda bulunmanın amacı nedir ve kime hizmet etmektedir?

    Açıklamalarda ve "İNSİYATİFLERDE" bulunan bu kişiler,

    bütün ÇAN ŞEYHLERİNİ temsil etmemektedir.

    25 Kıyamının arkasında hala dimdik duran ve sisteme muhaliflikleri devam eden büyük bir çoğunluk vardır. 25 Kıyamında Kürt halkının yanında duranlardan büyük bir çoğunluk, hala Kürt halkının yanında durmaya devam etmektedir.

    Bundan sonra Çan Şeyhleri adına açıklama yapacak olanlar ve bu açıklamalara muhatap olacakların, bu açıklamalarımı dikkate alacaklarını umut ediyorum!

    Büyük bir kırılmanın yaşandığı bu durumda, herkes safını netleştirmek zorundadır.

    Herkesin kendisiyle Yüzleşmesi umuduyla!

    SAYGILARIMLA!



                                                             ÖMER KORKUTATA






    **************************


    Bingöl'deki Şeyh Ahmet Türbesi Koruma Altına Alındı

    Tamamı taş yapı türbe, kültür varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alındı.



    Bingöl'de kubbesi dahil tamamı taş yapı olan Şeyh Ahmet Türbesi, Kültür Bakanlığı tarafından "Kültür Varlığı" olarak tescil edildi.
    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, merkez Göltepesi köyünde bulunan ve hangi dönemde yapıldığı tam olarak bilinmeyen Şeyh Ahmet Türbesi'nin, yapılan yazışmalar sonunda, Erzurum Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından 2863 sayılı kanun kapsamında kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle tescil edilmesine ve koruma grubunun 2 olarak belirlenmesine karar verildi.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder