Kûy a Spî

15 Haziran 2017

ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU ( Alinti )



ÇAN ŞEYHLERİNİN TASAVVUFTAKİ YERİ VE KONUMU



Seyyid Şeyh Ahmed Elçani hazretleri Kadiri tarikatı geleneğinden gelen
bir ailenin mensubudur. 19. Yüzyılda Bingöl, Erzurum, Diyarbakır bölgelerinde
irşatta bulunmuş ve tasavvuf geleneğine göre onlarca halife yetiştirmiş bir Nakşibendî
tarikatının Halidiyye kolundan Septiye silsilesinin otuz ikinci şeyhidir.
1. Çan Şeyhlerinin Bingöl’e Yerleşmesi
Babadan oğla intikal eden bilgilere göre 17. Yüzyılda Seyyid Tahir El-Kadiri Hz.leri
Bingöl-Erzurum yol güzergâhı üzerinde Masalla deresine yakın Törek köyüne yerleşmiştir.
Merkadı Şerifi Bingöl-Erzurum karayolları kenarında medfundur ve halen
ziyaret edilmektedir. Mezar taşının, Kadiri geleneğine göre Kadiri dervişlerinin zikir ayinlerinde
kullandıkları def şeklinde yuvarlak olduğu için Seyyid Kadiri olarak bilinen zat,
halk arasında Şehit Kadırmî olarak anılmıştır. Seyyid oluşu mezar taşının üzerindeki
kitabeye göre bilinmektedir.
Seyyid Tahir El-Kadiri’nin oğlu Şeyh İbrahim Çan köyüne yerleşmiştir. Kabri halen
bilinmekte ve ziyaret edilmektedir.
Şeyh İbrahim’in oğlu Şeyh Ahmed’in de mezarı şerifleri beyaz taşlardan oluştuğu
için halk arasında “mezar-ı sıpi” (beyaz mezar) olarak anılmaktadır. Büyüklerimizden aldığımız
bilgiye göre mezar taşının üzerinde vefat tarihi; 1169 Hicri – 1756 Miladi olarak
yazılıydı ancak mezar taşı halkın batıl inançlarına maruz kalarak parça parça koparılıp
şifa niyetiyle götürülmüştür.
Şeyh Ahmed oğlu Şeyh Eyyûb Hz.leri hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş bulunmaktayız.
Çan köyünde medresesi bulunduğunu ve bu medresede müderris ve talebelerin
okuduğunu büyüklerimizden mütevatiren bizlere ulaşmıştır. Çapakçur ovasındaki
Kadı Madrak köyünde de bir medresesi olduğunu ve bu medresede Solhan bölgesinden
Cemalan kabilesine mensup “Melaye Beyaz” olarak meşhur olan bir hoca efendinin orada
müderrislik yaptığı bilgisi bize ulaşmaktadır. Hatta bu medresede Şeyh Eyyûb efendinin
oğlu Şeyh Ali’nin henüz ergenlik çağındayken vefat ettiğini ve mezarının bu köyde
olduğunu biliyoruz. Mezar taşı da yine Kadiri geleneğine göre def şeklindedir. Yöre halkı
tarafından Küçük Şeyh Ali adıyla anılıp ziyaret edilmektedir. Ayrıca Genç ilçesinin Şin
köyünden Molla Muhammed Kadî isminde bir müderrisinin de olduğu bilinmektedir. Şeyh
Eyyûb Efendi m.1825 yılında Çan köyünde vefat etmiştir. Mezarı günümüzde bilinmekte
ve ziyaret edilmektedir. O’nun da mezar taşının def şeklinde olduğunu görüyoruz. Kadiri
tarikatı onun döneminde canlılık kazanmıştır.

2. Seyyid Şeyh Ahmed Elçani Hz. (K.S)

a. Doğumu
Hicri 1230, Miladi 1815 yılında Çan köyünde dünyaya gelmiştir. 10 yaşındayken
babası Şeyh Eyyûb Hz.leri vefat etmiştir. Geride kalan annesi ve dayılarından olan hocası
Molla Muhammed Kadi’nin terbiyesinde büyümüştür.
b. Terbiyesi ve İntisabı
Seyyid Ahmed Elçani Hz.leri küçük yaştan itibaren babasının medresesinde eğitim
görmüş ve Kadiri tarikatı adabıyla yetiştirilmiştir. Genç ilçesinin Şin köyündeki âlimlerden
ders almıştır. Bingöl’de Seyda unvanıyla meşhur olan Molla Muhammed ile beraber
değişik hocalardan ders almışlardır. Hocası Molla Muhammed Kadi, Çapakçur Bey’i
tarafından suikasta uğradıktan sonra, 1827 tarihinde Mevlana Halid Bağdadi’nin Şam’da
vefatından sonra Palu’ya gelen halifesi Ali Septi Hz.leriyle tanışmıştır ve O’na intisap
3
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com
ederek Nakşibendî tarikatına geçmiştir. Böylece Çan Şeyhleri Kadirilikten Nakşibendîliğe
geçmişlerdir. Bir süre tasavvufi seyrû sülûktan sonra Septi Hz.leri kendilerine Nakşibendî
tarikatı icazetnamesini vermiştir.
c. Şeyhi
Şeyh Ali Septi hazretleri, Hicri 1202, Miladi 1786 yılında Diyarbakır’ın Bismil
ilçesinin Kırkdirek (Çılustun) köyünde doğmuştur. Medrese tahsilini bitirdikten sonra
25 yaşındayken Diyarbakır’da müderrislik yapmıştır. Dokuz yıl Irak, Süleymaniye ve
Şam’da tasavvufi seyri sulûk yaptıktan sonra Mevlana Halid Bağdadi hazretlerinden
Nakşibendîlik icazetini almıştır. 40 yaşındayken Palu’ya gelmiştir. Palu’da kırk beş yıl
yaşamış ve kırkın üzerinde Nakşibendî halifesi yetiştirmiştir. 1871 yılında 85 yaşındayken
Palu’da dâri bekaya irtihal etmiştir.
Şeyh Said Palevi’nin büyük oğlu allame Şeyh Ali Rıza Efendi’nin ses kaydından
edindiğimiz bilgilere göre; Şeyh Ali Septi Hz.leri Diyarbakır’da müderris iken manevi
seyri ve sulûku için Irak bölgesine gider. Orada Hz. Mevlana Halidi Bağdadi’nin halifesi
olan Şeyh Ahmed Hatib Erbili’nin yanında beş yıl tasavvufi riyazette bulunur. Mevlana
Halid hazretleri Şeyh Ali Septi’yi Ahmed Hatib’in yanından alarak kendi yanında riyazetini
devam ettirir. Ali Septi Hz.leri Mevlana Halid’in yanında dört yıl kaldıktan sonra
Mevlana Halid Hz.leri ona Nakşibendî tarikatı icazetini şifahi olarak verir. Hatta rivayet
olunur ki Mevlana Halid hazretleri onu irşat için Yemen’e gönderirdi. Ali Septi hazretleri
dokuz yıldan sonra annesine ve yakınlarına sılayı rahim yapmak amacıyla memleketi
olan Diyarbakır’a gitmek için şeyhinden izin ister ve şeyhi de kendisinin gitmesine izin
verir. Ali Septi Hz.leri Diyarbakır’a vardıktan sonra şeyhi Mevlana Halid Hz.leri 1827’de
Şam’da vefat eder. Halidi Bağdadi’nin halifesi ve kardeşi olan Mahmud Sahıb Hz.leri
Şam’dan Süleymaniye’ye dönmek üzere Diyarbakır’a uğrar ve Halid’i Bağdadi’nin vasiyetini
Ali Septi hazretlerine ulaştırır. Kendisinin Palu’ya gidip orada irşat etme emrini
iletir. Kendisinin Nakşibendî halifeliğine itiraz edilmesi ihtimaline karşı Mahmud Sahıb
hazretleri bir icazet yazarak kendisine verir. Sözü geçen icazetname halen Palu’da Ali
Septi hazretlerinin torunlarından Şeyh Zülküf Septioğlu’nun arşivinde muhafaza edilmektedir.
Ali Septi hazretleri hakkında Kastamonulu Şeyh Muhammed İhsan Oğuz Efendi
kitabındaki bilgiler ilk yazılı bilgi olduğu için birçok akademisyen onu esas alarak Ali
Septi hazretlerinin hayatını yazmıştır. Fakat şimdiye kadar babadan oğla rivayet edilen
bilgilerle çelişmektedir. Araştırmamıza göre doğruya yakın olan bilgi Şeyh Ali Rıza Efendi’nin
verdiği bilgilerdir.
Ali Septi hazretlerinin kendisinden sonra yetiştirdiği halifelerden meşhur olanlarını
zikredecek olursak: Şeyh Hoca Ali Sivani Hz.leri, Oğlu Şeyh Muhammed Nesihcan
Hz.leri, Şeyh Abdullah Melekani Hz.leri, Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri, Şeyh Mahmud
Samini Hz.leri, Şeyh Süleyman Kûri Hz.leri, Seyyid Ahmed Çapakçuri Hz.leri, Şeyh Selim
Karbaşani Hz.leri, Şeyh Ahmed Halifani Hz.leri, Şeyh Molla Evliya Haciyani Hz.leri,
Şeyh Muhammed Serdi Licevi Hz.leri, Şeyh Hüseyin Cumalaşi Licevi Hz.leri, Şeyh Ömer
el-Urfavi Hz.leri, Şeyh Muhammed Anzari Muşi Hz.leri ve diğer meşayihi kiramlardır.
d. İlim ve İrşadı
Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri babasının medresesini ihya ederek değişik yerlerden
ulema ve müderrisleri Çan’a yerleştirmiştir.
Sevkar ulemasından Molla Arif’i Çan’a getirip kızı Fatıma Hanımla evlendirerek ve
Nakşibendîlik icazetini kendisine vererek medresenin sevk ve idaresini kendisine teslim
etmiştir.
Karakoçan’ın Kulundere köyünden Molla Muhammed Emin’i medresesine müderris
olarak yerleştirmiştir.
Genç ilçesinin Şin köyünden Molla Mahmud’u Çan köyünün bitişiği olan Şenig
köyüne hoca olarak getirerek tasavvufi seyrû sülûktan sonra kendilerine Nakşibendî
tarikatında icazet vermiştir.
4
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com
Aynı zamanda aslen Şin köyünden olup Sancak yöresinde Mollazadelerden olan
Molla Yusuf’u Çan köyünün bitişiği olan Körtev köyüne imam olarak getirip yerleştirmiştir
ve hala günümüze kadar o ailede ilim ve tedrisat devam etmektedir.
Çan köyünü çevreleyen Fahran köyünden Molla Abdülcelil ve Osmanlı medresesinde
resmi müderris olan oğlu Molla Muhammed’e Nakşibendî tarikatı icazeti vererek
onlara irşat görevini vermiştir.
Şeyh Ahmed Elçani Hz.lerinin kız kardeşiyle evli olan Molla Yusuf kendisine intisap
ederek Alikrak köyünde imam olarak devam etmiştir. Onun soyundan gelenler hala
günümüze kadar ilim ve tedrisatı devam etmektedirler.
Diyarbakır’ın Lice ilçesi Kale köyünden olan Şeyh Taceddin El-Kelevî Çan’da yaptığı
seyrû sülûktan sonra Nakşibendî icazetini Elçani Hz.lerinden almıştır.
Karlıova’nın Halifan köyünden Şeyh Beyazid-i Sani Çan köyünde seyrû sülûkunu
yaptıktan sonra Elçani Hz.leri Nakşibendî tarikatının icazetnamesini kendisine vermiştir.
Kiğı’nın Karbaşan bölgesinden Şeyh İsmail Efendi iki yıl Çan medresesinde ilmi ve
tasavvufi riyazeti bitirdikten sonra Elçani Hz.lerinden icazetini almıştır.
Kiğı’nın Tizmuri köyünden olan Şeyh Hasan Tizmuri de Elçani Hz.lerinden tarikat
icazetini aldığı torunları tarafından rivayet edilmektedir.
Böylece Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri; Bingöl Çapakçur ovasında, Sancak, Nakşan ve
Siyekaran bölgesinde, Genç ve Lice bölgesinde, Yamaç ve Gökdere’nin bir kısmında Kiğı
ve Karlıova’nın bir bölümünde, Erzurum’un Kortuzi mıntıkasında irşada devam etmiştir.
İrşat ettiği aşiretlere bakacak olursak başta; Siyekaran, Nakşan, Az, Poğ, Meylan, Zigte
(bir kısmı), Gırnews, Süvari (bir kısmı), Şukuran, Şirnan (bir bölümü) aşiretlerine ve
diğer birçok aşirete irşatta bulunmuştur.
Şeyh Ahmed Elçani Hz.lerinin vefatından sonra Nakşibendî tarikatından halifesi
olan oğlu Şeyh Eyyûb Efendi ilim ve irşadı devam ettirmiştir. Palu’nun Vinderin köyünden
olan Seyda Molla Süleyman’ı müderris olarak Çan’a getirmiştir. Ayrıca Palu’nun
Ziver köyünden olan Seyda Molla Hüseyni’yi Çan’a müderris olarak getirmiştir. Böylece
Çan köyü ilim ve irşat merkezi olmaya devam etmiştir.
Aynı zamanda Elçani Hz.lerinin oğlu Şeyh Mustafa, Ali Septi Hz.lerinin oğlu olan
eniştesi Şeyh Hasan Palevi Hz.lerinden Nakşibendîlik icazetini alarak Kiğı’nın Karbaşan,
Bingöl Yamaç nahiyesi bölgesinde ve Genç’in Gırneus mıntıkasında irşat etmiştir.
Şeyh Ahmed Elçani Hz.lerinin torunu Şeyh İbrahim Efendi Şeyh Said Palevi’den
ilim ve tarikat icazetini alarak Çan medresesinde ve Çapakçur’un Osmanlı medresesinde
müderrislik yapmaya devam etmiş ve aynı zamanda Çapakçur müftülüğüne seçilmiştir.
Şeyh İbrahim Efendi, 1925 Şeyhlerin kıyamına kadar Elçani hazretlerinin irşat bölgesinde
Nakşibendiyye tarikatını yaymaya devam etmiştir.
Şeyh İbrahim’in kardeşi Şeyh Abdullah, Kiğı bölgesinin Dımlak köyüne yerleşerek
ilim ve irşat hizmetlerini sürdürmüştür.
1925’ten sonra Çan meşayihinden on kişi şehit olduktan sonra Çan köyü medresesiyle,
kitaplarıyla ve tekkesiyle dağıtılarak tüm belge ve bilgiler yok edilmiştir. Daha
sonra Elçani hazretlerinin torunu Şeyh Muhyeddin, Şeyh İbrahim Efendinin oğlu Şeyh
Mücahit ve Şeyh Nizamettin ile Şeyh Necmettin, Lice’nin Kale köyünde bulunan Şeyh
Said’in halifesi Şeyh Tahir’den Nakşibendî tarikatı icazetnamesini alarak tekrar bölgede
irşat etmeye devam etmişlerdir.
1950’de Suriye’de 25 yıl kaldıktan sonra Türkiye’ye dönen Elçani Hz.lerinin oğlu
Şeyh Mustafa, Şeyh Muhammed Sadaka hazretlerinden aldığı Kadirilik ve Rufailik tarikatları
icazetiyle Çapakçur ve civarında tekrar Kadirilik tarikatı meşrebiyle irşat etmeye
devam etmiştir. Çünkü Nakşibendîlik (Şeyh Said olayından dolayı) bölgede devlet
tarafından tehdit olarak algılanmış ve sakıncalı görülmüştür. Dolayısıyla Çapakçur
bölgesinde tarikat adapları belirgin bir halde uygulanamamıştır.
5
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com

e. Cihadı

Miladi 1877, Rumi 1293 Harbinde Seyyid Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri, oğlu Şeyh
Mahmud ve halifesi aynı zamanda damadı olan Sevkarlı Molla Arif’i yanına alıp bölge
aşiretlerinden de gönüllüleri seçerek Kars bölgesinde Ruslara karşı büyük bir cihatta
bulunmuşlardır. Aynı zamanda bu cihada Melekan şeyhlerinden Şeyh Mahmud Efendi,
Zerraki şeyhlerinden Hanili Said Bey (Hani Müftüsü Salih Bey’in babası) ve Bitlis meşayihinden
birçok eşraf ve ayan katılmıştır. Bu savaşta Elçani hazretlerinin oğlu yaralanmış
ve gazi olarak dönmüştür. Seyyid Sibğetullah Arvasi’nin oğlu Şeyh Celaleddin ve halifesi
Molla Halid Oreki birçok eşrafla beraber şehit olmuşlardır.
1914’te Birinci Dünya Savaşı patlak verince Şeyh Ahmed Elçani hazretlerinin oğlu
Şeyh Eyyûb Efendi; Az, Nakşan, Sekaran aşiretlerinden oluşan gönüllü milis alayını
kurarak Rus cephesinde üç yıl boyunca büyük fedakârlıkla cihat etmişlerdir. Bu cihatta
Şeyh Ahmed Elçani Hz.lerinin diğer oğlu Şeyh Hasan Efendi ve torunları Şeyh Hamza,
Şeyh Zülküf, Şeyh Maruf, Şeyh Muhyeddin gibi eli silah tutan birçok meşayih cihatta
bulunmuştur.
Aynı zamanda Melekan şeyhlerinden Şeyh Abdullah (Şeyh Mahmud oğlu) Meneşküt
bölgesinde oluşan alayın başına geçerek Muş cephesinde cihada katılmıştır. Kelhasi
şeyhlerinden Şeyh Şerif, Gökdere ve Yamaç bölgesinden oluşan alayın başına geçerek
önce Muş cephesinde sonra Kiğı cephesinde Ruslara karşı büyük cihatta bulunmuştur.
3. Çan Şeyhleri’nin Osmanlı Devleti ile İlişkileri
Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri Çan camisinde okunmak üzere hazırladığı hutbede
Sultan Abdulmecid Han’dan Sultan II. Abdülhamit Han’a kadar onun döneminde; Sultan
II. Abdülhamit’ten Sultan Vahdettin Han’a kadar çocukları döneminde padişahlar ismen
hutbe duasında irad edilmiştir.
1921’de Milli mücadelede Şeyh Ahmed hazretlerinin oğlu Şeyh Eyyûb Efendi’nin
içinde bulunduğu Çapakçur’dan bir heyet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir
telgraf göndererek iki noktaya dikkat çekmişlerdir. “Altı buçuk asır Müslüman Türklerle
beraber yaşamış olduğumuz için dini rabıtalarımız bu birliğin bozulmasına müsaade
etmemektedir, dolayısıyla Ermenilerle hiçbir zaman iş birliğine girilmesine ve Kürdistan
adı altında ayrı bir parçalanmaya müsaade etmeyeceğiz” mealindeki telgraf, Belediye
Reisi Arif Bey, Çan meşayihinden Şeyh Eyyûb, ulemadan Molla Yusuf, eşraftan Mütevellizade
İsmail Efendi imzalarıyla gönderilmiştir. Bundan dolayı Çan şeyhleri bölgede
devamlı birlik ve beraberliğin teminatı olmuşlardır.
1925’te vuku bulan Şeyh Said hadisesinden bir yıl önce Şeyh Said Çan şeyhlerine
bir mektup göndererek hilafetin kaldırıldığını ve şer’i mahkemelerin lağv edildiğini
ve bizim buna karşı mücadele etmemizin gerekli olduğunu belirterek gerekirse silahlı
mücadelenin de yapılması için gayret edilmesini vurgulamıştır. Şeyh Eyyûb Efendi bu
mektubu okur okumaz böyle bir hareketin doğru olmadığını ve devlete karşı devletin
gerektiğini beyan ederek tepki göstermiştir. Ancak Şeyh Eyyûb Efendi vefat ettikten
sonra Şeyh Said Efendi taziye için Çan’a geldiğinde geceleri sabaha kadar başta Şeyh
İbrahim olmak üzere meşayih ve ulemayla fıkıh kitapları üzerinde ayet ve hadislerle
aralarında yaptıkları münazara ve tartışmalar sonucunda hilafet ve şeriatın kaldırılması-
na karşı direnmenin farz olduğuna ittifak etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra
tasavvuf ve tarikat ehli küfür Emperyalizm’ine karşı canlarını ve mallarını feda ederek
direnmişlerdir. Örneğin; Kafkasya’da Nakşibendî şeyhi Şeyh Şamil, Libya’da Senûsi
tarikatı şeyhi Ömer Muhtar, Irak’ta Nakşibendî şeyhi Mahmud Berzenci, Sudan’da Deravişe
tarikatı şeyhi, Hindistan’da Nakşibendî şeyhi Şeyh Alimkebir ve bizim bölgede de
Nakşibendî Şeyhi Şeyh Said El-Palevi gibi tasavvufçular İslam’ın ortak düşmanı olan o
günkü Emperyalizmi temsil eden İngiliz sömürgesine karşı cihat etmişlerdir.
6
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com

4. Çan Medresesi


Çan Medresesi, Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri döneminden itibaren Birinci Dünya
Savaşı’nda dahi ilim ve tedrisatı inkitaa uğramadan devam etmiştir. Ancak Şeyhler
Kıyamı’nda uzun bir süre fetret dönemi yaşamıştır. 1940’lardan sonra tekrar tedrisata
devam edilmiştir. Ve bu medresenin aynı zamanda diğer tasavvufçuların medreseleri
gibi dervişler tekkesi ile beraber süregelmiştir. Çan Medresesi’nin meşhur olan müderrisleri
şunlardır:
Molla Muhammed Kadî (Gençli); Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri dönemi.
  Molla Muhammed Emin (Kulundere/Karakoçan); Şeyh Ahmed Elçani Hz.leri
dönemi.
Molla Süleyman Bezâr (Vinderin); Şeyh Eyyûb Efendi dönemi.
Molla Hüseyin Ziverî (Palu); Şeyh Eyyûb Efendi dönemi.
Şeyh İbrahim Efendi (Çan); Şeyh Eyyûb Efendi dönemi.
Şeyh Mücahid Efendi (Çan); Şeyh Zülküf Efendi dönemi.
Şeyh Muhyeddin Efendi (Çan); Şeyh Zülküf Efendi dönemi.
Molla Muhammed Sevkarî (Kiğı); Şeyh Sıddık Efendi dönemi.
Molla Abdulhakim Sevkarî (Kiğı); Şeyh Sıddık Efendi dönemi.
Şeyh Nizamettin Efendi (Çan); Şeyh Sıddık Efendi dönemi.
Molla Muhammed Emin Cibranî (Karlıova); Yakın dönem.
DoğuAnadolubölgesindeilimvemedreselerehizmetedenüçönemlişahsiyetinisimleriniyâdetmekistiyoruz.Bunlar;NurşinMedresevetekkesininsevkveidaresiniyürütenŞeyh
Masum Efendi, Meleakan Medresesi ve tekkesinin sevk ve idaresini yürüten Şeyh Ebubekir
Efendi ve Çan Medresesi ve tekkesinin sevk ve idaresini yürüten Şeyh Sıddık Efendilerdir.
5. Çan Şeyhlerinden Âlim ve Mürşidler

a. Şeyh Mustafa Efendi

1868 yılında Çan köyünde doğmuş, 1958 yılında vefat edip doksan yıl yaşamıştır.
Şeyh Ahmed Elçani Hz.lerinin altıncı Oğlu olup ikinci eşi Belkıs Hatun’dan olmuştur. İlim
tahsilini küçük yaşta babasının medresesinde başladıktan sonra 15 yaşındayken babası
vefat edince Palu’da Şeyh Hasan Efendi’nin yanında, daha sonra ise Hınıs’ta Şeyh Said
Efendi’nin medresesinde ilim tahsilini görmüştür. Bir süre de Haciyan’da Seyda Molla
Feyzullah medresesinde okumuştur. İlim ve edepte kemale erince Şeyh Hasan Palevi
Hz.lerinden Nakşibendî tarikatının icazetini alarak Kiğı/Karbaşan ve Çapakçur/Musyan
(Yamaç nahiyesi) bölgelerinde irşad etmeye devam etmiştir. 1925 Şeyhler Kıyamı’nda
ağabeyi Şeyh Hasan Efendi ve dört yeğeni Diyarbakır’da idam edildikten sonra Suriye’ye
yerleşmiştir. Suriye’nin değişik yerlerinde (Âmud, Haseki, Kamuşlu, Rasula’yn bölgelerinde)
yirmi beş yıl ilim, irşad ve tedrisatla geçirdikten sonra hocası Seyyid Muhammed
Sadaka’dan Kadirî ve Rufaî tarikatlarından icazetname alarak tekrar 1950’de Türkiye’ye
dönerek rejim bakımından Nakşibendîlik sakıncalı olduğu için Kadirîlik meşrebi üzerinde
irşatta bulunarak tekrar pederi âlisi olan Elçani hazretlerinin irşad bölgesini dolaşarak
bir çok ulemaya tarikat icazetnamesini vermiştir. Bunlardan bazıları: Oğlu Şeyh Muhammed,
ağabeyi Şeyh Hasan’ın torunu Şeyh Abdullah, ağabeyi Şeyh Hasan’ın torunu
Şeyh Vahdettin, Sevkarlı Molla Muhammed Bekir vb.dir.

b. Şeyh İbrahim Efendi

1868 yılında Çan köyünde doğmuş atmışlı yaşlarında 1925’te Diyarbakır’da idam
edilmiştir. Babası Şeyh Ahmed Elçani hazretlerinin oğlu Şeyh Halid Efendi’dir, annesi ise
Dımlak Beyleri’nden Guli Hanım’dır. İlim tahsiline dedesi Şeyh Ahmed Elçani Hz.lerinin
medresesinde başlayarak; Haciyan’da Molla Feyzullah medresesinde, Muş’ta Muhammed
7
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com
Hamdi Efendi medresesinde, Tekman/Hırbasor köyünde Molla Abdullah medresesinde,
Palu’da Şeyh Hasan Palevî medresesinde ve Hınıs’ta Şeyh Said Palevî medresesinde
ilim ve edebini tamamladıktan sonra Şeyh Said Efendi’den ilim ve tarikat icazetini 1911
yılında almıştır. Tam otuz yıl boyunca Çan medresesinde tedrisat ve irşatta bulunmuş-
tur. Aynı zamanda Osmanlıların Çapakçur medresesinde resmi müderris olarak görev
almış ve on yıla yakın Çapakçur’da resmi müftülük görevini yerine getirmiştir. Elçani
hazretlerinin irşad alanı olan Karlıova/Aşağı Göynük ve Gökdere bölgesinde irşatta bulunmuştur.
1914’te Rus Cephesi’ne karşı aşiretleri cihad yapmak için amcası olan ve
aynı zamanda Elçani hazretlerinin postnişini Şeyh Eyyûb Efendi komutasındaki milis
alayını organize olmalarında rol oynamıştır. 1925’te Şeyhler Kıyamı’nda amcası Şeyh
Hasan ve dört kardeşiyle birlikte Diyarbakır’da idam edilmiş ve eşi Zekiye Hanım (Şeyh
Said Palevi’nin kız kardeşi) ve dört oğlu (Şeyh Mücahid, Şeyh Nizameddin, Şeyh Necmeddin,
Şeyh Selaheddin) Kütahya’ya sürgüne gönderilmişlerdir.

c. Şeyh Abdullah Efendi

Çan köyünde doğmuştur. Babası Şeyh Halid Efendi, annesi Gûli Hanım’dır. İlim
tahsilini Çan’da gördükten sonra dayılarının köyü olan Kiğı Dımlak köyünde imamlık
yapmıştır. 1925’te Diyarbakır’da idam ile şehit edildikten sonra oğlu Şeyh Cemal babasından
sonra ilim ve irşad hizmetinde bulunmuştur. Diğer oğlu Şeyh Zeki Kiğı’nın
Çermi ve diğer köylerinde imamlık görevinde bulunarak irşatta bulunmuştur.

ç. Şeyh Mücahid Efendi


1898’de Çan’da dünyaya gelmiş ve 1945’te vefat etmiş, 47 yıl yaşamıştır. Babası
Çapakçur müftüsü Şeyh İbrahim Efendi, annesi Zekiye Hanım Şeyh Mahmud Feyzi Palevi’nin
kızıdır. İlim tahsiline babasının medresesinde başlamış ve sonrasında Hınıs’ta
dayısı Şeyh Said Efendi medresesinde Şeyh Bahaddin Efendi’den ders almıştır. Bir süre
de Karakoçan Ohin’de Necip Ağa’nın amcası Mehmet Ağa medresesinde Seyda Molla
Abdülhamit Sağnisi’den ders alarak ilmini tamamlamıştır. Nakşibendî tarikatında
dayısı Şeyh Said’e intisab edip tarikat icazetnamesini Şeyh Tahir Kelevî’den almıştır.
Çan köyünde babasının medresesinde tedrisat ve irşada devam etmiştir. İrşadını daha
fazla Gökdere ve Yamaç bölgelerinde sürdürmüştür. 1925’te babası ve üç amcası Diyarbakır’da
idam edildikten sonra Şeyh Said’in kız kardeşi olan annesi ve üç kardeşi ile
beraber devlet tarafından Kütahya’ya sürgün edilmiştir. Sürgün döneminde Molla Said-i
Kûrdî Bediuzzaman hazretleriyle sık sık bir araya gelmiştir. 1945’te elim bir hastalığa
yakalanarak Çan köyünde vefat etmiştir.

d. Şeyh Muhyeddin Efendi

1890 yılında Çan’da doğmuş, 1954 yılında Az köyünde vefat etmiştir. 64 yıl
yaşamıştır. Babası Elçani hazretlerinin oğlu Şeyh Hasan Efendi’dir, annesi ise Dımlak
Beyleri’nden Kahraman Bey’in kızı Hemze Hanım’dır. İlim tahsilini Çan medresesinde
Şeyh İbrahim Efendi’nin yanında başlamıştır. Devamında Palu’nun Vinderin köyünde
Seyda Molla Süleyman Bezâr’ın yanında okumuştur. Sonrasında Hınıs’ta Şeyh Said
medresesinde Şeyh Bahauddin Efendi’den ders almış ve Nakşibendî tarikatında Şeyh
Said Efendi’ye intisab etmiştir. Bir süre sonra Karakoçan’da Seyda Molla Abdülhamid
Sağnisî’nin yanında ilmini tamamlamıştır. Çan medresesinde ders vermeye devam etmiştir.
1925 yılında babası Diyarbakır’da idam edildikten sonra yedi kardeşi ile beraber
hükümete teslim olmadan 7 yıl dağlarda yaşamıştır. 1937’de Şeyh Said Palevî’nin halifesi
olan Şeyh Tahir Kelevî’den Nakşibendî tarikatı icazetini almıştır. Karlıova, Nakşan,
Poğ yörelerinde, Yamaç bölgesinin Müsyan köyünde ve Az Aşireti mıntıkasında irşad
etmeye devam etmiştir. 1946’da Az köyüne hicret ederek orada ilim, irşad ve tedrisata
devam etmiştir. Hatta Az köyünde yetmiş tane yabancı talebe olduğu vuku bulmuştur.
8
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com
1954 yılında Bingöl Askeri hastanesinde ağır bir ameliyat neticesinde vefat edip Az
köyünde defnedilmiştir.

e. Şeyh Alauddin Efendi


1901’de Çan köyünde doğmuştur. Babası Şeyh İbrahim Efendi, annesi Zekiye
Hanım’dır. İlim tahsiline Çan medresesinde başlayarak değişik Seydalardan ve Sevkarlı
Molla Muhammed’ten ders almıştır. 1925’te sürgüne gitmeden şeyhlerle beraber dağlarda
kalmıştır. Bir süre Çan’da imamlık yaptıktan sonra Yamaç bölgesinin Lotan köyünde
ilim ve irşada hizmetine devam ederek 1972’de vefat etmiştir. Türbesi halen Lotan
köyünde sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir.

f. Şeyh Nizameddin Efendi

1904 yılında Çan köyünde doğmuştur. Babası Çapakçur müftüsü Şeyh İbrahim
Efendi, annesi Şeyh Mahmud Feyzi Palevî’nin kızı Zekiye Hanım’dır. İlim tahsiline babasının
medresesinde başlamıştır. 1925’te babası Diyarbakır’da idam edilince annesiyle
beraber Kütahya’ya sürgün edilmiştir. Sürgün döneminde ağabeyi Şeyh Mücahit Efendi’den
ders almıştır. Daha sonra memlekete döndüğünde babasının talebesi olan Seyda
Molla Abdulaziz Şemsanî’nin yanında ilmini tamamlamıştır. Dayısı Şeyh Said Efendi’nin
halifesi olan Şeyh Tahir Kelevî’den Nakşibendî tarikatı icazetini almıştır. Meylan ve Çan
köylerinde uzun süre ders vermiştir. Sekeran, Nakşan ve Yamaç bölgelerinde irşatta
bulunmuştur. Ayrıca İslam Akaidi konusunda bir risale, Kürtçe ve Zazaca kasidelerden
oluşan bir divan ve evliyaların hayatlarını konu edinen bir menakıb kitabı olmak
üzere üç tane eser bırakmıştır. Ancak bu eserler günümüzde hala baskıya verilmemiştir.
1983’te yakalandığı elim bir hastalık sonucunda Çan’da 1987 yılında vefat etmiştir ve
Şeyh Ahmed Elçani hazretlerinin haziresinde defnedilmiştir.

g. Şeyh Necmeddin Efendi


1906 yılında Çan köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Şeyh İbrahim Efendi, annesi
Zekiye Hanım’dır. İlim tahsilini Çan medresesinde ağabeyi Şeyh Mücahid Efendi’nin ve
değişik seydaların ve müderrislerin yanında yapmıştır. 1925 sürgününden sonra memleketine
döndüğünde her iki ağabeyi gibi Şeyh Tahir Kelevî’den tarikat icazetini alıp Yamaç
bölgesinin Çölek köyünde imamlık ve müderrislik yapmaya başlamıştır. Ayrıca Sancak
ve Yamaç bölgelerinde irşatta bulunmuştur. 1992 yılında vefat edip Çan köyünde
defnedilmiştir.

h. Şeyh Muhammed Efendi

H.1327, M. 1909 yılında Çan köyünde doğmuştur. Babası Şeyh Mustafa Efendi,
annesi Cemile Hanım’dır. İlim tahsilini babasının yanında yapmıştır. Amcasının oğlu
Şeyh Muhyeddin’den Nakşibendî tarikatının icazetini almış ve babasından Kadirî tarikatının
icazetini aldıktan sonra Bingöl’ün Kiğı bölgesinde Karbaşan köylerinde irşatta
bulunmuştur. 1999 tarihinde vefat edip Hacıçayır köyünde babası Şeyh Mustafa Efendi’nin
haziresinde defnedilmiştir.
ı. Şeyh Vahdettin Efendi
1924 yılında Çan köyünde doğmuştur. Babası Şeyh Maruf, annesi Rabia Hanım’dır.
İlim tahsiline Çan’da amcası Şeyh Muhyeddin’in yanında başlamış sonrasında sırasıyla
Varto-Karkarut köyü, Hınıs-Kolhisar köyü, Kiğı-Sevkar köyü, Çat-Şilikan köyü medreselerinde
ilim tahsilini tamamlamıştır. Suriye’ye gidip babasının amcası olan Şeyh
Mustafa Efendi’den Nakşibendilik ve Kadirilik tarikatlarının icazetlerini alarak Bingöl’ün
Aşağı Perhanguk köyünde imamlık yapıp 25 yıl ilim tedrisatına devam etmiştir.
i. Şeyh Abdullah Efendi
1933 yılında Çan köyünde doğmuştur. Babası Şeyh Muhyeddin Efendi, annesi
Hayriye Hanım’dır. İlim tahsilini Çan’da babası Şeyh Muhyeddin Efendi ve Sevkarlı Mol-
9
www.elcanihoca.com | Sebahattin Elçani
www.elcanihoca.com
la Muhammed Bekir, Sevkar’da Molla Hatib ve Molla Muhammed İsa, Kortev’de Molla
Mustafa, Sibsor’da Molla Şahabeddin ve Az köyüne bağlı Mezrafaki’de Molla Süleyman
gibi alimlerden ders aldıktan sonra Az köyünde imamlık vazifesine devam etmiştir. Nakşibendiyye
ve Kadiriyye tarikatlarında dedesi Şeyh Mustafa Efendi’den icazet almıştır.
1954’te babasının vefatından sonra Az bölgesinde irşatta bulunmuştur. 1996 tarihinde
vefat edip Az köyünde babasının türbesinin hazirasında defnedilmiştir.


SONUÇ


Nakşibendiyye tarikatının Halidiyye kolundan gelen Çan Şeyhleri Bingöl ve
çevresinde bulundukları yerlerde şu dört vazifeyi yerine getirmişlerdir:
1- Çan Şeyhleri bulundukları yerlerde mutlaka ilim tahsilini önemseyip medreseler
kurarak ya kendileri bizzat ders vermiştir ya da müderrisler tutarak ilim ve irfana
hizmet etmişlerdir.
2- Bulundukları bölgeleri dolaşarak halkı irşad edip, edep ve zikir ile tarikatın adabını
halka telkin etmişlerdir.
3- Osmanlı halifelerinin yanında devamlı yer alarak ‘i’layı kelimetullah’ ve vatan
savunmasında bulunmuşlardır. 1921’de Çapakçur’dan Büyük Millet Meclisi’ne telgraf
gönderilerek 600 yıl İslam bayraktarlığı yapan Türklerle din kardeşliğini esas alarak bölücü
faaliyetlere karşı Millet Meclisi’ne desteklerini beyan eden bildiride Çan Şeyhleri’nden
Şeyh Eyyüb Efendi’nin telgrafta imzası bulunmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nda bölge
aşiretlerini organize ederek gönüllü milis alayında yer alarak Şeyh Eyyüb Efendi komutanlığında
(Miralay) dört yıl Ruslara karşı cihat etmişlerdir. 1925’te hilafetin ilgasından
sonra laikliğe karşı hilafetin müdafaasını yaparak ağır bedel ödemişlerdir.
4- Halk arasında sulh ve barışta etkin rol oynamışlardır. Örneğin; Az Aşireti
ile Zikte Aşireti ve yine Az Aşireti ile Gökdere aşireti arasında uzun süre devam eden
kan davalarını sona erdirmişlerdir. Ayrıca Karlıova tarafında Dersim Ağaları’yla Cibran
Aşireti Ağaları arasındaki uzun süre devam eden bölge hakimiyeti rekabetinden doğan
anlaşmazlıkların hafiflemesinde Şeyh Ahmed Elçani hazretlerinin oğlu Şeyh Eyyüb Efendi’nin
büyük etkisi olmuştur. Toplumdaki ferdi ve mahalli anlaşmazlıklarda mahkeme
vazifesini de yerine getirerek sulh ve sükuneti temin etmeye vesile olmuşlardır.


Sebahattin ElçaniÖZ GEÇMİŞİ

1967 Yılında Karlıova’nın Sağnis köyünde dedesi Şeyh Nizameddin Palevi’nin
evinde doğmuştur. Babası, Şeyh Muhyeddin Çanevi’nin oğlu Şeyh Abdulgafur
Efendi’dir. Annesi, Şeyh Nizameddin Palevi’nin kızı Lamia Hanım’dır. İlim tahsilini
çeşitli medreselerde tamamladıktan sonra ilim icazetini Seyda Molla Osman
Hanevî, Seyda Molla Muhammed Said Farkinî ve Seyda Molla Hüsni Kiğevî’lerden
almıştır. Nakşibendi tarikatı icazetini Şeyh Sadi Palevî’nin halifesi olan Molla
Osman Mıkriyanî Hanevî, Şeyh Selahaddin Palevi oğlu Şeyh Muhammed Said
Efendi’lerden almıştır. Ayrıca Kadiri ve Nakşibendî tarikatı icazetini Şeyh Mustafa
Çanevî oğlu Şeyh Muhammed Efendi ve Şeyh Maruf Çanevî oğlu Şeyh Vahdettin
Efendi’lerden almıştır. İlahiyat Fakültesi Ön lisans mezunu olmakla beraber Arapça
ve Farsça dillerini ileri derecede bilmektedir. Ayrıca Almanca dilini de o

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder