Kûy a Spî

16 Nisan 2014

MEHMET ZEKÎ YILDIZ'IN GERÎLLA ANISI


         

                        " Bîngol şewitî mıj dûmane stranı'nin kahramanı "

 

 

- 2009 yılında Zeki Yıldız'ın anısına  " Bingol Şewiti müj dumane " başlıklı bir

 yazı kaleme almıştım.

- Bu makalemde Zeki Yıldız'la beraber dağ kadrosunda yoldaşlık yapan 

  Çolig'li hemşerim merhum Hüseyin Aydoğmuş Hoca (Hüs Pirun) bana

  aktarmış olduğu ve hafızamda kalan

  anekdotu kısaca alıntı olarak aşağıya şu cümlelerle aktarmıştım. 

 

*********************

 

- Zeki Yıldız 12 Eylül darbesinde dağa çıkan ilk kadrolardandı.

- Zeki Yıldız'ın gerillacılık yaptığı dönemlerde yakın mücadele arkadaşı 

  Hüseyin Aydoğmuş hoca gerilla anılarını bazen bize anlatırdı.

- Hafızamda kalan bu anıları mutlaka yazmaya çalışacağım.

- Zeki Yıldız , Bingöl ve çevresinde özellikle Akdağ "Ko Spi" eteğinde

  bulunan Kelaxsi köyü'ile olan ilişkileri halende anlatılır.

- Özellikle yaşlı olan kesimlerle diyalogları ve tarihi duyarlılığı olan

  yurtsever insanlar üzerinde iz bırakmıştı.

- Zeki Yıldız'la sanaat okulunda beraber okuyan ve sonradan şehid olan

  M.Sıddık Bilgin'nin babası Abdülaziz efendi' ile Kelaxsi köyünde 

  yakın-dostluk ilişkisi kurar.

- Zeki Yıldız Abdülaziz efendiyi o kadar etkilemişti-ki,sohbete bize anlata, anlata

  bitirmezdi.

- Zeki Yıldız Bingöl ve çevresinde 2 yıla yakın gerillacılık yaparken 

  23 ağustos 1981 de kendi köyü Qumık civarında şehadette ulaşır.

- Çok iyi hatırlıyorum bu çatışma'da bir askerde ölür.

- Zeki'de böbrek hastalığı vardı.

- Böbreği sürekli taş ürettiği için ,sürekli sancı ve ızdırapla yaşıyordu.

- Şehit edilmeden evvel hastalığı bakım ve tedavi gerektirdiği için de 

  köyüne yakın alanda gerillacılık yapıyordu.

 - Evli ve çocuklu olan Zeki Yıldız'in eşi halen Almanya'da yaşamaktadırlar.

 

********************************

 

- Îlhami Sertkaya hemşerimi bundan iki yıl evvel Hollanda da ziyaret

  ettiğimde Zeki Yıldız'ın anısına

  yazdığım makaleyi okuduğunu ve çok duygulandığını bana aktarmıştı.

- Îlhami hemŞerimle sohbetimiz esnasında gerilla anıları üzerine epeyce

  sohbet ettik.

- Zeki Yıldız başta olmak üzere çağdas Yado (MIÇE) Mustafa Ayçicekle'de 

  gerillada yolları kesişir.

- Îlhami arkadaşa anılarını anlatırken o güçlü hafızası ve anadili 

 KIRDKI/zazaki sürükleyici anlatımı  doğrusu beni cezb etti.

- Îlhami arkadaş gerilla yaşamını anlatırken KO SPÎ,Sülbüs,Şeytan dağı,

  Sılo deresi,Merg Mir......

- Velhasıl gezdiği o görkemli doğanın ayak izlerini hayıflanarak anlatırdı.

- Anlatımında , kendisinde hep oranın hasretini görebiliyordum.

- Bu duygularını bazen Orhan bıra , Rençber Êziz'in "Ez Niweşo miun cılundo"

  deyiri/stranının

  bazen defalarca müzğini tekrar,tekrar dinleyerek hasretimi gideriyorum.

- O bir Çolig sevdalısı ve aşığıydı

- Çünkü Îlhami Hoca'nın yüregi sürgüne dayanamıyordu. 

- Îlhami Hoca'yı dinlerken Kürd aydını ve siyasetçisi Nureddin Zaza'nın

  sürgün tarifi şu sözleri hatırıma geldi.  

" Ülkesini terk etti ve dünyaya açıldı. Tanrı sürgünlere rehberlik etsin ! 

   Însanların arasından geçtim, bana baktılar, ben de onlara; ama birbirimizi

   tanımıyorduk. Sürgün her yerde yanlızdır ! "

 

- Bu anılarını şiir,roman ve  kısaca edebi çalışmalarının eserlerinede 

  yansıtmıştır.

- Îlhami hemşerimde 12 Eylül darbesiyle öğretmenligi bırakır. 

- Kurdistan'ın özgürlüğü ve bağımsızlığı için mensup oldugu anti-sömürgeci

  Kürd "KAWA" hareketinin dağ kadrosu gerillaya katılır.

- Gerillada kaldığı iki yıl  ağırlıklı olarak Çolig ve çevresinde mücadelesini

  sürdürür.

- Îlhami Hoca nın gerilladayken Zeki Yıldızla defalarca karşılaşırlar.  Yaşadığı 

  anıları kaleme alıp, bana göndermesini istemiştim.

- Sağolsun, hiç tereddüt etmeden aydın,siyasi ve edebi kişiligi gereği geçte olsa

  bana anılarını çok ustaca yazarak gönderdi.

- Anılar eğer yazıya dökülmese kaybolup,gider.

- Anılar yazılırsa hem tarihimize,hem coğrafyamıza ,hem kültürümüze sosyal

  ve siyasal

  yaşamımıza büyük katkı sunduğu gibi,aynı zamanda yazılı bir kaynakta

  oluşturur.

- Îlhami Hoca ile Zeki Yıldız gerilla anılarındaki ilişkilerinde kendilerine özgü

  bir dağ "gerilla" dili vardır.

- Dağda doğanın melodisine,insanlarımızın ezgileri karışıyor. 

- Îlhami Hoca'nın kaleme aldığı gerilla anılarında da bunu göreceksiniz. 

 

**************************

 

ÎLHAMÎ SERTKAYA ÎLE ZEKÎ YILDIZ ARASINDAKÎ GERÎLLA ANISINI; ÎÇERÎK VE ÎMLA KURALLARINA DOKUNMADAN OLDUĞU GÎBÎ YAYINLIYORUM. 

 

Merhaba bıra Orhan ;

Xêyli waxto ke mı waşt derheqê Zekî Yıldız ser o tayê eleqedarê xo seba to bınusnî, la mı fırsend

nêdî. Nıka kılmek bünusnî;

"Türkçesi, Merhaba Orhan kardeşim, uzun zamandır istiyordum ki ! Zeki Yıldız la ilgili anılarımı sana yazayım. Ama fırsat bulamadım. Şimdi sana kısaca yazayım." 

 

                                             xxxxxxxxxxxxxxxx

 

 

-Yıl, 1981, şubat sonuydu galiba.

- Durmuş Çoşkun Kıvrak komutasındaki askeri operasyon başlamıştı.

- Karer ve çevre köyler, dinlediğim Rus işgalinden çok daha fazla bir zalimliğin

  pençesindeydi.

- Kar, kat be kat yağmış, köyler, insanlar adeta kara gömülmüştüler.

- Zaten yazın ve sonbahar başaramadığı 'yakalanmaları', kışın avantajlarını 

 kulanarak becermek isteniliyordu.

- Bir grup devrimci yakalanmış, Veli Geçit ismimdeki devrimci katledilmişti.

- O silah sesini duyabileceğim kadar bir mesafedeyim.

- Adını artık anacağım bir sessiz kahraman olan Emin dayı(Emin kışın) bir gece

  karanlığında, buz olmuş bedenimle, (zaten yakalanmazsam bile, donarak 

  öleceğim kesin olan bir durumda) bana kahramanca kapıyı açmış, o askeri 

  kuşatmadan, ölümü göze alarak, beni kurtarmıştı.

- (Geçen aylarda vefat eden bu kahraman dayımı, tekrar saygıyla anayım)

- Ertesi akşam 'kendime gelmiş, devam eden operasyonda, yola koyulmuştum.

- Kaldıgım kömde, yaklaşık yirmi gün kalmıştım.

- Artık ortalığın sakin olduğunu, askerlerin geri çekildiğini öğrenmiş, ertesi 

  sabahın şafağında, dağa doğru yıla koyuldum.

- Axbinek kırsalindan, Hop yaylası çevresindeki tümsekte olan iki köme doğru, 

  vadide ilerliyorum. 

- Amacım o kömlere ulaşmak.

- Kömün alındaki derecikten, karşıya, kömün yamacında ilerliyorum.

- Şafağın alacakaranlığını adeta az aydınlatan karın beyazlığıydı.

- Köme yaklaşık iki yüz metre yaklaşmıştım.

- Kömden çıkmış bir karanlık noktadan gelen ses ile dikkatlerim ona yöneldi.

- Nokta bana yaklaştıkca büyüyor, insan bedenine dönüşüyordu.

- Ses de netleşiyordu.

- Kimsin? Ellerini kaldır!

- Garip bir durum ! O kadar operasyonlar atlatmış, maalesef 'askerlerin 

 tuzağına ' düştüğumü sandım.

- 'On dörtlü' denilen silahım, kat be kat elbiselerimin altında, kemerimdedir.

- Ne yapsam! Hiç olmazsa, (bu tuzakta, başlayacak çatışmada kurtulacağım

  çok zorsa da,) karşı tarfa da bir tek olsa bile kayıp vererek, ölmeliyim' 

  diyorum kendimce.

 - Mutlaka vereceğim cevaplarlar 'askerleri oyalayarak, silahımı alayım

   diyorum.

- Ama karşı ses, acele ediyor;

- Sana diyorum! Kimsin sen! Ellerini kaldır!

- Ya ne oluyor! Kimsiniz siz? Ben kömüme gidiyorum. Sizin benim kömümde 

  ne işiniz var?

- Kimsiniz siz?

- Son kez diyorum! Ellerini kaldır! Teslim ol!

- Ya el nedir? Teslim nedir? Benden  ne isyiorsunuz?

- Bu 'teslim' kelimesi bana öyle soğuk ve tuhaf geliyorki, tepeden tırnağa

  sızlıyorum.

- Sinirden mi, tuhaflıktan mı bilemem.

- Ses sahibinin yanında, bir karanlık beden daha belirlendi. silahları bana

  doğru uzanmış, sesleri ve kendileri de yaklaşıyorlar.

- Elim gövdemde, pardesümün altına uzanmış.

- O lanet caket, iki kat famile, sanki 'ondörtlüyü' tutmuş vermiyorlar.

- Bu duruma kızıyorum.

- Ama zaman 'an' olmuş. Daha da yaklaştılar bana.

- Aniden başlarındakilerini puşu sandım, elbiselerini de 'yabancısı olmadığım

  o kıvrımlı, kalın' elbiseler sandım.

- En önemlisi de seslerini alışık sesler sandım.

- Hemen de aklıma, sıkça karşılaştığım grup geldi. 'Onlar olmasınlar mı'?.

- Bunu düşünerek, beni de az buz tanımaları için bir 'söylemde' buylunuyorum;

- Ya ne bileyim! Hani benim yani...!

- Diğer elini de kaldır!

- İşte bu ses, tam yakınımda ve aynen de Zeki'nin sesiydi.

- Xwezil disa zar buma! Zeki!

- Türkçesi, " keşke yine çocuk olaydım."

" Ben bu kürdçe türkünün ismini bilerek söyledim. Çünkü Zeki ile ne zaman bu dağlarda karşılaştımsa, bu türküyü hep söylerdi."

   Ve hemen benim adımla çağırdı;

- Xalo! İlhami! Sen misin?

- Zeki !

- Daha da yaklaştılar. Ben olduğuna inandılar, Zeki başındaki puşuyu açtı, 

  ben de artık büyük bir sevinçle onu tanıdım.

- Hepimizi, bir sevinç sardı.

- Sevincin sebebi, onların bana yanlışlıkla ateş etmemiş olmaları, benim de

  " ondörtlüye " ulaşmamış olmamdandır.

- Bu ölümcül yanlışlıktan kurtulmuş olmamızın sevinciyle, Zeki ;

- Hay Allah belanı versin! Ya sen en biçim insansın? İnat etmiş gibi ellerini 

  kaldırmıyorsun,

  neredeyse ateş edecektik sana!

- Gülüştük.

- Köme, Zeki ve Eşref ile girdik.

- "Yaklaşan tehlikeden dolayı" kömün çevresine dağilmiş diğer üç kişi de 

  içeri geldiler.

- Sabaha doğru olan bu durum, adeta yanan ateşin etrafında, şenliğe döndü.

- O gün onlarla çıktığımız kırsalda kaldım.

- Çok sey konuştuk. Ama Zeki'ye gün boyu üç sefer o türküyü söylettim.

'Xwzil disa zar buma'  

Türkçesi

- "Keşke yine çocuk olsaydım."

- Akşam üzeri onlardan ayrıldım.

- Bu ayrılıktan sanırım, yaklaşık dört ay sonra, Zeki şehid oldu.

- İşte o anlar ve o türkü bana Zeki'den kaldı.

- Bir de, eğer Zeki o grupta olmasaydı, büyük ihtimalle, ateş edecekelrdi 

  haklı olarak.

- Çünkü, Zeki de sesimi tanımış, insiyatifi eline almış, "benim olma ihtimaliyle"

  davranmıştı.

- Bunu, bana söyledi zaten.

- Ruhu şad olsun

  İlhami Sertkaya

   (kaleminden)

********************

- Değerli hemşerim Ilhami Sertkaya'nın bu anısını bizimle paylaştığı için teşekkür ederim.

- Ilhami Sertkaya hemşerimle iftihar ediyorum. Sürgünde "diasporada"

  Kürd dili/Kirdki sanat ve edebiyat alaninda yapttigi calismalar ve cikardigi 

  eserlerle kendisinin

  deyimiyle şu sözlerde saklıdır.

" Her sevdanın bir şairi, her şairin bir sevdası vardır.Uğruna hapisler yatan, sürgünler, hasretler çeken.Otuz iki yıldır ülkemde uzak, demlenmiş hasretlerin yükünü taşıyabilmemin tılsımı, böyle bir sevdadır işte."

- Evet ?

- Keke Ilhami, sürgünlük ruhsal bir hal aynı zamanda. Kendi doğasında

  yaşamaya izin verilmemiş herkes sürgündür.

-  KO SPÎ,ÇOTALA,SÜLBÜS Û TARÎ gibi aziz olasın. Çolig'in asi, yigit ve 

  değerli insanı,

  Selam ve saygılarımla

                                                                                              Orhan Zuexpayıc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder