Kûy a Spî

22 Ocak 2015

CAN SEYHLERININ IDAM ÖNCESI FOTOGRAFLARI


















Canli Seyh Ibrahim efendi , üc kardesiyle idam edilir. ,ailesi Kütahya ya sürgün edilir.
















Şeyh Said hareketinde yaşanan mezalimler, hukuksuzluklar yazmakla bitmez. Bingöl’deki Çan Şeyhleri’nin 7 mensubu da sorgusuz sualsiz şehit ediliyor. Piran’da (Dicle) jandarmanın provokasyonuyla patlak veren hadise sonrası Çapakçur (Bingöl) cephesinin sorumlusu olan Şeyh Hasan Efendi ile yeğenleri Şeyh İbrahim Efendi, Şeyh Ali Efendi ve Şeyh Celalettin Efendi, çıkarıldıkları darağacında şehadet şerbetini içtiler. Şeyh Hasan’ın 15 yaşındaki kardeşi Şeyh Atik askerlerce kurşunlandı. Şeyh Hasan’ın en küçük kardeşi olan Şeyh Atik, askerler Çan köyüne gelip şeyhlerin yaşlı hanımlarını götürürken peşlerine takılıyor ve taş atıyor. Asker de silahla vurup şehit ediyor. Şeyh Nurettin Efendi, Karlıova civarında dağda askerler tarafından pusuya düşürülerek şehit edildi. Şeyh Abdullah Efendi, Tillo civarında irşad vazifesi yaparken yakalanıp Elazığ’a getirildi ve burada idam edildi. Mahkemeye çıkarma gereği bile duymadılar.
VERDİKLERİ SÖZÜ
TUTMADILAR
Ruslara karşı kahramanca mücadele eden Şeyh Eyüp’ün kardeşi Şeyh Hasan, 7 oğlu ve bir kızıyla beraber köyü terk edip dağa çıkıyor. Şeyh Hasan, kendisine yanlış bilgi aktaran ve verdikleri sözü tutmayan yetkililer tarafından oyuna getiriliyor. Askerler Çan’a haber gönderiyor. Şeyh Hasan’ın üç yeğeninin (Şeyh İbrahim, Şeyh Ali, Şeyh Celalettin) Bingöl merkezde yakalandığını söyleyip “Şeyh Hasan gelsin, üç yeğenini de bırakacağız” diye söz veriyorlar. Üç gencin annesi gidip dağda Şeyh Hasan’ı buluyor. Aniden başındaki örtüyü Şeyh Hasan’ın ayaklarının altına atarak, “Sen git Bingöl’de teslim ol, benim çocuklarımı bırakacaklar” diyor. Şeyh Hasan Efendi de cevaben “Gidersem beni de idam edecekler, onları da idam edecekler. Bunu biliyorum. Ama gitmezsem herkes diyecek ki, Şeyh Hasan Efendi ölmekten korktuğu için yeğenlerini kurtarmaya gitmedi. Onun için gidiyorum” diyor. Çocuklarını yanına çağıran Şeyh Hasan, onlara hitaben “Ben teslim olmaya gidiyorum. Fakat siz asla teslim olmayacaksınız. Ne haber gelirse gelsin. Gerekirse bu dipçiklerin arkasında öleceksiniz. Adalet ve doğruluk şiarınız olsun. Allah yardımcınız olsun” diyerek helalleşip Bingöl’e hareket ediyor. Çocukları yalvarmalarına rağmen Şeyh Hasan’ı durduramıyorlar. Şeyh Hasan’ın üç yeğeni aslında yakalanmamış, Bingöl’de halk arasında dolaşıyor. Fakat gözetim altındalar. Şehirden çıkmaları yasaklanmış.  Şeyh Hasan Bingöl’de teslim olur olmaz hemen 3 yeğeni de tutuklanıyor. Topluca Diyarbakır’a gönderilip burada idam ediliyorlar.

ŞEYH SAİD’İN
ÇAN’DAKİ TOPLANTISI
Harf İnkılabı Şeyh Said kıyamından sonra yapıldı. Fakat İnönü’nün itirafları, tek parti zihniyetinin birçok inkılapla-yasayla aslında neyi hedeflediğini açığa vuruyor. Zaten kaygı verici gelişmeler peş peşe gelmişti. Kılık-kıyafete bile müdahale edileceğinin sinyalleri alınmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini olarak anayasaya Hıristiyanlığın yazılmasını talep edenler çıkmıştı. Hükümetin kontrolündeki gazetelerde İslam inancı alenen hedef alınıyordu. İşte Nakşibendi tarikatı mürşitleri, hükümeti yanlış politikalardan vazgeçirmeye çalışıyordu.  Akla ilk gelen silahlı bir mücadele değil, sorunun uzlaşma yoluyla halledilmesiydi. Öncelikle kamuoyu baskısı oluşturularak hükümetin geri adım atması amacı güdülüyordu. Bu konuda Hüsamettin Korkutata’ya kulak verelim: “Şeyh Said Bingöl’e gelmiş. Çan köyünde oturarak saatlerce bu meseleyi müzakere etmişler. Bu müzakereler Bingöl Müftüsü Şeyh İbrahim’in başkanlığında yapılmış. O büyük alimler oturmuş, konuşmuş. Demişler ki, Meclis’e ve bütün büyük illerdeki alimlere yazı yazalım, mektup yazalım. Yani ne yapacağımıza karar verelim. Bu kadar dinden uzaklaşan bir yönetime karşı bizim tedbir almamız lazım denilmiş. Fakat Piran’da, kopma bir hareket olmuş. Askerle Şeyh Said’in kardeşinin bir çatışması olmuş ve hareket kopma olarak meydana gelmiş. Buna aslında niyet yoktu başta. Fakat kopma olunca, millet birden bire galeyana gelmiş ve Genç alınmış, Bingöl alınmış, sonra hareket başlamış. Aslında ciddi planlanmış bir şey değil.”

İNÖNÜ HEDEFİN İSLAM
OLDUĞUNU SÖYLÜYOR
Çan Şeyhleri’nin torunu olan eski Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata, Şeyh Said’in damatları ve yeğenleri olduğunu söylüyor. Daha önceki olumlu mesajlara rağmen cumhuriyetin kuruluşunun ardından İslam karşıtı düzenlemelerin ağırlık kazandığına işaret eden Korkutata, Şeyh Said ile arkadaşlarının dini saiklerle hareket ettiğini, İslam medeniyetinin dinamiklerine karşı çıkılmasını kabullenemediklerini belirterek, “Dini alanda birçok yasak var. Zaten İsmet İnönü’nün kendi itirafları var. Mesela ‘Biz Latin harflere daha okuma yazma olsun, insanlar fazlaca bilgi sahibi olsun diye geçmedik. Gençlerin ve insanların üzerinde dinî etkileri azaltmak için geçtik. Çünkü yeni eserler Latin harflerle yazılacak. Eski harflerle yazılmış bütün eserler yasak. Yeni eserler de bizim denetimimizde olduğu için, gençler üzerindeki dinin etkileri tamamen ortadan kalkacak’ mealinde ifadeler kullanıyor. Şeyh Said ve diğer şeyhler dine yönelik bu baskılara isyan ediyor” değerlendirmesini yapıyor.
PLANLI OLSAYDI HÜKÜMET
BAŞ EDEBİLİR MİYDİ?
Hareketin planlı olması halinde hükümetin başa çıkamayacağını dile getiren Korkutata, şöyle devam ediyor: “Şeyh Eyüp Efendi’nin nasıl Ruslara karşı kahramanca savaştığı ortada. Bu kardeşlerinin hepsi de onunla beraberdi. Mesela babam Şeyh Mahmut Efendi yüzbaşı rütbesiyle milis kuvvetlerine katılmıştı. Büyük kahramanlıklar gösterdiler. Planlı çalışmaları vardı. Biliyorlardı bu işleri. Hareket kopma olmasaydı; bölükleri olurdu, alayları olurdu. Her şeyi yaparlardı. Bunları yapabilecek kapasitede insanlardı. Ama hadise hiç de planlanmış bir hadise değildir. Planlanan başka şeylerdi. Aslında işi Meclis’e kadar götürmek, anlatmak. Ülkedeki alimlerle işbirliği yapmak. Ne yapalım, nasıl yapalım, ne edelim diye.”

 Şeyh Abdurrahim (YAKILAN ŞEYH)
Şeyh Said’in kardeşleri de katliamdan nasibini aldı. Hınıs’taki evinde sabah namazını kılan Şeyh Bahaaddin, kızına Kur’an okuturken evini kuşatan askerler tarafından kurşun yağmuruna tutularak şehit düştü. Şeyh Said’in bir diğer kardeşi Şeyh Abdurrahim ise hazin bir şekilde şehit edildi. Başından sonuna kadar Şeyh Said hareketinin içinde yer alan ve silahlı güçlerin başında bulunan Şeyh Abdurrahim, ağabeyine en büyük desteği sundu. Şeyh Said’in yakalanmasından sonra da mücadelesini sürdüren Şeyh Abdurrahim, Suriye’ye çekildi. Mücadeleyi yeniden başlatmak üzere Türkiye’ye giriş yapan Şeyh Abdurrahim, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin kırsal kesimlerinde bir muhbirin ihbarı neticesinde operasyona maruz kaldı. Şeyh Abdurrahim ve beraberindekiler sığındıkları buğday tarlasında etraflarını saran hükümet güçleriyle çatışmaya girdi. Şeyh Abdurrahim, jandarma komutanının “Tarlaları ateşe verin. Daha kalan varsa cayır cayır yansın!” talimatı nedeniyle “Yakılan Şeyh” olarak anılıyor. Şeyh Abdurrahim ve 17 arkadaşı can verdiklerinde takvim yaprakları 20 Temmuz 1937’yi gösteriyordu.
“ASKERLERE KIYMADILAR”
Şeyhlerin ele geçirdikleri yerlerde kimseye zarar vermediklerini ifade eden Hüsamettin Korkutata, şunları kaydediyor:  Elazığ ele geçirildiğinde ‘herkesin namusu, malı, şerefi bizim teminatımız altındadır’ deniliyor. İşin özünde inanç var.  Askerden fazla öldürmemişler. Mesela bizim Çan Şeyhleri grubundakiler, kaç defa askeri teslim aldıkları halde bir tanesini vurmamışlar. Kıymamışlar böyle bir şeye. Yani kendi adamları vurulduğu halde… Mesela askerler kardeşlerini vuruyor. Bizimkiler haber alıyor. Gidiyor köyün etrafını sarıyor. Askerlerin hepsi o köyde. Hepsini vurabilirler, hiçbir tanesi dahi canlı kalmayabilir. Ama orada Şeyh Mustafa Efendi, büyük amcalar diyorlar ki, ‘kesinlikle bizim bunları öldürmemiz caiz değil. Hiçbir tanesini öldüremeyiz.’ Şeyh Celalettin Efendi onlar Elazığ’dan geri çekildiklerinde askerler peşlerine takılıyor. Askeri teslim alıyorlar. Bütün silahlarının sürmelerini çıkarıyorlar, torbalara koyuyorlar. Silahlarını geri veriyorlar. Onlar da dönüp gidiyorlar. Bir tanesini öldürmüyorlar. Bu ne kadar inançtan yana insanlıktan yana İslam’dan yana olduklarının ifadesidir.







Canli Seyh Ibrahim efendi , üc kardesiyle idam edilir. ,ailesi Kütahya ya sürgün edilir.












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder