Kasım Ağa " Siwanlı Qas Quesi"

 

Kasım Ağa “Siwanlı Qas Quesi” 








      
Şeyh Abdurrahim Efendi ve kitabının yazarı oğlu Feyzi Bilgin (Abdurrahimoğlu)
    ( Feyzi Bilgin 1973,74 , 75 yıllarında ortaokulda öğretmenimdi.)






Şeyh Said Hareketinden Bir Portre:


Sivan "Siwun" aşiret reisi Kasım Ağa "Qas Quesi" yaralı olarak Hani Nahiyesi’nin kuzeyinde Hazi Ovası’nın Nerib Ağa mevkiinde müfreze kumandanı Ali Haydar'ın eline esir düşmüştü.
Ali Haydar ateşte kızdırılmış bir demir çemberi zavallının vücuduna yapıştırarak canını dağlıyordu.
Utanmadan da ’Kaso bu ne haldir?’ diye de alay ediyordu.
Yapılan bu feci muameleye bir ah bile demeden kahramanca dayanan Kasım Ağa çok merdane bir tavırla ”Bu erkeklerin başına gelen bir haldir; ne zulüm yapabilirsen yap”, diye cevaplar.
Vahşi hislerini daha çok tahrik ettiğinden, Ali Haydar, Kasım Ağa'yı etrafındaki askerlere taşlatarak öldürttü.

 Kadri Cemil Paşa’nın "Doza Kurdistan" adlı kitabının 93 sayfasında Kasım Ağa ile ilgili yazmış olduğu bu anekdotu hatırlatarak Qas Kuesi'nin yaşam öyküsüne başlıyorum.


Kasım Ağa nam-ı değer "Qas Kuesi" ülkemde bir efsane ve direnişçi olarak anılır. Şeyh Said hareketinde ihanetin, beş kuruşa adam satanların, çete ve muhbirlerin bol olduğu ve cirit attığı günlerdi. Kasım Ağa da Türk askerinden çok yörede bilinen işbirlikçi aile ve çetelerin hedefi durumundaydı.
Şehadeti de tıpkı, Yado, Ömerê Faro gibi kahramanların akıbetinin aynısıydı. Türk subaylarından Şeyh Said hareketinin en barbar, debdebeli komutanı Yüzbaşı Ali Haydar'ın emrindeki asker ve yerli çeteleri toplayıp, Qas Kuesi'nin saklandığı ihbar mevkiini kuşatarak esir alırlar.
Sonrasını bakın bir Kürd aydını, yazarı, direnişçisi aynı zamanda Şeyh Said hareketinin tanığı ve sanığı olan Hesen Hişyar Serdi'nin aktarımlarını, aynı zamanda bölgede olaya vakıf olan şahsiyetlerden edindiğim bilgileri harmanlayarak aşağıya aktarmak istiyorum.

Hesen Hişyar Serdi anılarında Qas Kuesi hakkında kitabının 255 sayfasında şu ayrıntıları vermektedir. Siwan'lı Zaza aşiretinden Kasım Ağa'nın hikayesi şöyle:


Qas Kuesi siyasi mahkum değildi.
Fakat kıyamın bastırılmasından sonra savaşmak için dağlara çekilen Şeyh Abdurrahim'in atını "Beygir" 1926 yılı kışında beslemişti.
Şeyh Abdurrahim, Şeyh Said'in en küçük kardeşidir.
Şeyh Abdurrahim O kış Alacakaya'nın "Qerebegun" Wişkela köyünde saklandı.
Melekanlı "Sarıbudak köyü" Efendiye, Fate Delal/Molla Reşit aynı zamanda Molla Xelil'in yeğeni.
Molla Xelil onun amcası aynı zamanda, Siwan nahiyesinin aşar tahsildarıydı.
"Qasime Kuesi'nin Şeyh Abdurrahim’in atını o kış beslediğini duyunca, aynı zamanda Harput beylerinden olan Siwan nahiye müdürü Şevki Bey'e ihbar ediyor.
Qasıme Kuesi ihbar edildiğini duyar duymaz atı alıp, Wişkelya köyüne götürüyor.
Tabi evinin etrafını askerler kuşattığında O çoktan gitmişti.
Qasıme Kuesi'nin mahkumluğu o günden sonra başlıyor.
Daha 1926 yılının kışı tam bitmemişti; bahara doğruydu.

****************

Bölgede o dönem yaptığı zulümlerle anılan fırka komutanı "Lice, Pasur, Hazro, Silvan, Siwan,...." bölgesinin sorumlusu yüzbaşı Ali Haydar'dı. Diğer bir sorumlu da yine subay olan yüzbaşı Ali Barut'tu. Ali Barut Hani'den Piran'a, Terkan aşiretinden Diyarbekir'in kuzeyine kadar sorumluydu.
Bu iki komutana bağlı güçler Qas Kuesi'yi takibe aldılar, Qas Kuesi'de dağlara çekildi.
Aladdin "Aldun" köy çetesi olan İbiş İbuşu ve Siwan merkezden Meh Eyş çetesi Qasım Ağa'nın köyü Sosin "swesin"e gidiyorlar. Kasım Ağa'nın kardeşi Mehmedi'yi bağlayarak nahiyeye götürecekler.
Kasım Ağa ve yeğeni Yusuf olayı duyar duymaz Wuşkela ile Siwan arasındaki yolu kesiyorlar.
Orada İbiş İbişun ismindeki çeteyi vurarak öldürürler.
Hüs Mex Eyş oradan kaçarak kurtulur.
Bu olaydan sonra Qasım Ağa tam firar olur.
Qasım Ağa ve yeğeni Yusuf ondan sonra Kürd direnişçisi Şêx Abdurrahim'e bağlı gurubun saflarına katılır.


Qasım Ağa yaşanan bu ihbar ve çatışmalardan sonra Şêx Abdurrahim’e bağlı güçlerle Melekan köyüne giderler.
Molla Xelil (şimdiki soyadları Aydın) ve ailesi o dönemlerde Kemalist hükümetin yandaşıydılar.
Molla Xelil ve amcasının oğlu Molla Ahmed, kardeşi Kadir, Kadir'in oğlu Mehmet, Molla Xelil'in eşi Fate Delal, efendi Molla Reşit toplam sekiz kişiyi öldürdüler.
Şêx Abdurrahim ve Qas Kuesi direnişçileri Melekan köyünü yakarlar.
Yaşanan bu olay 1926 yılı'nın ilkbaharıdır.
Melekandan ayrılıp, bu defa Siwan nahiye merkezine gelip, hükümet konağını yakıp, oradan da ayrılıp, Güzeldere "Gaz" köyüne giderler. Gaz köyünün ağası Molla Ahmedi vurular.
Molla Ahmet hükümet yanlısı değildi.
Şêx Abdurrahim ve Qasim Ağa'ya Gaz köyünde Molla Ahmed tarafından hayvan kesilip ağırlanmasına rağmen yine öldürülür. Çevre köy ve köy içinden çekememezlikten onu Sêx Abdurrahim'e hiç olmadığı bir biçimde anlatırlar.
Şêx Abdurrahim daha sonra işin gerceğini öğrenir; pişman olmuş, ama iş işten geçmiştir.
Çünkü, Molla Ahmet Palu'da Şêx Abdurrahim’in amcası Şêx Hasan'ın evinde üç yıl medrese eğitimi almış, ona yapılan şikayetin doğru olmadığını sonradan öğrenir.

**************



Tüm bu olaylar olurken fırka komutanı yüzbaşı Ali Haydar Qasıme Kuesi'nin fermanını çıkartıyor.
Şêx Abdurrahim bir süre daha dağlarda kalıp, Suriye'ye (bin xetê) gitti.
Qasıme Kuesi ve yeğeni Yusuf bundan sonra dağlarda gezmeye başlarlar.
1927 yılı'nın sonlarında Siwan mıntıkasında Xırawaye kwırtnak ve beni Zıgır arasında kış için bir yeraltı barınağı (zazaca QULE QWILE) yaptılar.
 Ailesi "Eşi, kızı, beşikte olan bir oğlu ve yetişkin bir oğlu" yeğeni Yusuf oraya yerleştiler.
Köy muhbirleri yerini hükümete ihbar ettiler.
Qasım Ağa'nın yakalanmasıyla ilgili isminin açıklamasını istemeyen ve bölgede olayları çok iyi bilen bir kişiden edindiğim bilgileri, ülkedeyken edindiğim bilgilerle teyid ederek detaylı aşağıya aktarıyorum.


QAS KUESI'NIN YAKALANMA ÖYKÜSÜNÜN DETAYLARI ?


Yüzbaşı Ali Haydar yine bir subay olan Ali Barut'a talimat vererek onu bir taburla, mitralyöz ve toplarla kısacası 80 kişilik asker ve çetelere (Korucu), eğer Qasım Ağa'yı öldürmezseniz hepinizi cezalandıracağım diyerek, Ağa'nın üzerine sefer düzenlemek için hazırlık yapılıyor.
Askeri karargah YAYDERE Şele Heydan'da kuruluyor.
Ali Barut ta Hani'den geliyor.
Kasım Ağa'nın barınağını bilen Hani'ye bağlı CAHITANLI bir ihbarcı'yı yakalayıp, beraberinde karargaha getirir.
Siwan mıntıkasında bilinen meşhur çetebaşı ŞERANLI (Hesanan köyü) Abdi (günümüzde ailesinin soyadları Alagöz), yine GAZ "Güzeldere" köyünden meşhur çetebaşı Sadık oğlu Derviş "Palabıyık", yine Xıravalı Hes Ehm Musine teslim ederek o barınağa beraber giderler.
Barınağın kapısına varır varmaz Cahitanlı kılavuz kaçıyor.
Xıravalı çete Hes Ehm Musyon yanlışlıkla barınağın kapısına varmış, teslim ol çağrısında bulunmuştur.
Qasıme Kuesi hemen onu vuruyor.
Abdi ile Derviş hiç silah patlatmadan kendilerine mevzi yaparlar. Daha önce Kasım'la arası bozulan Yusuf oradan birgün önce ayrılmıştır.
Qasım eşi, kızı, iki oğlu ve nereden geldiği belli olmayan Said isminde biri o barınaktaydı.
Bir saat sonra Abdi Qasıma tedbirini al diyerek ateş ediyor.
Bu silah sesini duyar duymaz Yüzbaşı Ali Barut, yüzbaşı Niyazi taburu ve çeteler barınağa doğru hareket ederler.
O esnada birinci derecede sorumlu Yüzbaşı Ali Haydar nahiye olan Doludere (Türkçe ismi Tınıg) köyündedir.
O gece Kasım'ın barınağı ablukaya alınır.
Sabaha kadar bomba, mitralyoz silahlar ile taradılar.
Barınak yerin altındaydı.
Qasım sabaha kadar hem kaside hem zazaca şiir söyleyip, hem de silahla mücadele ediyordu.
Sabaha karşı Abdi'yi çağırdı güvence veriyorlarsa "bahtları varsa" hanımını teslim edeceğini söyledi.
Kadın gönderildikten sonra bir çeteci silahını hanımına doğrultur fakat çetebaşı Abdi bırakmaz.
Kasım Ağa'nın hanımı derhal karargaha gönderilir.
Kızı Zeliha ve beşikteki oğlu Ahmet yanındadır.


Kasım'ın hanımı daha sonra o dönemde devlet yanlısı olan Melekanlı Molla Xelil'in oğlu Mehmet Ağa Aldwinli Mex Xwire dört altın vererek Qasım'in eşini Fate Delal'ın kısası olarak öldürttü.

Qasım Ağa'nın barınağı yerle bir olunca vücudunun yarısı toprak altında kalıp, sakatlanıyor.
Akabinde yaralı olarak teslim oluyor.
Said ismindeki şahıs öldürülmüştü.
Yüzbaşı Niyazi, Kasım ve oğlunu yaralı olarak alıp, nahiyede bulunan Yüzbaşı Ali Haydar’ın yanına götürülür.
Kasım Ağa yaralı olarak Ali Haydar tarafından Karabegan (Arıcak) nahiyesinin Bırçık köyüne götürülür.
Ali Haydar Bircik köyü'nün ağası Mehmet Hes Kerın evinde başlar Kasim Aga'ya işkence yapmaya !
Bu işkence safhasında Kasım Ağa Ali Haydara ’Heydo’ diye hitap eder.
 Ali Haydar bağırarak Kasım bana neden Ali Haydar Bey demiyorsun?
sorusuna Qasım, sende bana neden Qasım Bey demiyorsun diyerek onu tanımadığını ona verdiği cevaplarla gösteriyordu.
Tabii ! Ali Haydar işkencelerini sürdürüyordu.

Yapılan işkenceleri Hasan Hişyar Serdi şöyle anlatıyor:

Kan emici Ali Haydar'ın eline düşünce Qasım'a tasavvur edilmeyen işkenceler yapıldı.
Üzerine kaynar su döküldü ve demir şiş ateşte kızartılarak boynu ve yüzü, bedeni dağlandı, yakıldı.
Kerpetenle diş ve tırnakları çekildi.
Koltuk altlarına haşlanmış yumurta koydular.
başına getirilen bu felaketlerin yanı sıra Qaso sen halini iyi görüyormusun?
diye soruyordu Ali Haydar. O da "Haydo bu hal yiğitlerin halidir.
Ancak işkence etmeyi meslek olarak icra etmek kahpeliktir”. Ali Haydar bu cevap karşısında "sus ulan" diyerek tahammülsüzlüğünü belirtir.
Qasım da ölümden öte ne varki? diyerek korkusuzluğunu ve kararlığını sergiler.
Bu işkencelerle yetinmeyen Ali Haydar Qaso’yu ata bağlayarak köy köy dolaştırdı.
Artık öleceğini anladığında Nerib Ağan’da attan indirerek askerlerine öldürttü.
Qasım Ağa can verene kadar Ali Haydar'a ve o sistemin büyüklerine küfür ederek teslimiyetsizliğini sergiler.
(Hasan Hişyar sayfa 255)

**************


Şeyh Abdurahhimin oğlu Feyzi Bilgin (Abdurrahimoğlu) , bundan 5 yıl evvel  babası Şeyh Abdurrahim üzerine " yakılan Şeyhin öyküsü kitabı" çıktı. Feyzi hoca kitabında Kasım Ağa ile ilgili Şele Heydan operasyonu ve Kolordu ve alayların bölgeye konuşlandırılması başlıklı bölümünde konuyla ilgili detaylı bilgiler aktarmaktadır. Bu bilgilerle ilgili kısaltılarak kısaca şunu aktarmaktadır. 

Şele Heydanda direnişçi guruplar'ın olduğunu Melekanlı Melle Xelilin devlete ihbar yaptığını, Şeyh Abdurrahime bağlı direniçi guruplar köyü basıp , kendisi başta olmak üzere yedi kişiyi öldürürler. Melle Xelilin oğlu Mehmet Ağa sağ kurtulur. Palu'nun ileri gelenlerinden Haspi Ağa'ya sığınır. Haspi Ağa onu Ankara'ya götürür. Elazığ mebusları aracılığıyla Atatürk olayın vahametinden dolayı bölgeye askeri yığınak yapar. Melle Xelilin oğlu Mehmet Ağa,ailesi ve çocukları ölünceye kadar Palu'da yerleşik kaldılar. 


***************

Qasım Ağa gibi yiğit insanların direnişini anılarında detaylı yazan Hesen Hişyar Serdi başta olmak üzere,
 
Yine Şeyh Abdurrahimin oğlu'nun babasıyla ilgili yazdığı "Yakılan Şeyh'in öyküsü"kitabında konuyla ilgili kısada olsa sunduğu bilgiler, 
Kadri Cemil Paşa'nın Doza Kurdisatan kitabında Kasım Ağa'la ilgili  bilgiler , 
Ve en önemlisi, ismini açıklamasından imtina (çekinen) eden  bölgede tarihi olaylara vakıf hala hayata olan yaşı 90 üzerinde olan şahsiyeten bundan 15 yıl evvel aldığım bilgiler 

olayları yakinen bilen kişilerden teyyit ettirerek bu çalışmama katkı sunan ,yardım eden kişilere teşekkür ederim.

 Bir hatırlatma olsun diye yazıyorum.
 Bu çalışmamın başında  Zınar Silopi (Kadri Cemilpaşa) dan  yaptığım anekdotla ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

Hollandalı antropolog Martin Van Brunnessen 1974 yılında Suriye Kurdistanında yaptığı araştırmada Hesen Hişyar'la ilişki kurar.

Hollandalı bilim adamı Kadri Cemilpaşa'nın Qasım Ağa hakkında edindiği bilgileri Hesen Hişyar Serdi'den dinledikten sonra kitabina referans göstermeden yazmistir.
  
Hesen Hişyar Serdi kaynak olarak gösterilmediği için Kadri Cemil Paşa'ya çok tepkili olmakla hayıflanmıştır.

Qasım Ağa öyküsünün en doğru ve en detaylı yazılı kaynağı kuşkusuz Hesen Hişyar’dır. Çünkü Kasım Ağa ile Hesen Hişyar Serdi birbirilerini yakinen tanıdıkları gibi, aynı yörenin insanı ve köyleri coğrafik olarak birbirine çok yakındır.

*************

Son söz olarak , 

Qasım Ağa'nın şehadeti, eşinin çeteler tarafından "Kısasa kısas" intikam duygusuyla şehadeti, sağ kurtulan kız çocuğunun torunu  yakinen tanıdığımı belirtmek isterim.

Kasım Ağa'nin sağ kurtulan kızının torunu bir dönem Sivan'da belediye reisligi yaptı. 

Dedesinin kahrman biri olduğunu bildigi halde, çocukları ve yakinlarinin büyük bir kisimi,
Diyarbakır/Hani ilçesindeki yeğenleri ırkçı-şoven ülkücü/Türkçü  MHP hareketinin en aktif üyeleri olduğunu üzülerek belirtmek isterim.
Aileye yakın olan 2018 milletvekili seçimlerinde MHP'den milletvekili adayı olan Emre Solmaz başta olmak üzere, daha onlarcasını sayabildiğim yakınları ülkücü/ırkçı şoven fikirlere sahip olduğunu yazabilirim. Vilayet,üniversite ve kamu kurumlarında bu fikirlerinden dolayı palazlanmış,aileye yakın akrabaları vardır. 

*************
Ruhun şad olsun Kasım Ağa ,

senin merdane duruşunla özellikle Siwan mıntıkasında yüzlerce aile senin ismini çocuklarına taktılar.
 
Abdulmelik Fıratın deyimiyle , gel görki ! senin torunların " Hala Qucıkların" arkasından hemde korkudan dolayı gidiyorlar.

Çogu  şimdi senin kemiklerini sızlatıp, kendi katilerin
Qas Quesi'yi vahşice katleden anlayışın hizmetindeler.




Selam ve sagılarımla.
Orhan (Kaya) Zuexpayıc



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

@templatesyard