Kûy a Spî

16 Kasım 2011

e-Posta
alt














Bu yazımda Çolig'den "Bingöl" eşekler üzerine yaşanan olaylardan biraz nostalji yapmak istiyorum. Kürdistan coğrafyasındaki son savaşta Eşeklerin yaşadığı zorluk ve trajedilere değineceğim. Eşekler üzerine yaşanan ve tanık olduğum iki anekdotu da sizinle paylaşmak istiyorum.

Esekler dünyasını biraz irdelersek, eşek yük taşırken,iklime bakmaz. Yağmur,çamur dağ,taş,çukur ne olursa sahibi kendisini nasıl yönlendirise doğası gereği eşek onu yapar. Eşek bunları yaparken bazen mağdur ve hatta tacize dahi uğrar.

Hayvanlar aleminde neden bu kadar mağdur ve taciz edildiğinide bilmez. Eşeğin yapılan bir şey varki ! insanoğlu ona bu dünyada bir yakıştırma yapmış,horlama " aşağılamak" adına eşekoğlu eşek olarak yaşamaktır.

Kürd coğrafyasında 1984 sonrası savaşta eşek ve katırların belki tuhaf "acayip" gelebilir size, yardım ve yataklıktan tutuklandığını "Cezalandırıldığını" sık,sık duyardık. Bu hayvanlara yaptırılan işlerden dolayı suçlayıcı temelde bazen bölücü eşek, Kürdçü eşek, solcu eşek, terörist eşek olarak nitelendirildiler. Hatta bazen eşekler taşıdığı yüklerden dolayıkurşuna dizildiğinede şahid olduk. Bunun yanında mayıncı Katır Reşo ismini duyduk. Bu hayvan'da mayın temizlemede kurbanlık olarak kullanılmıştır.Ne diyelim ? coğrafyamızda yaşanan bu trajedileri eşek ve katırların dili olsaydı da anlatsaydı neler,neler yaşanmıştır.

Kurdistandaki kirli savaşta gerilla'nın en çok yükünü çekenlerdendir, eşek ve katır. Hatta bazen itirafçılar asker ve polise ihbar ederek işte gördüğün bu eşeğe gerilla eşyasını yükleyerek yardım ve taşımacılık suçlamasıyla ya ! ya infaz edilmiş, yada kışlaların,garnizonların bahçe ve müsait yerlerinde bazen günlerce özgürlükleri kısıtlanmıştır. Ironik bir ifadeyle gözetim veya cezaevine tutsak edilmiştir.


***************** Anekdot (1) Kürd'çü eşek meselesi *******************

1990 yılların başlarında Çolig'in afetler mahallesinde halk arasında "Karpuz Yaşo" lakaplı Yaşar Ay vardı. Yaşar tombul,esmer ve kilolu olduğu gibi Karpuzu'da çok sevdiği için halk bu lakapla kendisini tanır. Ayrıca sağlıklı düşünmeyen,zihinsel problemi olan biriydi. Yaşo birgün komşusu değirmenci Selhattin Aytekin "Begzadun" nin eşeğini ödünç alıp, oduna gider. Oduna gittigi yer meşe ağaclarıyla kaplıSimani mahallesi'nin yekmal mevkidir. Mevsim yaz ,Karpuz Yaşar tandırda ekmek pişirmekte kullanılan çalı,çırpı kesmeye başlarken bir ara bakar ki eşegi anırmaya başlar. O ara ne baksın etraf kuşatılmış ?askerlerin silah sesi geliyor. Karpuz Yaşar korkudan saklanmaya çalışırken askerin biri kendisine silahı sıkar. Kalçasından yaralanan Yaşar,imdat diye bağırır,kendini ifade etmeye çalışsada kurşunu bir defa yemiştir.

Asker ve çevreden gelen bazı insanların yardımıyla Yaşar hastahaneye kaldırılır. Tabii, Çoligliler Yaşo'yu çok sevdikleri için ziyaretine giderler. Gerçekten Yaşo çok temiz,lafını esirgemeyen ve alınmayan tabiri caizse halkın maskotu,halkın deyimiyle zazaca "Keşmer" bir kişiliktir. Halk diyiyor? Wula Yaşo ne oldu sana ,askerler neden silah sıkttı. Yaşo'da ee.... ben ne bileyim ! Selhattin amca'nın eşeği Kürdçü ve solcuydu,anırınca askerler demek tanıdılar. O yüzden silah sıkttılar. Bende o yüzden yaralandım. Benim suçum yokttu, eşeğin kurbanı oldum, der.

Karpuz Yaşar'in burada anlatmaya çalışttığı, yani olayın espirisi Selhattin amca "değirmenci" gerek kendisi gerekse çocukları şehirin yerli ailesinden olmakla beraber Kürd ulusal bilincini taşıyan bir ailedir. 1980 darbesinde ailece defalarca tutuklandılar. Selhattin amca ve öğretmen oğlu fikirlerinden dolayı dönemin yöneticileri tarafından sürgün edildiler.

Karpuz Yaşo., Allah rahmet eylesin yaklaşık 3 ay evvel vefat ettigini duydum. Çocukluğu ve gençligi aşağıçarşı ve afetlerde geçen Çoligin sevgili, temiz duygulu ve pir û pak bu evladını size hatırlatmak istedim. Oduna gittiği bir bahar günü askerlerin ateş acması sonucu ayağından yaralanan ölünceye kadar ayaktan özürlü olan Yaşo'yu rahmetle anıyorum.


**********************Anekdot (2) Bölücü eşek meselesi
******************


1991 yılının haziran ayında bize bir haber geldi. Gerillada olan kardeşim Dareheni "Genç" ilçesinin Doğanca "Çıme Yeni " köyü yakınındaşehit düşmüsttür. Arabama binerek abimle Genç Jandarma kışlasına gittik. Kışla şehir merkezindedi. Kışla'nın gölge ve küçük bir havuzu olan kamelyasında kışla komutanı oturmuş dinleniyor. Içeri girip,kardeşimin durumunu sormaya çalısınca ,komutan herzamanki gibi olmadık sözlü hakaretler yaparken, bürodan öldürülen gerillanın çekilen fotoğrafını isteyerek bize göstermeyi'de ihmal etmedi.

Fotoğrafa baktım kardeşim değildi. Kışla'da ayrılırken eşek "ai'yi..........." anırmaya başladı, baktım ki kışlanın bahçesindeki boş alanda bağlı bir eşek bulunuyor. Çaresiz eşek boşuna anırıyordu. Çünkü eşek familyasından cevrede baska esek yok ki sesini duysun? Biliyorsunuz eşek anırmasıyla meşhurdur. Bu bir türlü haberleşmedir.Eğer bir köyde bir eşek anırdığında, diğer köyler ve çevredeki eşekler bu sesi duyduklarında sırasıyla onlarda anırır. Buda onların bu şekilde iletişim kurduklarını gösterir.

Dareheni'de gidip kahvede bazı dostlarla özelem duyduğum için yazıyorum,meşhur o köz çayını yudumlarken cezalı ve tutsak edilen eşeğin anırmasını anlatınca ,arkadaşın biri ; tutsak eşeğin öyküsünü bana anlatmaya çalışttı.Dareheni Tarlabaşı "Rotcan"köyünden yaralı bir gerillayı arkadaşları Doğanca "Çime yeni" köyüne bu eşek'le taşıdığıiçin iki gündür özğürlügünden mahrum edilmiştir,dedi.

Yaralı gerilla'yı taşıyan eşeği'de ihbar eden yine Yayla "Ware Merg"karakoluna sığınan itirafçı,ve ihbarcı bir gerillaydı. Anlaşılan eşeğin suçu sabit olup, bilerek,bilmeyerek veya zorla o ayrı bir meseledir. Askere göre esek sucludur.Asker olay mahalline yapttığıoperasyonda çıkan çatışmada ,bir gerilla şehid olurken diğer gerillalar üstlenme alanına çekiliyorlar. Askerler ve itirafçi gerilla eşeğide yanlarına alarak Genç jandarma kışlasına gelirler.

Sonuç olarak,Eşek hayvanlar aleminde en çok horlanandır. Bir taraftan asker,polislerin hışmına uğrarken,diğer taraftan gerillaların kamyoneti,ambulansı,tarktörü,lüks bir tabirle mercedesidir. Mustafa Barzani'nin bir benzetmesinide yazamadan edemiyeceğim.

Sosyolojik olarak eşek sürekli kendi familyasından uzak durur. Eşek nerede At,Katır,Keçi,Inek sürüsü görürse onların arasına dalar. Iki eşegi birarada bulmak mümkün değildir. Eşek burada da babası oldugu katır ile At'ın tekmelerinden nasibini alarak horlanır, Bazıinsanlarımızda kendi familyasından uzak kendini inkar ederek başkalarına hizmet ettmesine rağmen yine 'itibar'kabul görmezler. Bu insanların bu davranış ve anlayışlarından dolayı Mustafa Barzani'nin takttığı eşek sıpası "Cahş" denilir.


Tüm bu yaşanalara rağmen kimseye yaranmayan eşek içinden acaba böyle bir his veya duygu geçer mi bilmem. Teşbih te hatta olamzsa, eşeğin anırmasınıçığlık olarak algılarsak "vurulduk, Ey Kürd halkı eşekleri unutmayın" kötülüğümüz kendimize,familyamıza var ama iyiliğimizde insanlık alemine hele,hele Kürd savaşcılarına oldu.

Selamlarımla.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder