Kûy a Spî

17 Kasım 2011

İSMAİL HAKKI MÜTEVELLÎZADE'NİN ANISINA (1. Bölüm)

          
Ah, ben ölürüm ah!


Kürd halkinin bilinçli müdahale ve politikalarla imha edilmek istendiği günümüzde yapmamız gereken şeylerin başında, genç kuşakları eski dava adamlarıyla tanıştırmak, buluşturmak ve dava adamlarını unutulmaktan kurtarmaktır. Her Kürd dava adamının bir yığın birikimi ve deneyimi vardır. Bunu ortaya çıkarmak, topluma mal etmek de dava adamı olmanın önemli gereklerinden birisidir. İşte bu dava adamlarından biride merhum İsmail Hakkı Mütevellizade'dir.

İsmail Hakkı Mütevellizade ile Awrupa'ya çıkmadan birgün evvel Ankara'da beraberdik. Bir hemşehrimizin bürosunda 2 gün boyunca sohbetlerimiz oldu. Avrupa'ya çıkmama çok üzüldüğünü,sürekli beni teseli ediyordu.Benden özellikle Kürd ulusal davasında beklentiside vardı. Diyorduki; Orhan, sen Çolig'de halkın içinden gelen, zazaca diline hakim olan, kendi halkının kültür, değer yargılarını bilen birisin. Bu birikimlerini Kürd ulusal davasının hizmetine sunacak kapasitende vardır. Evet ! bana bu iltifatları yaptığında, itiraf etmeliyimki ben kendimde bu gücü görmüyordum. Doğru yaptığıma inandığım bir şey vardırki ! eksikte olsa bugüne kadar özellikle Kürdlük vadisinde tarihe mal olmuş yaklaşık 40 civarındaki şahsiyetin yaşam öykülerini anlatan bir çalışmam vardır. Bunlardan biride İsmail Hakkı Mütevellizade'dir. Tarih ve kültürümüz için bir arkelogun iğneyle kuyu kazar gibi kazarak Kürd laboratuvarına malzeme sunmaya katkı sunduysam, kendimi mutlu hissediyorum.

İsmail Hakkı Mütevellizade yakinen tanıdığım Kürdlük vadisinde ismi sık, sık geçen bir dava adamıydı. 2005 yılında vefat ettiğinde anısına yazdığım yazımda başta olmak üzere babasının amcazadesi sayılan Tayyip Ali'nin yaşam öyküsünde Mütevellizade ailesi hakkında önemli anekdotlar sundum. Bu aile hakkında Aristokrat yakıştırması yapmıştım. Yine İsmail Hakkı Mütevelizade hakkında Şövalye yakıştırması yapan yoldaşı Kamil Sümbül'ün yazısı dikkate değerdir. Şövalye ve Aristokrat yakıştırmaları yakinen tanınan bu Kürd dava adamına pozitif anlamda yakıştırılan ünvanlardır.

Bu kelime çok sevdiğim bir ağabeyim ve dostum Kenan Fani Doğan tarafından eleştirilmektedir. Bende ısrarla bu kelimeyi kullanmadaki espri ailenin Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Çewlik şehirinin yönetiminin bu ailenin ileri gelenlerinin elinde bulunmasından dolayı kullanıyorum. Osmanlı döneminde Ruslara karşı milis Alay komutanı olan Aziz Efendi "Aydoğdu" başta olmak üzere, Tayyip Ali'nin Kürd örgütlenmesinde "Hevi, Azadi"yer alması, ailenin diğer ileri gelenlerinden Maruf ve Züfer Efendi'nin Osmanlı döneminde Çolig'de bürokraside etkin görevlerde olması sanırım Aristokrat kelimesinin kullanmam için yeterli argümanlardır. Bir hatırlatma daha yapayım Mütevellizade ailesinin asıl soyadları "Aydoğdu" olup, 1956 yılında mahkeme kararıyla Mütevellizade soyadlarını alırlar. Mütevellizade soyadını halk arasında aileye "Kêy Mitolyun" isminden esinlenerek almışlardır.

Aristokrat kelimesi etimolojik olarak Yunanca bir kelime olup, tarihte bu kelime iyi yönetim veya iyilerin yönetimi olarak tarif edilir. Terim antik Yunan geleneğinden Avrupa Orta Cagi'na geçmiş ve askeri liderlerden oluşan, verasete dayanan bu sınıf  "soylular sınıfı" olmuştur. Antik Yunan'daki gibi bu sınıfın üyelerinin köleleri olan bir tebası vardı ve bu kişiler askeri konumlarından dolayı soylu veya en iyi olarak tanımlanıyorlardı. Benim bu terimi kullanmadaki amaç bundan dolayıdır.

Aristokrat kelimesini İsmail Hakkı'ya yakıştıran ilk kişi Abdullah Öcalandır. 1995 yılının Şubat ayında İsmail Hakkı Mütevellizadeyle beraber cezaevinde tutuklu kaldığımız dönemlerde PKK kadrolarından bu kelimeyi duymuştum. Ismail Hakkı 1970'li yılların başlarında Ankara'da üniversite okurken Abdullah Öcalan'la Kürd sorunun ideolojik inşaa sürecinin tartışıldığı ilk dönemlerde tanışıyorlar. Ankara Yüksek Ögrenciler Derneği " AYÖD" kuruluş çalışmalarında bu ikili aktif olarak yer almışlardır. Ideolojik olarak farklı düşündükleri,hararetli tartışma yaptıklarını,sonraki dönemlerde farklı Kürd örgüt yapılanmaları içinde yer aldıklarını görüyoruz.

İsmail Hakkı Mütevellizade ile Abdullah Öcalan arasındakı bu fikir ayrıkları yıllar sonrada kendini gösterdi. İsmail Hakkı ile diyebilirimki Bingöl'de uzun süre olan beraberliğimizde Öcalan'a karşı bir güvensizlik duyuyordu. Özellikle Diyarbakır cezaevinden yakinen tanıdığı Mehmet Şener olayı başta olmak üzere, PKK gerillalarının İsmail Hakkı'nın müteahitliğini yaptığı bir inşaatı yakması bu ortamı doruk noktasına çıkarmıştır. Bu iki olay öncesinde de Öcalan Ankarada okurken İsmail Hakkı ve arkadaşları için şu değerlendirmeyi yapmıştır. AYÖD kurarken Kürd Aristokrat sınıfından bazı öğrenciler bizim ilerici ve devrimci çabalarımızın önünde engeldiler. Bu Kürd Aristokratları arasında "İ.Hakkı Mütevellizade, A. Zeki Okçuoğlu ve Liceli Faruk Vakıf Ahmetoğlu" ilk akla gelen isimlerdir.

Abdullah Öcalan yıllar sonrada olsa bu saydığı üç isime karşı tepkisini dışa vuruyordu. Abdullah Öcalan'ın bu sözü yıllarca PKK hareketi'nin yayın organlarından alıntı yapılarak kadrolara cezaevinde ders olarak veriliyordu. Abdulah Öcalan, bu şahsiyetlere "aristokrat" yakıştırmasını olumsuz ve suçlayıcı temelde yapıyordu. Yani bu şahsiyetlerin aileleri toprak sahibi, varlıklı, bey ağa sınıfindan geldiğini; kendisinin de fakir ve köylü çocuğu olduğunu benzetmesine vurgu yapıyordu. Oysaki bu şahsiyetlerin Kürd ulusal bilinçlenmesindeki duruşları,siyasi mücadelelerini görmezlikten geliyordu. Zaten yıllar sonrada Şeyh Said ve Barzani ailesi hakkında da Abdullah Öcalan'ın İmralı tutanakları ve Serxwebun sayılarında negatif ve hakaret edercesine değerlendirmelerine tanık olduk. Melik Fırat ve Abdullah Öcalan'ın son yıllardaki açıklamalarını okursanız kanlı bıçaklı olduğunu görebilirsiniz.Yine PKK ve KDP arasında yaşanan çatışmalar Barzani ailesine karşı Öcalan ve kadrolarının söylemleri hala hafızamızda tazeliğini koruyor.

İşte İsmail Hakkı Mütevellizade tarihe mal olmuş önemli şahsiyetler yetiştirmiş bir aileden geliyor. Ismail Hakkı Mütevelizade gerek Diyarbakır zindanı, gerek bürokrasi yaşamı, gerekse serbest iş yaşamı ve siyasetçi kimliğiyle gerçek bir Kürd Şövalyesidir.

Şövalye ruhunun veya şövalyeliğin 10 kuralı'nın tüm özelikleri İsmail Hakkı'da vardı. Kutsal değerlere ölümüne bağlılığı, yurtseverlik duyguları, zulüm ve haksızlıklara karşı cesaret ve dik duruşu, sözüne bağlılık, doğruluk ve iyiliğin kısaca pozitif tüm vasıfları ismail Hakkı'da görmek mümkündü.

İsmail Hakkı Mütevellizade fiziki olarak güçlü olduğu gibi cesareti ve yiğitligiyle kalıbının adamıydı. Ankara'da üniversite yıllarında öğrenci olaylarında özellikle faşist ve devlet güvenlik güçlerinin hedefinde olan bir kişiydi. Ankarada yaşanan bir çok olaylarda gerici ve faşist çevreleri çil yuvası gibi dağıttığından Türk ve Kürd devrimcilerinin saygı duyduğu bir insandı. Yine Bingöl'de 12 Eylül öncesi Kürd örgütleri arasındaki ideolojik ve politik tartışmalardaki DDKD hareketinin tabiri caizse teorisyeniydi. Hitabeti,siyasi öngürüsü, cesareti, yapıcılığı ve bence en önemlisi efendiliğiyle benim üzerimde çok etkisinin olduğunu itiraf etmek istiyorum.

Bingöl'de 80'li yıllarda anti-sömürgeci Kürd örgütleri arasındaki hararetli tartışmalarında şiddeti daha o dönemlerde Kürd örgütlerine karşı uygulayan PKK hareketi ile Ismail Hakkı arasında çatışma ve kavgaların olduğunu Bingöl'de bilmeyen yoktur. Tabi bu kavgaya fazla değinmiyeceğim. Ismail Hakkı'yı o dönemlerde fiziki ve cesaretiyle baş edemeyen PKK hareketi bır kavgada bıçakladığını duymuştum. Tabi bu olay hakkında o dönemlerde Selim Çürükkaya'nın ifadesiyle Mehmet Karasungur'un talimatıyla gerçekleştiğini söylüyordu. Tabi tüm bu yaşananlar Kürd örgütleri arasında yaşanan handikaplar, kısaca kardeş kavgalarının günümüzde ne kadar yanlışlık yapıldığını, Kürdlerin birbirilerini nasıl boğazladıklarından ders çıkarmamız gerekir.

İsmail Hakkı Mütevellizade hakkında dikkat çekeceğim ve tanık olduğum bir iki hatırlatmayı paylaşmak istiyorum. Avrupa'ya 1994 yıllında izinli geldiğim dönemde Mustafa Karasu ile tesaddüfen bir hemşerimin evinde karşılaşmıştım. Hemşerim benim Bingöl'den misafır olarak geldiğimi söyleyince ilk sorduğu kişi'nin Ismail Hakkı olduğuna tanık oldum. Yine 1995 yılında Ismail Hakkı ile Bingöl cezaevindeyken PKK kadrolarından Sait Yıldırım "Munzur" yakalanıp, getirilmişti. Koğuşa ilk getirildiğinde karşısinda İ.Hakkı Mütevelizade'yi görünce gösterdiği saygı ve iltifat hala hafızamda tazeliğini koruyor. Diğer tarafatanda Abdullah Öcalan karşılaştığı her Bingöllüden ilk bahs ettigi kişi İsmail Hakkı'ydı. Ama İsmail Hakkı ile arasındaki Ankara'da yaşanan bazı olaylardan dolayı da yıldızları barışık değildi. Ondan dolayı Aristokrat yakıştırması yaptığı gibi, kendisine karşı tavırlı olduğunu yazıyordu.

İsmail Hakkı'nın yaşam öyküsüne girmeden evvel genel bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Ismail Hakkı Mütevelizdeye Bingöl'de özellikle DEP ve HEP çevrelerindeki a-politik ve siyasi ihtirasları ve hesapları olan bazı dar çevreler haksız ve insafsızca eleştirilerin olduğuna şahid oluyordum. Ama ne acıdırki bu dar görüşlü, ne yaptıklarını bilmeyen ve bence başkaları tarafından kullanılan zavallı kişilerin kendilerini sorgulamaları gerekir. Çünkü derler ya ciddiye alınmayan ve alınmak istenmeyen kişiler bazen sağda solda devlet aleyhinde atar tutar, gevezelik yapar bakar ki kimse ciddiye bile almıyor. Devletin polisi, MİT ve işbirlikçi çevreleri tenezzül edip ne yakalar, ne tutuklar. İşte devlet kimi ciddiye aldığını, kimin halk içinde kanaat önderi olduğunu çok iyi biliyor.

Bu dar çevrelerin İsmail Hakkı'yı hatırlayıp utanmaları ve özeleştiri yapmaları gerekir. İsmail Hakkı, Abdullah Öcalan ve PKK'nin yönetici kadrolarının yanlış politik ve ideolojik uygulamalarına karşıydı. İsmail Hakkı Kürdlük davası için hangi Kürd genci ister PKK'li ister bir başka tavsip etmediği Kürd hareketi olsaydı dara düştüğünde yardım etmeyi esirgemezdi. Avrupaya geldiğimde duyduğum bir iki olay özellikle dara düşen ve yardım yapılması gereken Kürd gerillalarını İsmail Hakkı'nın nasıl barındırdığını başkasından duymuştum. Bu yardımseverliği ve cesaretini bir tarafa bırakın, İsmail Hakkı Mütevellizade Newruz, 15 Ağustos, 27 Mayıs gözetimlerinde PKK ve Öcalana karşı olmasına rağmen Bingöl Emniyetince defalarca gözetime alındığının şahidiyim. Hatta birkaç defa beraber gözetime alındık. Bunun yanında kurulan bir komployla 4 ay cezaevi sürecini de beraber yaşadık.

İsmail Hakkı'nın üzerinde devletin Emniyet ve istihbaratı PKK'ye karşı olduklarını bilmiyrolarmı? Buna rağmen kendisinin üzerinde bu kadar durmaları tesaddüfi değildir. Çünkü İsmail Hakkı oturuşu kalkışı, ideolojik-politik öngörüsü ve hitabetiyle halkı etkileyen kanat önderiydi. İsmail Hakkı samimi söylüyorum PKK gerilla ve milislerine yapttığı yardımı, tabi yaptıkları bir sır olarak kalsın; ona karşı olan ve boş gevezelik yapanlar bilseler utanç duyarlar. İsmail Hakkı'nın zor koşullarda yaptığı bu fedakarlığı o boş konuşanlar korkudan yapamazlardı. Boş gevezelik yapan bu güruh belki zora düştüklerinde bazıları itirafçı bile olurlardı.

İsmail Hakkı'ya karşı olan kesimlerin anti propagandalarını gördüğüm ve yaşadığım için içerlenerek, sitem ederek duygularımı dışa vuruyorum.

Sonuç olarak, İsmail Hakkı'nın kısa yaşam öyküsü başta olmak üzere Diyarbakır cezaevi süreci, ailesi , siyasi çizgisi, beraber yaşadığımız anekdotları ikinci bölümde sizinle paylaşacağım.
Selam ve sagılarımla.
 
İsmail Hakki'nin anısına atfen zazaca bu kısa şiiri yazdım. Türkce çevirisini de yaptım.

" Îsmail Heqi laci Ebdulvahap Mutalyuno,
Kêy Mutalyun,kêyo numdar u belukerdewo,
Tıra veciye merdim zunaye u wendexo,
Rahar u zunaye yın semede xelasiye Kırduno,
Tayyip Êli Kombiyayiş Çun'ıd girot cey xuwo
Azadi u Hevi'd viyert nome yıwo
Aleqnayış yıd besıb ın xuird nomeyo
Şu Ismail Heqi şu, reyçe pilun xu dıma şuwo."

Îsmail Hakki Abdulvahap Mutevelizade'nin oğludur.
Mütevellizade ailesi namlı ve bilinen bir ailedir.
Aileden bilinçli ve okuyan kesim çok çıkmıştır.
Yolculukları ve ilimleri Kürd halkınının kurtuluşu içindir.


Tayyip Ali Mütevellizade Çan köyündeki toplantıda "Şeyh Said in" yanında yer aldı.
Tayyip Ali'nin ismi Azadi ve Hevi cemiyetlerinde vardı.
Îdam edilmesinde bu iki örgütün ismi yeterliydi.
Git Ismail Hakkı git, dedelerin yolundan "ardından" git.


(Devam edecek)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder