Kûy a Spî

18 Kasım 2011

Şeyh Said Hareketinde bir portre: Em Heydi Vezenoni ( Êm Heyd, Êmer Ağa Vazenan)





"Sözlü tarih insanlar etrafında kurulmuş bir tarih türüdür. Hayatı tarihin içine sokar. Kahramanlarını sadece liderler arasından değil, çoğunluğu oluşturan ve o ona kadar bilinmeyen insanlar arasından seçer."






- Êmer Ağa ile ilgili Çolig ve çevresinde anlatılan kısa bir öyküyü hatırlatmak istiyorum.







            


                                      ÊMER AGA VAZENUN ( EM HEYD)




Êmer Ağa Şeyh Said hareketinden sonra 1933 yılında çıkarılan 10.yıl affıyla serbest kalır.

- Muhbir ve "çete huqmat" modern deyimiyle korucular, Kurdi deyimle JERDEVANLAR=SER JERDEVANLAR, Kürd coğrafyasında cirit atıyorlardı. Kürd direnişçilerini başta Êmer Ağa'yı yine ihbar, hile ve entrikalarla taciz ederler. Êmer Ağa yıllarca dağda mahkum kalır. Birçok muhbir ve çete'nin korkulu rüyasıdır artık. En son 1949 yılında kendi köyünde bir muhbiri öldürdükten sonra yakalanıp, Çapakcur cezaevine konulur.

-Ailesi cezaevinde Êmer Ağa'yı ziyarete giderler. Êmer Ağa yakın çevre ve köylerden şüphe ettiği kişi ve aileler başta olmak üzere hiç ummadığı ve güvendiği bazı kişilerin de hal ve hatırını sorar.

-Ailesi, bu güvendiği kişilerin çoğunun şu anda çete ve muhbir olduklarını ona isim sayarak anlatırlar.

-Êmer Ağa cezaevindeki arkadaşlarına şunu söyler, benim tahliyeme çok az kalmıştır. Ben yatak ve eşyalarımı cezaevinden götürmeyeceğim burada kalsın! Çünkü bir kaç namussuz daha var, onları da temizleyip tekrar geri döneceğim, der.

-Êmer Ağa cezaevinden çıktıktan sonra köyüne gider. Êmer Ağa'yı ziyarete giden dostları ve ailesi kendisini sıkı sıkıya tembih ederler. Bak filankes geliyor dikkatli konuş senin göreceğin kişiler artık o eski kişiler değiller. Êmer Ağa insanların bu güvensizliğini görünce durumun vahametini anlar ve cezaevine dönme biçimindeki düşüncesinden vazgeçer.

-Köyü başta olmak üzere, çevredeki insanların büyük çoğunluğunun ihanetçi, muhbir ve namussuzluk yaptığını görür.

-Hedefine koyduğu adamları vurmaktan vazgeçer. Çapakcura geri döner cezaevindeki arkadaşlarını ziyaret edip, yatak ve eşyalarını toplar..

-Cezaevindeki arkadaşları Êmer Ağa'yı görünce hayrete düşerler ve sorarlar ! Hayırdır Êmer Ağa vaz mı geçtin ?

-Êmer Ağa'nın verdiği cevap oldukça ilginç ve bir o kadarda düşündürücüdür. Kimi öldüreyim, kimi öldürmiyeyim ! Dışarıyı bir gidin görün, muhbir ve çeteler ne bir ne bindir. İt sürüsü gibi çete türemiş. Ben bu işten vaz geçtim der. Bu olay artık toplumsal bir felaket olmuştur.

Şeyh Said hareketi bastırıldıktan sonra kıblesi dağ olan direnişçi Kürdler denildiğinde, Êmer Ağa Vazenan nam-ı değer Êm Heyd ilk akla gelenlerdendir.

Çolig, Dareheni, coğrafyasında ismi en çok anılanlardandır. Êmer Ağa'yi çeşitli çevreler, aşiretler, şahsiyetler farklı farklı anlatırlar.

-Êmer Ağa'yi kimileri savaşçı ve kahraman ki ben de bu görüşteyim. Kürd siyasetini ve tarihini bilenlerin görüşü ağırlıklı bu yöndedir.

-Kimilerine göre Çolig, Dareheni topraklarını karış karış gezip darda kalmışın hiç beklemediği bir anda yardımına koşan adil bir insan, bazılarına göre bir eşkıya, bazılarına göre de bir halk kahramanıdır.

-Êmer Ağa hakkında yaptığım bu araştırma ve incelemede başta oğlu Feqi Mahmut Becerikli'den aldığım bilgiler ana kaynağımdır.

-Yine Êmer Ağa'yı yazmam yönünde beni teşvik eden ve mutlaka yazılması gereken bir Kürd değerdir diyen, Diyarbekir/Lice Peçar köyünden Seyda Amedi (Hidayet Akgül) ikinci bilgi kaynağımdır.

-Êmer Ağa hakkında Seyda Amedi'nin benzetmesi ise, o Çotele, Ko Spi, Şerefeddin dağlarının siyasi anlamda, haksızlığa, zulme, ihanete, ihbarcılığa karşı devrimci ve hakka uygun şiddete başvuran bir Kürd KOÇEROSU'dur.

-Êmer Ağa'la ilgili üçüncü bilgi kaynağım ise babamdı. Babam'la Êmer Aga 1949-1950 yıllarında beraber Çapakcur cezaevinde kalmışlardı. Babam Êmer Ağa'dan övgüyle bahs ederdi. Cezaevindeki duruşu, kalender ve oturaklı kişiliğinden çok etkilenmişti. Tüm bu sözlü kaynakları bir araya getirerek Êmer Ağa'yı anlatmaya çalışacağım.

-Bu bilgileri mümkün olduğu kadar olgulardan hareketle, zaman ve yer belirterek anlatmaya çalışacağım. Bilgiler belki biraz taraflı ve eksik olabilir. Bu konuda katkı sunacak bilgi sahibi, konuya duyarlı kişilerin görüşleri kuşkusuz çok önemlidir.

-Bu bilgilere ulaşmak çalışmamızı daha da zenginleştirecektir.


Êmer Ağê Vezenon'in Yaşam Öyküsü ve Ailesi

Emer Ağa (Becerikli) 1899 yılında Dareheni ilçesinin Vazenan türkçeleştirilmiş ismiyle (Yiğitbaş) köyünde doğmuştur. Babası Haydar Ağa, dönemin varlıklı ve bilgili(akil) insanlarındandır. Haydar Ağa eğitimli biri olmakla beraber, Osmanlı döneminde Dareheni/Valer beldesinde, nahiye müdürlüğü de yapmıştır.

-Ayrıca, Çapakcur kökenli Prof. Mahfuz Söylemez Osmanlı dönemindeki bir vesikada ('Bir belgenin düşündürdükleri' adlı makalesinde) Haydar Ağa hakkında kısaca bahs etmektedir. Haydar Ağa Vazenan'ın varlıklı biri olduğunu bu belgeden anlamak mümkündür.

-Êmer Ağa, Şeyh Said hareketinde 26 yaşındadır. Ailece harekete iştirak ederler. Bir kardeşi (Hüseyin) şehid olur. Hüseyin'in kafasını Türk askerleri koparıp, gövdesini ise köylüleri getirip defin ederler. Kardeşinin bu şehadetinde dört asker de öldürülüyor.

-Şeyh Said'in katibi Liceli Fehmi Bilal'de Vazenan'da Êmer Ağa'nın amcası Sadin Ağa'nın kızı Seyran'la evlidir.

- Fehmi Bilal'in bu evliliği 1921 yılında ilk ve tek evliliğidir.

- Fehmi Bilal Isparta sürgünündeyken Êmer Ağa ve amcazadeleri sürgünde ziyaretine giderler. Sürgün dönüşü Fehmi Bilal Dareheni'de dava vekilliğine baslar.


-Êmer Ağa 1985 yılında göç ettikleri Muş ilinin Ziyaret köyünde 86 yaşında vefat eder.


Şeyh Said Hareketinde Êmer Ağa

Şeyh Said hareketi basladığı zaman Êmer Ağa ilkin Melekanlı Şeyh Abdullah'ın gurubuna katılır. Hareket cephelere ayrılınca Şeyh Said, Ömerê Faro ve Valêrli Sadık Bey'le Diyarbakır istikametindeki guruba katılır. Emer Ağa Diyarbakır kuşatmasında yer alır. Ama şehire işbirlikçi çete ve Türk ordusunun direncinden dolayı maalesef Kürd direnişçileri Sur'ları aşıp şehire giremiyorlar. Hareket bastırıldıktan sonra Kürd direnişçileri geri çekilerek Dareheni'ye gelirler. Êmer Ağa o dönemde kararını verip, Hacı Kolos, Ömerê Faro, Şeyh Tahir (Şeyh Said'in kardeşi ) grup oluşturarak dağlara çekilirler.

-Şeyh Said efendi sınır dışına çekilme kararı verir. Ama işbirlikçi çetelerin planıyla Varto civarında yakalanır.

-Êmer Ağa'nın ölmeden evvel çocuklarına söylediği bir söz var ki "hayatımda en pişman olduğum şey Şeyh Said'i terkedip yanlız yollamam, yani o gurubun içinde olmamamdır."

-Êmer Ağa ağırlıklı olarak Kolos Ağa'nın gurubunda yer alır. Êmer Ağa, Zıkte bölgesinde en azılı çete olan Cansur köyünden Mallê Kek'i cezalandırır. 1933 yılındaki Cumhuriyetin 10. yıl affına uğrayarak serbest kalır.

-Êmer Ağa'yı çeteler ve muhbirler rahat bırakmazlar, sürekli iftiraya uğrar ve jurnallenir.

-Êmer Ağa defalarca bu süreçte karakolara götürüldüğü gibi cezaevine de konulur.

-Valêr ağası Rıza Bey'i (Ataoğlu) çete olduğu için öldüren Cansorlu Abdullah Heci Ehmed , Êmer Ağa'nın yeğeniydi.

-Valêr'deki çetelerin hedefinde öncelikle Emer Ağa vardı.

-1949 yılında kendi köyünden bir çete'yi daha vurarak yakalanark cezaevine konulur.

-Êmer Ağa 1949-1950 li yıllarda Çapakcur cezaevindedir. 1951 yılında Kayseri cezaevine sürgün edilir. Kayseri cezaevinden firar ederek 1958 yılına kadar Çapakcur/Dareheni çevresinde direnişini sürdürür. 1958 yılında yapılan ihbar sonucu yakalanır ve 1960'da hapisten çıkar.

-Êmer Ağa'nın oğlu Feqi Mahmud'ta babası gibi Kürd sorununda yaşı 80'e dayanmasına rağmen çok aktif ve duyarlı biridir.

Êmer Ağa'nın oğlu Feqi Mahmud 1993'te kadar Muş/Ziyaret köyünde ikamet ederken, bir gün iki helikopter köye iner. Helikopterden inen subaylar Feqi Mahmud'a giderler. Söyledikleri, aldığımız duyumlara göre sen bu bölgede nüfuz sahibisin. Korucu olması yönünde kendisine baskı yapılır.

-Feqi Mahmut bilinçli, duyarlı bir Kürd olarak onurlu bir tavır koyarak koruculuğu red eder. Malını mülkünü de bırakarak canını zor kurtarır ve Osmaniye'ye yerleşir. O dönemde dört arkadaşı askerler tarafından götürülüp öldürülür.

-Osmaniye ve Çapakcur illerinde DTP il başkanlığı yapmış akil insanlardan biridir. Bir oğlu gerillada, Mehmet Emin Becerikli (Kendal) 1993'te Muş ilinde şehid olur.

-Kısaca kürdlük vadisinde Êmer Ağa'dan başlayarak çocuk ve torunları, Zıkte bölgesinde miraslarına ihanet etmemişlerdir. Bu yüzden sürgün, baskı, zulüm ve ekonomik zorluklarla sürekli boğuşmuşlardır.


Êmer Ağa ve Yaşanan İki Ankedot

Ankedot (1)

Peçar'lı Malla Hidayet Akgüle atfen 1952 yılında yaşanan bu anekdotu aktarıyorum. Hasan Fehmi Akgül Malla Hidayetin babasıdır.

-Êmer Ağa Kayseri cezaevinden firar ederek Dareheni/Lice mıntıkasında mahkum olur. Êmer Ağa ağırlıklı olarak Lice/Pecar köyünden Hasan Fehmi Akgül Bey tarafından korumaya alınır. O dönemde Dareheni'de subay olan Yüzbaşı Îbrahim isminde bir subay, Êmer Ağa'nın yakalanması için ailesi üzerine baskıyı kurar.

-Êmer Ağa hakkında subay'ın şüphesi Peçar'da saklandığı yönündedir.

Yüzbaşı Êmer Ağa'nın oğlu Hasan ve yeğeni Sıddık olmak üzere üç kişiyi önüne katarak müfrezeyle Peçar nahiyesine giderler. Hasan Fehmi Bey'in evinine uğrarlar. Êmer Ağa daha müfreze gelmeden haber alıp, saklanır.

-Êmer Ağa oğlu, yeğeni ve beraberinde gelen yakınını öldürmek ister. Hasan Fehmi Bey engeler ona bunlar mecbur gelmişlerdir der.

-Êmer Ağa bu dönemde Lice mıntıkasını terk ederek Mardin Ömeran mıntıkasına gider. Burada yakın dostluk kurduğu Mahmude Şer'e Reşe sığınıp uzun bir sürede orada kalır.

-Subay, Hasan Fehmi Bey'i Dareheni'ye götürüp 53 gün gözetim altında tuttuğu gibi ona haftalarca işkence eder. Ancak bir sonuç alamaz. Seydayê Amedi'nin (Hidayet Akgül) anlatımına göre babası eve döndüğünde kemiklerinin üzerindeki derisi bile erimişti.

-Hasan Fehmi Bey Rüştüye ve medrese eğtimi görmüş dönemin akil adamlarından biriydi.


ANEKDOT 2


Êmer Ağa yaşamının son dönemlerinde Hicaz'a gitmeye karar verir.
Diyarbakır'dan otobüsle Hicaza giderler. Hac arkadaşı Dareheni/Botiyan aşiretinden Hacı Baki'dir. Umre'de bir Arap Emer Ağa'nın bulunduğu kafileye saldırır.
Botiyanlı Hacı Baki dayanamaz Arabı bıçaklar.
Êmer Ağa çok içerlenir.
Hacı Baki'ye "Sen niye demedin, ben silahımı getirip'te bu zalim Arabı öldüreyim" der.

-Hacı Baki derki ! Êmer Ağa biz günahlarımızı af etmek için buraya geldik, bak burada da bizi rahat bırakmıyorlar. Elimiz burada da kana bulaştı.

-Êmer Ağa zalim'in Arabı, Türkü, Farsı hepsi aynı fark etmez. Nereye gitsek bu zalimlerden kurtulamıyoruz, der.


Sonuç

Êmer Ağa'nin yaşamı trajedilerle doludur.
Êmer Ağa'yı devlete jurnalleyen ağırlıklı olarak mensup olduğu aşiret bireyleridir.
Hem de bazıları Şeyh Said hareketindeki yol arkadaşlarının yakınları ve aile bireyleridir.

Maalesef Kürdlerin kanayan yarası olan bu devşirmelerin sonları da hep trajedilerle doludur.
Ben de günümüzdede halen tekrarlanan bu serencamlarla(akıbet) dolu dramatik tarihe neşter vurmaya çalıştım.

Son söz Liceli Fehmi Bilal'in Ağaçların söyleşisi şiirinden şu anlamlı ifadelerle noktalıyorum.

Kimilerimiz haramzadedir
Kimilerinin nankör evlatları var
Kürtler düşmanlarıyla el ele tutuşup onlara destek oldukça
Boyunduruk altında, çaresiz ve zavallı kalacaklardır.

Orhan Zuexpayıj

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder