Kûy a Spî

13 Ocak 2013

CEBAXCURDAN BIR PORTRE HÜSEYIN AVNI ULAS

  • HÜSEYIN AVNI ULAS -2-

    Orhan Zuexpayij

    Cebaxcur'dan bir portre "Hüseyin Avni Ulas" Ikinci Bölüm.

    Fri, 11 April 2008 22:16

    IKINCI BÖLÜM

    CEBAXCURDAN BIR PORTRE HÜSEYIN AVNI ULAS

    Kurdistan cografyasinda bugün Cebaxcur sinirlari icinde dogan fikir adami ve hukukcu kimligiyle cumhuriyet öncesi ve sonrasi dönemedeki cikislariyla ön plana cikan Hüseyin Avni Ulas'in yasam öyküsünü ve bilinmeyen
    yönlerini bu bölümde de tanitmaya calisacagim. Hüseyin Avni Ulas bundan 60 yil önce vefat etti. Yasadigi dönemde Kürdistan cografyasindaki trajedileri Kürd kimligiyle degil daha cok demokrat ve hukukcu kimligini ön plana cikararak gören bir fikir adamiydi. Bu dönem ayaklanmalarin en yogun oldugu dönemlerdir. Kocgiri,Seyh Said,Agri,Dersim hareketleri en basta gelenlerdir. Hüseyin Avni Ulas'in son Osmanli meclisi ve TBMM 1.dönem milletvekiligi dönemindeki mücadelesini ve Kürdlerle ilgili söylem ve tavirlariyla ilgili yazilanlari esas almaya calisacagim. Cünkü ondan sonraki dönemlerde Hüseyin Avni Ulas'in tutukluluk,yargilama,sürgün ve ötekilestirme"yanlizlastirma" politikasina maruz kaldigi döneme tekkabül etmektedir
    .

    Hüseyin avni Ulas Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesine Tegmen olarak yollanir. Bu cephede,yani Kafkas
    daglarinda 3 yil kalir. Enver Pasa'nin o maceraperest Turan yolculuguna cikan bu genc tegmen,kaldi-ki o dönemde Ittihat-i Terraki dostu olan bu genc ocakli,o daglarin bas döndüren zirvelerinde,atesin yaninda tipi,aclik ve soguk mücadelesinde anadolu'nun cocuklariyla 3 yil bas basa kaldi. Dostoyevski ,Rus köylüsünü Sibirya zindanlarinda tanimisti. Sosyalist fikir ve siyaset adami Balkan kökenli Dr Hikmet Kivilcimli Kürdleri,yani Seyh Said direniscilerini Elazig zindaninda görüp,tanidi. H.Avni Ulas'ta Anadolu köylüsünü,kafkas daglarinda tanidi. savastan döndükten sonra artik ne ocakli,ne turanci ta damarlarina ,hücrelerine kadar kendisini milliyet ve anadolu davasina dönüsüm saglayarak, kendisini adamistir.

    Hüseyin Avni Ulas'in ölümüne kadar özlem duydugu ve düsündügü bir Türkiye "Soy","Sop","irk"esasina dayali politikalardan uzak durdugu hic bir zaman Kürd kimliginede vurgu yapmadi. T.Cumhuriyeti'nin insaasinda kurulan Sark Müdafa-i Hukuk cemiyeti, Sivas ve Erzurum kongrelerinin atesli savunucusu olarak ön planda Atatürk ve yakin calisma gurubu icinde yer almistir. Bu kadar önemli görevlerde yer almasina ragmen neden unutturulmaya calisilmistir. Yakin dönemde Ikinci Cumhuriyetci denilen gurup,liberal fikir savunuculari disinda kimse ondan üzülerek söyleyeyim ,cekinerek bahsetmedi. Hicbir iktidar günümüze kadar Kemalizm'i veya Atatürk'ü karsisina alipta,demedi Hüseyin Avni Ulas'i taniyoruz,iyi bir hukukcu,demokrattir,kimse diyemedi.

    Hüseyin Avni Ulas'a Kürd cephesinden de bakmak gerekirse,fazla taninmiyor. Cünkü politik mücadele yapttigi dönemlerde Kürd,ve Kurdistan'la ilgili mücadele etmedigi icin fazla ön plana cikmamistir. Cumhuriyetin kurulusundan sonra Seyh Said hareketi öncesi kurulan Istiklal mahkemelerine en sert cikislariyla karsilik veren kisilerin basinda Hüseyin Avni Ulas gelmektedir. Istiklal Mahkemelerinin hukuku ayaklar altina uygulamalarini cok iyi gördügü gibi magduru durumunada düsmüstür. Mecliste Seyh Said hareketi icin kurulmaya calisilan Istiklal mahkemeleri icin bakin neler söylemistir. O dönemlerde tipki bugünkü gibi statükonun devamindan yana olan baskici kesimlere karsi TBMM kürsüsüne cikarak söyle demistir. Biz inkilabi kanla degil, fikirle yapmak zorundayiz. Eger kabadayi usulüne göre yaparsak korkarim ki o zaman inkilaptan mahrum kaliriz,söylemleri halan hafizalardadir.

    Yine 23 Nisan 1920 yilinda acilan TBMM en kritik oturumlarinda Meclisin yetkilerinin bir kisiminin Baskumandan olarak Mustafa Kemal'e devredilmesine karsi cikan Hüseyin Avni Ulas belkide bugün en önemli demokrasi acmazin ta o dönemlerde iyi görmüstür. Tek parti zorbaligin,militarizmi,toplumu tek tiplestirme,farkliliklari yok sayma ve yok etme Sol kesimi,Kürdleri ve islami kesimleri bastirma hevesi icinde olan anlayislari Türkiye demokrasi tarihi ya tek partli ya da birbirine cok benzeyen ,birbirilerinin kopyasi gibi partilerin,askerin vesayeti altinda,darbeler ve muhtiralarla yaralidir. Bu kangren günümüzde de son cikan Ergenekon,Kizilelmacilarin denilen guruplarla ayyuka cikmistir.

    Hüseyin Avni Ulas'in basini cekttigi TBMM ikinci gurubun icinde önemli Kürd sahsiyetleride vardir. Örnegin Bitlis mebusu Yusuf Ziya Bey,Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey Seyh Said isyanina katildiklari veya destekledikleri icin idam edildiler. Hüseyin Avni Ulas ve ekibi tasfiye edilmeseydi ,belki istiklal mahkemeleri kurulmazdi. Yine Seyh Said isyani ve sonrasi bir dizi olaylar yasanmiyabilirdi. Atatürkün temsil ettigi birinci gurup tarafindan tasfiye edilen bir gurup mebus daha sonraki dönemlerde Azadi cemiyeti'ne katilmalari dikkat cekicidir. Seyh Said hareketile ilgili bir cok tarihcinin dile getirdigi baska önemli bir gercek ,Kürtlerin ,koministlerin,islami renkleri bulunan halk kesimlerinin temsili adil bir sekilde mecliste saglansa ve hukuka dayali bir demokratik ortam olusturulsaydi, Cumhuriyet sonrasindaki yillarda kanli ve kansiz ic catismalar yasanirmiydi? tüm bunlar mesru ve sorulmasi gereken sorulardir.

    Hüseyin Avni Ulas sadece 1. TBMM mebus oldugu dönemde hukuk disi ve anti demokratik uygulamalara karsi cikmamistir. Osmanli meclisinde de bir cok anti demokratik,gayri nizami uygulamalarada karsi cikmistir. Örnegin Kocgiri Halk hareketinde yapilan katliamlara,Topal Osman ve Nureddin Pasa sürekâsina karsida Osmanli meclisinde muhalefet yapmis tek kisidir. Bu konuda meclis tutanaklari,ve Komal yayinevinin cikardigi Kocgiri Halk hareketi kitabinin 28 sayfasi,Baytar Nuri'nin Kurdistan Tarihinde dersim adli eserinde konuyla ilgili bilgiler bulunmaktadir. Hüseyin Avni Ulas'in TBMM ve sonrasi dönemlerdeki cikisindan dolayi kendisini Fransiz devrimi'nin en önemli liderlerinden birisi olan Danton'a benzetenler vardir. Danton Fransiz devrimi'nin terör döneminde artik kan dökülmemesi ve devrimin kiyiciligi'nin önüne gecme girisimleri ile Hüseyin Avni Ulas'in onca savas ve yikimdan sonra kurulan cumhuriyetin demokratik degerler üzerinde yükselmesi girisimleri ile mukayyese edilmektedir.

    Son dönemlerde olusturulan Toplumsal olaylari Arastirma ve Yüzlesme Dernegi ,Istiklal Mahkemelerinde yargilanip,haksizliga ugradigi düsünülen tarihi kisiliklere "Iade-i itibar" icin hukuki calisma baslatmistir. Bu dernek günümüzde Resmi Ideoloji'nin bilim disi ve afaki degerlendirmeleriyle unuturulmaya calistirilan ve hatta bazilarina hainlik damgasi vurulan basta Hüseyin Avni Ulas olmak üzere Iskilipli Atif Hoca,Sabahattin Ali,Musa Anter,Prens Sabahattin,ve Cerkez Ethem gibi isimler vardir. Bu dernegin bünyesinde olusturulan "Yeniden Tarih Calisma Gurubu'nun"girisimiyle bu yil 23 Subat 'ta Hüseyin Avni Ulas konulu bir sempozyum düzenlemistir. Bu sempozyumda amaclanan bu tarihi kisilerin iade-i itibarlari icin "özür ve telafi" girisimi baslatmak temel amaclardandir. Dernek ayrica haksiz itibarlara sahip olan kisilerden Topal Osman,Mahmut Esat Bozkurt,Mustafa Muglali ,"Talat,Enver ve Cemal" pasa gibi kisilerinde bu itibarlarinin geri alinmasi calismalarinda bulunacaktir.

    YASAM ÖYKÜSÜ

    Cumhuriyetin kurucu elitinin asker ve sivil bürokrasinin aksine tasra kökenli olan Hüseyin Avni Ulas 1887 yilinda Cebaxcur "Bingöl" 'ün Kümbet köyünde dünya'ya gelmistir. Sadili asiretine mensup olan Hüseyin avni Ulas'in babasi "Kümbetli Gencaga" lâkapli Dursunaga oglu Musa,Annesi Kümbetli mehmet kizi Münire hanimdir. Ilk ve orta ögrenimini Kigi ilcesinde yaptiktan sonra 1901 yilinda vilayet olarak bagli olduklari Erzurum Mülkiyesi'nin Ziraat bölümüne kaydolarak,ilk genclik yillarini burada gecirmistir. Daha sonra Istanbul Vefâ Sultânisi'ne naklini yapmistir. 1907 yilinda idaddi "Lise" tahsilini'de burada tamamlayarak 1912 de Istanbul Hukuk mektebini bitirmistir.

    Istanbul'da Avukat iken 1914 yilinda askere alinan yedek subay Tegmen ve Üst- tegmen olarak 50 Alay 3.Bölük'te Ruslara karsi savas'a katilmistir. 1919 yilinda Erzurum ve Sivas kongrelerine katildi. Son Osmanli mebusan Meclisi'nin kapatilmasindan sonra 23 Nisan 1920 de acilan 1.TBMM katildi. 1923 yilinda yapilan secimlerde CHF bugünkü CHP'ye alternatif ve zit fikirleriyle anilan Terraki Perver Halk partisinde yer aldi. Bu partiyle girdigi 1923 yilindaki secimlerde kazanmadi. Atatürk bu partiyi daha sonra kapattip,tek partili bir sistemle Cumhuriyet 1946 yilina kadar böyle yönetildi. Hüseyin Avni Ulas gerek Osmanli'nin son meclisinde gerekse 23 Nisan'da acilan TBMM'de hukukcu kimligine yakisir tavir davranislari basta olmak üzere,Atatürk'ün muhaliflerini tasfiye,susturma ve yoketme planlarini mecliste en sert sekilde dile getirdigi icin,ikinci gurup olarak anilan günümüzde de Ikinci Cumhuriyetin fikir babasi olarak anilmaktadir. Siyaset sahnesinden tasfiye edilip,Istiklal Mahkemesinde yargilandiktan sonra sürekli sürgün ve gözetim süreci yasamistir. 1945 yilinda Milli Kalkinma Partisini kuran Nuri Demirag'in partisinde kurucu üye olarak katildi.

    23 Subat 1948 de Istanbul'da vefat etti. Mesaketli bir yasami olan Hüseyin Avni Ulas'in mücadelesinden,alinmasi gereken cok dersler vardir. Zaten ondan dolayidirki heryil kendisi adina ölüm yildönümü kutlanildigi gibi,fikirlerini savunan gurup ve derneklerin etkinlikleri ile yasatilmaktadir. Son söz olarak Fransiz devrimi liderlerinden Danton en yakin arkadasi Robespierre tarafindan ölüme mahkum edilerek,1794 yilinda giyotin altinda can verdi. Ve bugün Paris'te 1789 devriminin siyasetcilerinden sadece onun aniti vardir.Türkiye Cumhuriyeti kendi Dantonu'nu degil anit, unutturmak ve izini kaybettirme mücadelesi icindedir. Anit önemli bir olay veya büyük bir kisinin gelecek kusaklara tarih boyunca anilmasi icin yapilan,göze carpacak büyüklükte ,sembol niteligi tasiyan yapilardir. Türkiye acaba nezaman Fransizlar gibi erdem ve fazilet duygu ve düsüncelerine ulasir. Selam ve saygilarimla

    Orhan Zuexpayij
  • HÜSEYIN AVNI ULAS

    CEBAXCUR COGRAFYASINDAN BIR PORTRE "HÜSEYIN AVNI ULAS"

    Sun, 02 March 2008 11:34

    BIRINCI BÖLÜM
    CEBAXCUR COGRAFYASINDAN BIR PORTRE HÜSEYIN AVNI ULAS

    "Biz bugün kendi boynumuzu kesecek kiliclari kendi ellerimizle biledik."
    Cibranli Xalit Bey.

    Halit Bey Ermenilere karsi girisilen harekatin icinde aktif olarak yer aldigi icin bu sözlerini Seyh Said'in kardesi Mehdi'ye dedigi aktarilir. Isgal edilmis anadolu topraklarinin kurtarilmasi icin siyasi,askeri alanda cok fedakarlik gösteren Said-i Nursi,Hüseyin Avni Ulas,Mutkili Haci Musa Bey gibi Kürd sahsiyetlerin sürgün,tutuklama ve mahkemelerden kurtulamamislardir. Bu insanlar ödül ve taltif verilmesi gerekirken,neden cezalandirilmis olduklari üzerinde düsünmemiz gerekir. Hüseyin Avni Ulas icin Mehmet Altan diyiyorki?Erzurum kongresine katilmis olmasina ragmen,Erzurum'un ona bir büstü fazla görür gibi bir hali vardir. Hüseyin Avni Ulas yine sansli,cünkü mezarinin yeri bellidir. Seyh Said,Said-i Nursi'nin mezarinin yerinin belli olmasina bile tahammül etmediler.

    Hüseyin Avni Ulas'in yasam öyküsünü yazmaya calisacagim. Bu hukuk ve siyaset adami günümüze kadar mebusu oldugu Erzurum'lu olarak anilmaktadir. Son Osmanli mebusan meclisi ve 1.TBMM mebusu olarak Erzurumu temsil eden bu sahsiyet köken olarak Sadilli asiretine mensup oldugu, dogum yerinin Cebaxcur sinirlari icinde bulunan Kümbet köyünde oldugunu belirtmek isterim. Kümbet köyü günümüzde Karliova"Kanires" sinirlari icinde bulunmaktadir. Hüseyin Avni Ulas neden günümüze kadar Erzurum'lu olarak anilmakta oldugunu biraz aciklik getirmek istiyorum. Hüseyin Avni Ulas'in dogum tarihi ve mebusluk yapttigi dönemlerde Cebaxcur "Bingöl" il degildi. Cebaxcur ismi 1936 yilinda Bingöl olarak degistirilerek, vilayet olmustur.

    Hüseyin Avni Ulas'in mensup oldugu Sadilli asireti'nin yogun yasadigi Karakocan,Kigi,Karliova ilceleri 1926 yilina kadar Erzurum iline bagli ilce merkezleridir. Hüseyin Avni Ulas Kigi rüstiyesini "ortaokul" bitirdikten sonra
    Erzurum'da mülkiye idadisini "Lise",bitirmistir. Cocukluk dönemi Kigi ve Erzurum'da gecttigini görebiliyoruz. Günümüze kadar Erzurum'lu olarak tanidigimiz bu siyaset ve hukuk adami'nin mensup oldugu, asiretin köyleri'nin bir cogu,akrabalari ve dogdugu köy günümüzde Cebaxcur sinirlari icinde oldugunu düzeltmek istiyorum. Hüseyin Avni Ulas dogdugu köy o dönemlerde idari yapilanma geregi Erzurum iline bagli oldugundan günümüze kadar da böyle anilmaktadir. Cebaxcur merkezde yakin akrabalari hatta kendi soyadini yasayan ailelerin oldugunu hatirliyorum. Ailesine mensup Cebaxcur keskan köyünde ikamet etmekteyken yakin dönemde siyasi mücadele icinde yer aldilar. Köylerinin devlet güclerince baski görmeleri sonucu Ulas ailesine mensup,ailelerin Karakocan ilcesine göcertildiler.

    Kürd tarihinde kisaca'da olsa Sadili asiretiyle ilgili bazi bilgileri aktarmak istiyorum. Sadili asireti Dersim ve Seyh Said hareketine katilmamislardir. Her iki harekete de asiretin bazi ileri gelenleri devletin yaninda yer almakla,asiretin büyük bir kesimi hareketlerde ilgisiz kalmislar. Özellikle Seyh Said hareketinde Sadili asiretine mensup , Necip Aga Ohi Türk ordusuyla beraber ortak hareket ederek, Karakocan'dan mendo bogazina kadar Seyh Said direniscileriyle carpismislardir. Yine Erzurum mebuslarindan Hüseyin Avni Ulas,Süleyman Güner ikiside TBMM Atatürke yakin kislerdir. Daha sonraki dönemlerde Mustafa Nuri Okcuoglu CHP Cebaxcur mebusu olarak Inönü ve Atatürk'ün cok güven duydugu,yargitay üyeligine kadar yükselmis,Sadili asiretine mensup önemli sahsiyetlerdir.

    Sadilli asireti cok önemli bir nüfusa sahip ve kalabaliktirlar. Yakin dönem Kürd tarihinde de cok önemli sahsiyetler cikmistir. Seyh Said hareketinde Dr Nafiz Yekbun ve Nureddin Zaza kardesler bu asirete mensup iki Kürd aktivisti, Elazig/Bakir Maden kökenlidirler. Kürd uygarlik tarihi ve kültürü üzerinde cok ciddi arastirmalari olan hukukcu ve tarihci Cemsid Bender "Mehdi Halici"köken olarak ailesi Cebaxcur/Kigi Sadili asiretine mensup olarak Konya vilayetine göcertilmistir. Kürd siyasetind yaklasik 30 yil PSK genel sekreterligini yapan siyasetci,sair ve tarihi arastirmalari olan Dersim/Mazgirt kökenli Kemal Burkay'da bu asirete mensuptur.
    Yine yakin dönem Kürd siyasetinde bir cok Kürd olusumlari icinde yer alan Peri yayinlarinin sahibi Ahmed Önal Sadili asireti'nin Kigi-Adakli Cunan köyündendir. Yakin dönemde bu örnekleri cogaltabiliriz. Örnegin Okcuogullari ailesinden de Kürd siyasetinde yer almis sahsiyetleride gösterebiliriz.

    Sadili asireti inanc olarak homojen bir yapiya sahip degildir. Asiretin kollarinda hem alevi,hemde suni bulunmaktadir. Ulas ailesine mensup yakin döneme kadar birkac aile Cebaxcur merkezde ikamet ediyordu. Bu ailenin keskan köyünde ikamet eden aile ferdleri yakin dönemde siyasi nedenlerden dolayi tutuklama ve cezaevleri süreci yasadilar. Güvenlik güclerinin baskisi sonucu bu aileden tanidigim kisiler'in bir cogu Karakocan,Istanbul merkezlerine göcertildiler.

    Hüseyin Avni Ulas'in siyaset yapttigi son Osmanli dönemi ve Cumhuriyetin kuruldugu dönemden ölümüne kadar siyaset alaninda cok renkli bir kimligi vardir. Özellikle son dönemlerde Ikinci Cumhuriyetciler olarak ortaya cikan,basinida Mehmet Altan'in basini cekttigi gurup, Hüseyin Avni Ulas'in fikirlerinden etkilenmislerdir. Liberal düsünceli bu gurup,cumhuriyetin kurulusuyla beraber Atatürk'ün yapttigi devrimleri yeterli bulmayip,daha fazla liberalizm,özgürlük,anti militarizm,anti-devletcilik isteyenlerin kendilerine takdim ettikleri bir isimdir.Bu siyasi akimi tek kelimeyle tanimlarsak anti-kemalist bir cizgidir.

    Ikinci Cumhuriyet ismini Cumhuriyetin kurulus döneminde TBMM Atatürk'e karsi muhalefet yapan ikinci guruptan aldigini söyleyebiliriz. Ikinci gurubun basini ceken ve fikir babasi da Hüseyin Avni Ulastir. Son dönemlerde Cem Boynerin'de kurmus oldugu YDH de cikisi Hüseyin Avni Ulas'in fikirleriydi. Secime giren bu hareket secim meydanlarinda liberal fikirleri savundu,secim yenilgisiyle beraber Cem Boyner ve destekcisi Kemal Dervis gibi ekonomist, daha sonra bu guruptan uzaklastilar. Bu olusum icinde Kürd siyasetcilerinden M.Emin Sever ve Ümit Firat'a yer almislardi.

    Ikinci cumhuriyet ve ikinci gurubun siyasi mücadelelerinde yasanan olaylari Hüseyin Avni Ulas'in sahsinda acmaya calisacagim. Yine bu hukuk adaminin yasam öyküsü,yasadigi dönemde cok önemli görevlerde bulunmustur. Atatürk'ün öncülügünde Erzurum ve Sivas kongresinde delagasyondur. Cumhuriyet sonrasi liberal fikirlerinden dolayi tutuklama ve sürgünler yasayan bir fikir adamidir. Hüseyin Avni Ulas Kürd olmasina ragmen ulusal cizgiden kopuk fikirleri vardir. Bu fikirler dönemsel olarak degiskenlik göstermistir. Seyh Said hareketi öncesi ve sonrasi Osmanli ve Cumhuriyeti kadrolariyla ortak hareket etmistir. Bu hizmetlerinin karsiliginida ödül ve taltif edilmesi gerekirken, aksin cok agir müeyyidelerle karsilasmistir.

    Hüseyin Avni Ulas hakkinda Ayse Hür'ün yazdigi "Mustafa Kemal muhalifleri 3 " baslikli yazisinda cok önemli anekdotlar sunmaktadir. Bakin yazilanlari aktarmak istiyorum. Bir gün gazeteciler kendisine sordu;size muhalif diyiyorlar,ne diyiyorsunuz? "evet ben muhalifim,ama neye muhalifim?kanunsuzluga ,diktatörlüge muhalifim."diyiyordu. Millet iradesinin devlet yönetimine yansimasina büyük önem veriyordu. Millet meclisine "milletin kabesi" diyiyordu. Meclisin bu denli kudsiyeti vardi onun nezdinde. Yakin arkadasi,gazeteci ve Trabzon mebusu Ali Sükrü bey fikirleri nedeniyle öldürüldügünde cilgina döndü. ve meclis kürsüsüne cikarak söyle haykirdi;"Sana da mi tecavüz ey milletin kabesi,sana da mi saldiri, ey milletin kutsali. Sana uzanan eller,sirmali pasa kollari olsa da kirilacaktir." Bu sözlerin muhatabi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

    Malumunuz Ali Sükrü Bey Topal Osman tarafindan Atatürk'ün tesvikiyle öldürüldügü rivayet edilir. Son dönemlerde bu konuda Türk tarihcileri yogun olarak tartisiyorlar. Hüseyin Avni Ulas'ta o dönemlerde Atatürk'e karsi bu sözleri sarf ettmistir. Zaten bu sözlerinden dolayi hakkinda bircok sorusturma tutuklama ve hatta idam ile yargilandigi bilinmektedir. Bakin Hüseyin Avni Ulas liberal ve özgürlükcü fikirlerinden dolayi Terakkiperver Cumhuriyet Halk fikrasinda yer almistir. Seyh Said hareketinden sonra cikarilan Takrir-i Sükun kanunu ile bu parti tasfiye edilerek Hüseyin Avni Ulas,Kazim Karabekir,Ali Fuat Cebesoy gibi sahsiyetleri, Atatürk kendisine cok yakin bu mücadele arkadaslarini komplo ve hilelerle tutuklayip, istiklal mahkemesinde yargilar.

    Istiklal mahkemesinde mahkum edecek delil ortaya koyamazlar. Hüseyin Avni Ulas,kendine berat ettigini bildiren meshur üc Aliler'den kel Ali mahkeme kararini yüzüne karsi okurken bakin Hüseyin Avni Ulas'in tepkisi ne oluyor. "Bugüne kadar namusumdan emindim,fakat simdi süphe ediyorum." diyiyor. Kel Ali'nin "nicin" sualine karsi verdigi " hepsi de benden bigünah ve namuslu arkadaslari astiniz. Bende ne gibi namusuzluk gördünüz ki ,bu serefli ölümden esirgediniz" sözleri hala hafizalardadir.

    Hüseyin Avni Ulas'in yasam öyküsü,biyografisi ile mücadelesile ilgili bir kac anekdotu ikinci bölümde aktarmaya calisacagim. Selamlar

    Orhan Zuexpayij

    Hüseyin Akar Dersim portrelerinden alintidir. Bu yazidan istifade edilecek kisaca nereli oldugu hakkinda

    Hüseyin Avni Bey (Ulaş)
    *v ilUHi ,if. Iı, ıımııı un Kılnlnt kil Imltiı lîtiitfOl, Karlıova ilçesine l’iiifh klıitylu Ihtıutnuflımıde Mum 1′lfhuH’nin oftltıdıtı. İlk ve orta öğrenimini Kiğı Rüştiyesi ve Vefa idadisinde tamamladıktan sonra Istan bul DarillfUnunu Hukuk Şubesine girdi 2,1 Ky liil 1912′de mezun oldu. Stajını ikmal ettikten sonra 29 Kasım 1913 ‘te İstanbul barosuna kay dolarak avukatlık yapmaya başladı. I. Dünya Savaşı seferberliğinde 20 Temmuz 1914′te as¬kere alınarak İstanbul Yedek Subay Talimgâ-hındaki eğitiminden sonra doğu cephesinde 9′uncu Fırka, 50′nci Alaya takım komutanı ola¬rak atandı. Doğu cephesinde Ruslar’la savaştı. Savaş sonu mütarekede Üsteğmen rütbesiyle Uerhis edildi. Memleketi Erzurum’a giderek Ha-Üne Avukatı oldu^Milli Mücadelenin başından itibaren direnişçiler arasında yer alarak Doğu Anadolu Müdafaayı Hukuk Cemiyetinde çalıştı. Erzurum Kongresinde Doğu Beyazıt delegesi olarak bulundu. Jstanbul Mebusan Meclisinin son dönemi için 19 Ocak 1920′de yapılan se¬çimde Erzurum milletvekili oldu. Meclisin ka-patılmasından sonra Heyeti Temsiliyenin tali¬matına uyarak Ankara’ya geldi. 23 Nisan 1920′de TBMM’nin açılışında hazır bulundu. Mecliste Adalet, Milli Savunma, Ana¬yasa, Malî Kanunlar, PTT ve Bütçe Komisyonlarında çalıştı. H’nci Toplantı yılında Malî Kanunlar Komisyonunun Başkanlığını, Anayasa Komisyonunun Kâtipliğini ve PTT Komisyonunun Sözcülüğünü yaptı. Malî Kanunlar Komisyon Başkanlığını IH’üncü Toplantı yılında da sürdürdü. 10 Mayıs 1921 ‘de Müdafaayı Hukuk Grubu nun Kurulmasında muhalefetteki H’nci Grupta yer aldı ve hemen her konuda kürsü de söz alarak karşı görüşlerini dile getirdi. (93)ü gizli oturumlarda olmak Uz&ıt (409) konuşma ile Meclisin kürsüde en çok konuşan hatibi oldu. Ayrıca (9) som önergesi verdi. Yaptığı (8) kanun teklifinden, nakil vasıtaları hakkındaki tonundu ıl$ ğişiklik yapılmasına dair kendisinin ve arkadaşlarıyla birlikteki İstiklâl Mahkemtk ri konulu olanı hükümet tasarısı ile birleştirilerek ve 198 sayılı Avans Kanununa tkt ir Ali Şükrü Bey (Trabzon) ile birlikteki, sırasıyla 5 Şubat 1921 tarih ve 91 sayılı, İf Temmuz 1922 tarih ve 249 sayılı ve 11 Eylül 1922 tarih ve 260 sayılı Kanun olitn& kabul edildi. Kasım 1922′deki T nci Başkan Vekili seçildi. Bu görevini I Afejf 1923′te yeniden seçilmek suretiyle IV’üncü Toplantı yılında da korudu. Milini” ligi sona erince İstanbul’a dönerek avukatlığını-sürdürdü. 17 Kasım 1924′te ki)
    ——–”TvntkkliH’ivvı (ııııılııııiyct Fırkası” nm Ishmlml Ydımtm Kmuhmda goırv aldı. 17 flaman 1926′da İzmir’de meydana çıkarılan Atatürk’v suikast silisimi olayı ile il¬gili görülerek tutuktandı. Ankara İstiklal Mahkemesinde yapılan yargılaması sonun¬da 26 Ağustos 1926′da suçla ilgisigörülmeyerekberaatlne karar verildi, istanbul’da avukatlığına devam etti. Başvurusu üzerine 30 Haziran 1939′da boş olan İstanbul V’nci Noterliğine atandı. Bu görevde iken, 23 Şubat Î948′de öldü. Evli olup bir ço¬cuk babası idi. (Türk Parlamento Tarihi)
    Hüseyin Avni Ulaş’m dedesi, Dersimli. Iç Dersim’den Ceği (Kiğı)’ye gider. (O zaman Kiğı, Dersim’e bağlıydı) TBMM kayıtlarında Hüseyin Avni Bey için; “Ha¬len Bingöl, Karlıova ilçesine bağlı” diye yazması, aynca Hüseyin Avni Bey’in do¬ğum yerinin Bingöl olduğunun işaretidir. Bingöllüler, bunu böyle kabul ederler. îl-köğrenimi de Kiğı Rüştiyesi’nde tamamlar.
    “Bekir Ulaş, ailelerinin Dersimli oldukları ve Dersim’de kabile halinde yaşarken, kabile reisi Ulaş’ın diğer kabilelerle anlaşmaması yüzünden Kiğı Beyi ile (Yazıcıoğ-lu) anlaşarak ve Beyin müsaadesini alarak, Kiğı mınnkasına gelmiş ve Gaz nahiyesi Karsini köyünde iskân edilmişlerdir.” (M. Sadık Yiğitbaş, Kiğı ve Folkloru, s.357-358) “Kiğı’nın Keklik köyünde ikenjonradan Kümbet’e gitmişlerdir.” (a.g.e., s. 172)
    İstanbul Meclisi Mebusanı*ha, Erzurum mebusu olarak katıldı. ,23 Nisan 1920′de açılan TBMM’ne, yine Erzurum milletvekili olarak girdi.
    Muammer Çelik’in hazırladığı, “Hüseyin Avni Ulaş” eserinin sunuş yazısında Ezel Elverdi, Hüseyin Avni Beyi’i şöyle özetler: “…O, Meclisin üzerinde dalgala¬nan bir bayraktı. Servet, ikbal, koltuk, kadın, rahatlık, saadet… Hepsi ayaklarının al¬tında… Kalbi ve heyecanı değil Meclise, vatana dahi sığmayan bu insanı kim durdu¬rabilecekti. Hile düzen… Meclise alınmayan Hüseyin Avni’nin siyasi faaliyetine son verilmedi. Ömrünün yirmibeş senesini hüsran içinde geçirdi. Ne için?
    Politikanın iğrenç bataklığında isyankâr ruhu, ıstıraplarla yoğruldu. Beşikten mezara çekilen bir doğru üzerinde hiç sapmadan geçen hayatı ile cesaretin, doğru¬luğun, adaletin, milletperverliğin ve faziletin anıtını dikti.”
    Hüseyin Avni, Mecliste bulunduğu kısa süre içinde, 409 konuşma ile “Meclisin, kürsüde en çok konuşan hatibi oldu.” Burada önemli olan, Hüseyin Avni’nin kişili¬ğini bu konuşmalara yansıtması, yol gösterici olmasıdır. Hüseyin Avni, konuşmala¬rında; cesaretin, dürüstlüğün, hak ve hukukun, siyasi ahlâkın vekili ve de aynası ol¬du. Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in kaybı üzerine, Meclis kürsüsüne koşaradım-larla çıkar, şu tarihi konuşmayı yapar: *-
    “Efendiler, bu şerefli kürsü bugün elim bir vaziyete sahne oluyor. Bu şerefli mil¬letin mebusları, bu gün kalpleri kanbağlamış bir zavallı, biçare gibi birbirlerinin yü¬züne bakmaktadırlar. Ey Kâbe-i Millet sana da mı taarruz? Ey âram-ı millet sana da mı taarruz? Arkadaşlar, efendiler, asırlardan beri mahkûmiyetle saltanatların ve onun etrafındaki yakaları üniformalı kahrolası haşeratın ve onun tesiri olan hainlerin mahvı ve Türk milletinin halâsı için bayrak çektik. Efendiler, memleketi düşmanlar is¬tila ediyordu. Millet ümidini kırmıyor, i/nanından onun halâsını bekliyordu. İşte silah
    ——–f’jijı dmiUHi}i vıuıum ‘İttiA- tâvlıtuı Mum mm uıüwttnl feda ederek w eline a//*//ımı «i/««mA ii/ihi, linyittim w luıutmuım kmhunnıkta tereddüt etmedi ve muv,ıtlak ,ln , "Bu güne kadfyr namusumdan emindim, fakat şimdi, şüphe ediyorum."
    "Niçin ? " sorusuna karşılık^ öîarajg, da<-
    "llepsi de benden bigünah (suçsuz) ve namuslu arkadaşları astınız, bende ne mı mnssuzluk gördünüz ki, bu şerefli ölümden esirgediniz?" der.
    Hüseyin Avni, TBMM serüveninden sonra da, düşüncelerinden ödlln venımli Hnyı, Ağn Dağı'nın doruğu kadar dik,«yüksekte tuttuğu için de dumanlı... Yllsrpı. Mıınzur Gözeleri kadar berrak, coşkulu olduğu için "mecrasını" yıpratır oldu. I'^' Hüseyin Avni'yi kalıcı, aranır kılan, bu eğilmeyen başı, kırılmayan cesareti, IçiııuV korkunun bannamadığı yüreğidir. Hüseyin Avni, bu yüreği, gerektiği yerde soitflle iniştir.
    Hüseyin Avni için TBMM, halkın iradesini yansıtır, bu nedenle büyük nilç Meclis 'tir." Bu sözün, şekilden ibaret olmadığı, yaşantıya geçirilmesinin zonııılıılu ^ıııuı savunur. Çoğunun gıkının çıkmadığı yerde, o, kürsüdedir:
    "... Yalnız demesinler ki, memlekette Mustafa Kemal Paşa'nın şahsi arzusu lıll kllmrandır. Hayır, milletin arzusu hükümrandır, istediği zaman yükseltir, istediği >‘n man da yere vurur. Binaenahley geçen mütalaaları bu gün reddediyorum… Aıınık Meclis olarak biz Paşa ‘nın arkasından sürüklenmiyoruz, onu yürütüyoruz. MeeUül iniz bir kimseyi Başkumandan da yapar, nefer de yapar, müşir de yapar. Ben, l’n şu ‘nın büyüklüğünden böyle ümit ederim ve böyle görürümrUk arkadaşı olmakla ij tilıar ederim…”
    Meclis’teki başka bir konuşmasında, Mustafa Kemal Paşa’yı yanıüarken de: “… Paşa Hazretleri bu işten istisna ve zatlarının vatandaşlık hukukundan Isktlt
    rdecek bir mana telakki buyurmalarına hayret ediyorum. (…) Eğer KematPaştt’yt
    Meclis feda ederse, o da feda olsun. Söz Meclis’indir.”
    “… Vatandaşlık, şu veya bu memlekette oturmak esası üzerine değildir. Bulutlu
    kürsü-i millet de yegâne söz sahibi Türk ve Kürt olacaktır, (her Türkiyeli sesleri). Sk

    ———- htfulıkçti vf siy. hu,lıkır sahip olduktu, t’/*-ıftvtvı ifirfitb utarak ha lunvıltı tntuctıRtv. Ta kl İm gayetten inhind etıııeytııL’ ($uhh’tll alkışla)). İlminiz, faz Imu, istikametiniz sizi yaşatacaktır. Siz bundan inilin^ ettiğiniz zumun, sizi atmak da hhim için bir vazife olur. (…)”
    Mir f,llıı Hüseyin Avni, devri yeren Ali İhsan Paşa’nın suçlanan bir kitabı ile ilgi¬li bilirkişi seçilir. Yargıç, Hüseyin Avni’ye:
    “Ali İhsan hu kitabı niye yazdı?” diye sorar. O, yargıca şu yanıtı verir: “Ali İhsan Paşa hu kitabı niye yazdı, diye sormayın. Sen, neden bu kitabı yazma-tim, diye sorun!”
    Sevenleri Hüseyin Avni İçin Neler Yazdı:
    “… ö, iktidarın hiçbir vaadine kanmamış, hiçbir zaman menfaat tuzağına düşme¬miştir. Mustafa Kemal kendisine Vekillik teklif ettiği zaman, ‘kırbaç yemeğe değil, kırbaç vurmaya geldim. Vekil olup emrinizde girmektense: mebus kalarak hesap sor¬mayı tercih ederim.’ demiştir. *
    Hüseyin Avni’nin 25 senelik işkence dolu hayatının nedeni; ahlaksızlığa aynı si-
    lahla mukabele edemeyişidir. Kel Ali’niri~hakwn, -Hüseyin Avni’nin maznun bulundu-
    ftıı acıklı bir devir geçirdik ve sonra Hüseyin Avni bir köşeye atıldı. 1939 senesine
    kadar onun arkasından hiç eksik olmayan siyasi memurların takip ettiği hayatını,
    yokluk içinde işkence ile geçirdi. Kendi tabiriyle, vatanında tam 25 sene iğneli beşik-
    te yatar gibi yaşadı. — *
    1939 senesinde Hüseyin Avni ve arkadaşlarına bir kaz daha serbest teneffüs im¬kânını vermeye çalışan Refik Saydam bile, gözyaşları akarak, Hüseyin Avni’nin boy¬nuna sarılmış,
    ‘Sen bu çamura, bu ateşe bulaşmadın, içimizde temiz olarak yalnız sen kaldın, sa¬na gıpta ediyorum’ demişti.” (Lütfı Bornavalı. Mart 1948, H.De.)
    “Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey, ilk Meclis ‘in sayılı konuşmacılarından-
    rlı. Asıl mesleği avukatlık olan Hüseyin Avni Bey, 23 Temmuz 1919′da Erzurum’da
    toplanan Vilâyât-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kongresi’nden beri ülkenin
    düşmandan kurtulması konusuyla yakından ilgilenmiş ve tik Meclis’e Erzurum’dan
    milletvekili olarak seçilmişti. Orta boylu, yağız, esmer yüzlü, yiğit ruhlu bir kişiydi.
    Meclis’te önemli konularda söz alır, görüşünü sonuna kadar savunur, heyecanlı ve
    mantıklı konuşmalarıyla dinleyenleri etkilerdi. ‘ • „
    Bir ara, yine Erzurum Milletvekili Celalettin Arif Bey ile birlikte Meclis’ten al¬tlıkları izinle seçim bölgesine gitmiş, her nedense iznini uzattıkça uzatmış, sonra ye¬niden dönmüştü. Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in konuk olduğu bir evde Kuv-va-yı Milliyeci birliklerden birinin başı olan Kuzey Karadeniz bölgesinde büyük ya¬rarlıkları görülen ‘Topal Osman’ adıyla anılan Giresunlu Osman Ağa tarafından öl¬dürülmesi üzerine Hüseyin Avni Bey’in Meclis Genel Kurulu’nda yapmış olduğu ko¬nuşma çok ünlüdür. O gün bu konuşmayı başından sonuna değin ayakta dinledipı. Sözleri arasında şu tümce de vardı: ‘Ali^Şâkrü’yü öldüren bilekleri kıracağız; o bi
    hhlvı tstvısi’ suıınıh poşu htlıilrıl ahun’ Hiç unutmadığım hu .sütleri halhalde da İm sonra Mtrlls tutanak drıgih<ılndı’n çıkartmış oltıcak ki onu/a yerini bulamadım. Mktlis’tn öteki dönemlerinde politika*ılıktan ayrılıp yeniden avukatlığa başlayan Hüseyin Avni (Ulaş), ilk Meclls’ln tarihinde ilginç bir yeri olan milletvekillerinden-diı w hu Meclis’in sonlarına doğru kısaca ‘Birinci Grup’ adıyla anılan ilerici ‘Mü-dnftial Hukuk Grubu’ karşısında muhalefet grubu olarak oluşan tutucu ‘ikinci ı iı ıtp’ milletvekillerinin eylemli başkanı görünümündeydi. Tutucu idi, ama mukadde¬satçı ve gerici değildi.” (H. V. Velidedeoğlu, ilk Meclis, s. 128)
    “lilzim demokratik geçmişimiz olmadığı için, kapımızdaki tehlikeleri şeriat, bö¬lücülük olarak sıralıyoruz ama yetmiş yıldır demokrasiyi engelleyerek bu tehlikele-t in güç kazanmasına neden olan militarizmi pas geçiyoruz. Halbuki baskı ve yasak, toplumsal dertleri azdırıyor.
    En az diğer tehlikeler kadar demokrasinin düşmanı olan militarizm, kurnazca, ilk iki tehlikeyi öne sürerek, kendini saklayabiliyor.
    23 Nisan 1920′de toplanan ilk Meclis’te, Türkiye’nin gerçekten ‘demokratik bir t uınhuriyet’ olması için çırpınan ‘hukukun üstünlüğüne^ dayalı bir rejime kavuşma¬mız için çabalayan ‘demokratcumhuriyetçiler’ olmuştur. Bunlardan biride, Cumhu-livet tarihimizin ilk demokratı olan Hüseyin Avni Ulaş’tır. Kendisi ‘Millet Mecli¬si’nin egemenliğini korumak’ isteyen Meclis’teki ‘ikinci Grup’un önderlerindendir.
    Ama, kişi diktatörlüğünü ve millete karşı tek parti-zorbalığını önlemek isteyen di¬ğer milli mücadele kahramanları gibi, Hüseyin Avni Ulaş da saf dışı bırakılmış. Ke-ııuılistlerden oluşan bir sonraki Meclis’e sokulmamıştır.
    Hüseyin Avni Ulaş, 14 Ocak 1922 tarihli gizli oturumdan istiklal Mahkemeleri için şu uyarıları yapıyor:
    ‘Büyük Millet Meclisi kurulduğu zaman daima bir sorumlu Heyet-i Vekile tayin rlmiş ve ordusunu yürütmek çaresini de düşünmüştür. Olağanüstü önlem almak için İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Fakat, bir zaman oldu ki, hükümet bütün icraatı istik¬lal Mahkemelerine verir bir şekilde, bize kanun kabul ettirdi.
    Artık istiklal Mahkemeleri’nin el uzatmadığı, el koymadığı şey katmadı ve bütün !ıükümetin icraatını eline aldı ve Meclis adına hükümler verdi.
    Efendiler, siz memleketi kurtarmak istiyorsanız, işte burada 350 mahkememiz ar. Onun kudretini artırın, onun kudreti olmazsa, dört mahkeme, beş mahkepıe dev¬itin bütün teşkilatını yürütemez.
    ihtilalin de hukuku var. Olağanüstülüğün de hukuku var. Fakat böyle kendi oyuy-a hüküm verecek bir kuruluş dünyada mevcut değildir. Bu, dünyanın adaletine sığa-ak şeylerden değildir.
    Asker kaçakları için gerekli ise, yalnız onunla sınırlayalım. Böyle maddi ve ma-evi zarar takdirine yetkili; genel cümlelerle, sınırsız sorumsuz ve tersyüz etmeye üsait cümlelerle verilen yetkiyle ve kendi oyuyla herşeyi hüküm altına almak, her-ye hüküm vermek yetkisini artık ortadan kaldırmak üzerimize farzdır.’” (Mehmet itan, Pirizma, Sabah Gazetesi, 31.9.1994)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder