Kûy a Spî

13 Ocak 2013

Palu'lu Hacı Cuma Efendi "alintidir"

Palu'lu Hacı Cuma Efendi "alintidir"

Hacı Cuma Efendi

Elazığ'a 60 km uzaklıkta bulunan Ko­vancılar ilçemize bağlı Mirmehmet Köyü'nde medfundur. Elazığ'dan Kovancılar ilçesine giderken ilçe merkezine 6 km. kala sola doğru ayrılan asfalt bir yoldan gidilir. Bu yol yirmi beş kilometre sonra sizi Mir­mehmet köyüne ulaştırır.

Hacı Cuma Efendİ'nin türbesi köyün hemen kuzey yönündedir. Bu türbeyi önce Molla Bekir isminde biri yaptırmış, daha sonra bazı eklemeler yapılarak bugünkü halini almıştır. Bu türbeye en son yapılan ekleme 1970 yılında olmuştur, iki mclre yüksekliğinde olan Hacı Cuma Efendi Türbesi'nin tavanı ahşap örtülüdür. Türbe taş ve topraktan yapılmıştır. Makam bölümünün tavanı ise bozuk bir betonla kubbe görüntüsüne sokulmuştur. Eklemeler dışardan açık bir şekilde belli olmaktadır. Türbede makam bölümü dışında mescit ve ziya­retçilerin kalması için ayrılan iki bölüm daha vardır. Her bölümün kapısı dışardan olup, içerden birbirlerine geçişler yoktur. Türbenin elektriği vardır.

HACI CUMA EFENDİ KİMDİR?

Aslen Kovancılar ilçesi, Mirmehmet Köyü'ndendir. Baba adı Ah­met, anne adı Nuriye'dir.

1834 yılında dünyaya gelen Hacı Cuma Efendi, ilk tarikat dersle­rini zamanın büyük nakşi şeyhi olan Ali Sebdi Hazretleri'nden alır. Ali Sebdi Hazretleri büyük mutasavvıf Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri'nin halifesidir. işle Cuma Efendi ilk derslerini böylesi büyük bir şeyhten almıştır. Şeyh AH Sebdî Hazretle­ri'nin ölümünden sonra ona dersleri Ali Sebdi Hazretleri'nin oğlu Hasan Efendi verir. Tasavvuf çevrelerinin naklettiğine göre Ali Sebdi Hazretleri'nin vefatından sonra Hacı Cuma Efendi kırkların imamı mertebesine yükselmiştir. Yüz on yıl gibi uzun bir müddet yaşayan Cuma Efendi, 1944 yılında ebedi âleme göçer.

Hacı Cuma Efendi oldukça mütevazı bîr kişiliğe sahiptir. Hayatı boyunca sürekli ibadetle meşgul olmuş, ölene kadar da hep huzurda kalmıştır. Bu uzun ömrü süresince çevresinde çok sayıda insanı irşâd etmiş, onlara güzel ahlâkı, dürüst yaşamayı öğretmiştir. Onun bir diğer özelliği de alçak gönüllü olmasıdır. Kendinden sonra Avlavu'lu Topal Selim'i ve Haydar Baba'yı yetiştirdiği söylenir. Haydar Baba aslında Kadiri Tarikatı üzerine yetişmesine rağmen, şeyhi onu sülûka sokmadan ölünce, manevi âlemde bu görev Hacı Cuma Efen-di'ye verilmiştir. Haydar Baba böylece eksik derslerini ve sülûka so­kulma işini Hacı Cuma Efendİ'de tamamlamıştır.

Haydar Baba ölüm döşeğinde iken Hacı Cuma Efendi'nin Mir mehmet'te oturan torunu Hasan Hüseyin Efendi, Haydar Baha'yı ziyarete gelir. Haydar Baba son şeyhi olan Hacı Cuma Efendi'nin torunlarına büyük değer vermiştir, işte Hasan Hüseyin Efendi'yi son gelişinde yanına çağırarak onun hal ve hatırını sorduk­tan sonra ona:'"Sana bir şey anlatacağım. Bunu ilk defa anlatıyorum" der. Sonra Haydar Baba anlatmaya başlar:

"Benimle birlikte ova köyünden bir arkadaş Hacı Cuma Efendi'ye hizmet ediyoruz. Bazen arkadaşımla aramızda diyoruz ki: "Cuma Efendi'ye diyelim bize bir kerametini göstersin." Ama hiç bir zaman cesaret edip söyleyemiyoruz. Bir gün Cuma Efendi, ben ve arkadaşım Palu'dan Mirmehmet Köyü'ne geliyoruz. Bir su başına geldiğimizde Cuma Efendi atından indi ve suyun başına giderek elini yüzünü yıkamaya başladı. Biz ise biraz Ötede yine bu keramet işini konuşuyorduk. Hacı Cuma Efendi bize illâ kerametini göstermeliydi. Bizim kendi aramızdaki bu konuşmamız onun dikkatini çekmiş olacak ki: "Kendi aranızda ne konuşuyorsunuz?" dedi. Arkadaşım nasıl olduysa cesaretle: "Efendi, bu kadar zamandır sana hiz­met ediyoruz, ne olur bize bir kerametini göster." dedi. Cuma Efendi: "Ben kimim, benim ne değerim var ki size keramet göstereyim." diye karşılık verdi. Arkadaşım: "Allah aşkına Efendi ne olur göster." dedi. O "Allahaşkına" kelime­si öyle içten çıktı ki. Cuma Efendi titremeye başladı, elini birden suyun Önündeki birikintiye batırarak sudan canlı bir balık çıkardı ve elini tekrar suya soktu. Sonrada bize dönerek: "Bunu ömrünüzün sonuna kadar kimseye anlatmayın."dedi. Haydar Baba bu olayı anlattıktan sonra sözünü şöyle bağladı: "îşte Hüseyin Efendi, Cuma Efendi'nin böyle bir olayına şahit olduk."

Bu ilginç olayı Haydar Baba, Hasan Hüseyin Efendi'ye anlattıktan bir gün sonra o da Hak'kın rahmetine kavuşmuştur.

Hacı Cuma Efendi hasla ve son günlerini yaşadığı sırada kız to­rununu yanına çağınr Ona: "Kızım benim yatağımı dama serin, ben orada yatacağım." der. Kız torunu ve damadı önce şaşırırlar, sonra me­seleyi kendi aralarında tartışarak yatağı dama çıkarmaya karar verirler. Önce yatak, sonra Hacı Cuma Efendi sırtlanarak dama çıkanlır. O, yatağa yatar yatmaz onlardan bir ibrik su isler. Su dolu ibrik geldikten sonra torunu ve damadına dönerek: "Siz gidip yatın yavrum." der. Da­mat ve kız torunu damdan inerler. Ama ondaki bu durumu merak ettik­leri için Hacı Cuma Efendi'yi gözetlemeye alırlar. Gecenin ikisine doğru her taraf zifiri karanlığa bürünmüşken gökyüzünden beyaz bir ışğın dama doğru indiğini görürler. Arkasından beyaz ışıkla birlikte yeşil bir ışık gökyüzüne doğru çıkıp gider. Kız torunu ve damadı bir anlık şaşkınlık geçirirler. Sonra ikisi biden dama çıkarak Hacı Cuma Efendi'ye bakmak isterler. Dama vardıklarında şaşkınlıkları dahada artar. Cuma Efendi yatağında yoktur. Damı dolaşırlar fakat Cuma Efendiyi bulamazlar. Aşağı inip yeniden beklerler. Bir süre sonra aynı iki ışık yeniden dama iner. Bu sefer beyaz ışık tek başına gökyüzüne doğru yükselerek kaybolur. Bu olağanüstü olay her ikisini de şaşkına çevirir. Yeniden dama çıkarlar. Bir de bakarlar ki, Cuma Efendi yatağında oturmuş teşbih çekmektedir. Kız torunu:"Dede biraz önce yoktun, nereye gittin." diye sorunca, Cuma Efendi: "Ben bir yere gitmedim yavrum, buradaydım." diye cevap verir.

Hacı Cuma Efendi 110 yıllık hayatını 1944 yılında noktalayarak Hak'kın rahmetine kavuşur. Ölümünden sonra aradan birkaç yıl geçince bir neden yüzünden Hacı Cuma Efendi'nin kabri yeniden açılır. Bakar­lar ki ceset ilk gömüldüğü gibi taptazedir. Bunun üzerine torunları ve köylüler tarafından oraya hemen bir türbe yaptırılır.

Bu yazı Günerkan AYDOĞMUŞ' un yazmış olduğu. Harput Kültüründe DİN ALİMLERİ kitabından alınmıştır. Katkılarından dolayı Teşekkür ederiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder